12 Ocak 2020 11:20

Kocaeli'de kanser gerçeği tartışıldı: İzmit halkının kanser riski 5 kat daha fazla

"Kocaeli'de Kanser Gerçeği" panelinde konuşan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu "İzmit’te yaşayanların akciğer kanseri riski 5 kat daha fazla" dedi. Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık ise su kirliliğine dikkat çekti.

(Soldan sağa) Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık, Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ve Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Kocaeli Demokrasi Girişimi, kentin gerçeği haline gelen kanseri tartıştı. "Kocaeli’de Kanser Gerçeği" başlıklı panele Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık konuşmacı olarak katıldı. KYÖD Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü ise Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan üstlendi.

Kocaeli Demokrasi Girişimi Sözcüsü Bekir Yurdagül'ün açılışını yaptığı panele HDP, Emek Partisi, Halkevleri, Sol Parti, SYKP, TMMOB, KESK ve Kocaeli Dersimliler Derneği üye ve yöneticilerinin de yer aldığı 200'ün üzerinde yurttaş katıldı.

Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, bundan 4 yıl önce imzaladıkları "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini hatırlatarak sözlerine başladı. Barış taleplerini yineleyen Hamzaoğlu, "Ben bu kentte yaşadığım acılarla ve sevinçlerle olgunlaştım. Döneceğimiz tek bir yer var o da üniversitedir" dedi. Sunumunda; bu kentin bitmeyen hikayesinin Dilovası ilçesi olduğunu söyleyen Hamzaoğlu, "Kocaeli 60'lı yıllar itibariyle sanayi havzası olarak belirlendi. Kandıra hariç diğer ilçelerinin tamamı sanayi tarafından işgal edilmiş durumda. Dilovası Türkiye’nin en fazla demir çelik üretiminin yapıldığı bölgelerden birisi. O dönem Dilovası’daki hava kirliliğiyle ilgili bir çalışma yaptık. Bu çalışmada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ölçüm istasyonları verilerini baz aldık. Hava kirliliği olmayan bir kente göre, Dilovası’da yaşayanlarda kansere yakalanma oranı 2017 yılında 4 buçuk kat daha fazla. İzmit’teki durum da Dilovası’dan pek farklı değil. Yine hava kirliliği olmayan bir kente göre, İzmit’te yaşayanlarda kansere yakalanma oranı 2009 yılında 5 kat, 2011 ve 2017 yılında 4 kat ve 2018 yılında 5,1 kat daha fazladır" ifadelerini kullandı.

"KANSERDEN HAYATINI KAYBEDENLERİN YAKINLARI DAVA AÇMALI"

İktidarın bilimsel bilgiyi bir kenara atarak halkın canına kast ettiğini ifade eden Hamzaoğlu, "En son parti olarak verdikleri yasa tasarısını, Türkiye halklarının tamamının karşı çıkmasıyla yine aynı partinin üyesi Cumhurbaşkanı sıfatıyla veto ettiler. Suç işliyorlar, akciğer kanserine sebep vererek ölümleri sağlamaları tahammüden adam öldürmekle eş değerdir. 'Sanayiyi kaldırmak lazım' gibi bir şey söylemeyeceğim. Var olan koşulları ıslah etmek gerekiyor. Dilovası'nda kapasite arttırımına gidilmemeli, yeni fabrikalar kurulmamalı ama sizler görüyorsunuz. Doğaya ve insana olan zararları azaltmak olabildiğince mümkün. Üretim alanı ve havza değerlendirmesini bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Toprak ne durumda, hava ne durumda. Bunlara bakmak gerekiyor. Az kâr ederek, daha az insana ve doğaya zarar verecek ham maddeler kullanılabilir. Sanayiden kaynaklanan doğa ve sağlık tahribatı, kirlilik sorununu fabrikaları kapatmadan, makineleri kırmadan, kökünden çözmek de mümkün. Teknolojinin modernize edilip atık hacmi düşük üretim süreçlerinin devreye sokulması ve bunlara karşın ortaya çıkan atıkların zararsız hale getirilmesi gerekir. Bunların yapılmamasından ve doğan zararlardan yerel yönetimler ve Hükümet temsilcileri bunun sorumludur. Akciğer kanseri nedeniyle bu kentte yaşayıp ölenlerin akrabaları tazminat davası açmalı. Kazanılacak davalar belki bir nebze kirletmelerinin ve bizi zehirlemelerinin önüne geçer" dedi.

"SU VARLIKLARINDA CİDDİ BİR AZALMA ÖNGÖRÜLÜYOR"

Hamzaoğlu'nun ardından Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık, "Kocaeli ilindeki sularda ve bazı gıdalarda toksik kimyasal madde kalıntıları" isimli sunumunu gerçekleştirdi. Sunumunda Antalya, Kocaeli ve Ergene havzasının su örneklerini değerlendiren Şık, mevcut su varlıklarının baz alındığında Türkiye'nin "su fakiri" bir ülke olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Şık, "Antalya limitleri aşmıyor. Kocaeli ve Ergene'de kurşun kirliliği daha yoğun. Sulardaki alüminyum kirliliği açıcısından Kocaeli yüksek seviyede, limit çok yüksek aşılmış durumda. Kocaeli’de sadece kurşun ve alüminyum kirliliğinin varlığı dahi çok yüksek, diğerlerini katmıyorum bile" dedi. Su varlığının durumuna da değinen Şık, "İklim krizi nedeniyle önümüzdeki on yıllar içerisinde su varlıklarında ciddi bir azalma yaşanacağı öngörülüyor. Fakat biz su kıtlığını daha çok fiziki miktardaki azalma olarak algılıyoruz. Herhangi bir su varlığı kimyasal maddelerle öyle kirletilmiş oluyor ki biz bu kirletilmiş suyu kullanamayız. Bunun da bir kıtlık olarak algılanması gerekiyor. 'Sulara kimyasal madde bulaşıyor mu?' ve 'Mevsimlere göre azalma ya da artma söz konusu mu?' Bu soruların cevaplarının aranması, yer altı ve yer üstü su kaynaklarını dikkatli bir şekilde incelememiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"KOCAELİ'DE SU KİRLİLİĞİ CİDDİ BİR PROBLEM"

"Türkiye’de 249 kimyasaldan 3’te 2’sinin suya ne gibi etki ettiği hakkında bir bilgi bulunmuyor" diyen Şık, "Bu çalışmaların Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı tarafından yapılması gerekiyor. Kocaeli’de çok kapsamlı bir çalışma sonrası Dilovası'nda yaşayan insanlardan alınan kan, idrar gibi testlerle, soy ağacına da bakılarak 'Kanser görülüyor mu?' sorularına cevap arandı" diye konuştu. Ağır metallerin sulara ve toprağa geçişi başta olmak üzere çok sayıda dış etkenin bakanlık tarafından araştırıldığını belirten Şık, "Bakanlık bu çalışmaları açıklamadı ve gömdü. ‘Elde edilen sonuçlara ne yaptınız’ sorusuna cevap halen alınmadı. Mecliste de gündeme geldi fakat cevap alınamadı. Bunun üzerine ben de Cumhuriyet gazetesinde yazdığım yazılarla bu durumları ortaya çıkarmaya çalıştım. Kocaeli’de elde edilen verilere göre sularda limit aşımları var. Kocaeli’den alınan suların yüzde 16’sında kurşun elde edildi. Kocaeli’de alüminyum kirliliği, hem limit aşımı hem de yaygınlık açısından ciddi bir problem" dedi. "Neler eksik, neler yapılabilir?" sorusunu da soran Şık, "Bilgi edinme noktasında çok eksik var. Bir dönem bilgiler bakanlık tarafından yayınlanıyordu. Ama son dönemde bu bilgilere ulaşmak imkansız. Ayrıca hamilin belirsiz olması büyük bir sorun. Bu bilgiye erişme çok kritik, bu hakkı nasıl sağlayacağız, onun üstüne durmamız lazım" diye konuştu.

Panel, soru cevap bölümüyle son buldu.

Kocaeli Demokrasi Girişimi, 14 Ocak Salı günü saat 18.30'da SES Kocaeli Şubesi binasında Meclis toplantısını gerçekleştirerek, çalışmalarını değerlendirip tartışacak.

(Kocaeli/EVRENSEL)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

4. yılda yeniden yargılama: Tuncel ilk, Kışanak ikinci kez hakim karşına çıktı

SONRAKİ HABER

Kristal-İş çalışanı Hakan Port: Seçim hesapları uğruna işten atıldım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa