11 Ocak 2020 04:39

Rusya’nın Suriye’deki rolü değişiyor

Tahran ile rekabet büyürken Moskova, siyasi bir çözüm vizyonu geliştirmekte zorluklarla karşılaşabilir.

Fotoğraf: Kayhan Özer/Cumhurbaşkanlığı/DHA

Paylaş

Dmitriy FROLOVSKY
Moscow Times

Geçmişte Suriye’deki krizi çözme çabalarında ön sıralarda bulunan Rusya’nın bölgedeki konumu bu yıl zorlaşıyor. Suriye’deki rejimin değişim geçirme olasılığının azalması ve İran’ın bölgedeki krize geniş çaplı dahil olarak çıkar elde etmesiyle Moskova siyasi bir çözüm geliştirmede zorluklarla karşılaşıyor. Aynı zamanda önümüzdeki süreçte Tahran ile rekabetin daha belirgin hale gelmesi ihtimaller dahilinde.

İdlib’de askeri operasyon tehdidi, mültecilerle ilgili çözülmemiş sorunlar ve Libya’da genişleyen çatışma, Rusya-Türkiye ilişkilerinde yeni yaklaşımları doğurabilir. Fakat, bu gelişmeler ışığında dahi Rusya-Türkiye ilişkilerinin oldukça pragmatik olan özü değişmekten oldukça uzak.

Rusya, yakın zamanda Suriye’deki gerçek ve öne sürdüğü hedefleri arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilir. Moskova ülke çapında siyasi bir uzlaşmayı savunsa da Lazkiye bölgesindeki askeri gücüne oldukça önem veriyor.

RUSYA’NIN NİHAİ HEDEFİ MUĞLAK

Hava harekatının başlangıcından itibaren Rus yetkililer nihai hedefin Suriye’nin savaş öncesi sınırlarını yeniden sağlamak olup olmadığını yanıtlamaktan kaçınmaya çalıştılar. Geçen haziran ayında Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın Suriye’deki başarısının beklentilerini aştığını ve ülke içindeki durumun istikrarlı hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu açıklama, Rusya’nın ülke çapında uzlaşmaya gerçekten inanıp inanmadığı konusunda hâlâ soru işaretleri yaratıyor.

Rus askeri polisi yeniden ele geçirilen bölgeleri, bir süredir intikamcı politikaları nedeniyle suçlanan Şam’ın kontrolüne devretti. İran’ın Suriye’deki kemikleşmiş nüfuzu ve mezhepleri şekillendirmeye çalışan politikaları, Soçi ve Astana’da imzalanan anlaşmalar ile sahadaki uygulamalar arasındaki farklılıkları ortaya koyuyor. Moskova’daki karar vericilerin İran’ın bu baskıcı uygulamalardan ve iç güvenlik üzerindeki potansiyel uzun vadeli etkilerinden habersiz olduklarına inanmak zor. Bölgedeki bu gerçeklere nasıl yanıt verileceği hakkında strateji netliğin olmaması daha olası.

İKİLEM SÜRÜYOR

Rusya’nın Suriye’de istikrarın sürmesi konusundaki hayati çıkarları göz önüne alındığında bölgedeki savaş sonraki durum, rejimi siyasi reformlar konusunda baskı altına almak veya Lazkiye bölgesine odaklamak arasında bir ikilem yaratıyor.

Proaktif diplomatik çabalar ve güçlü yatırımlar, Şam’daki siyasi istikrarın ve komşu ülkelerin gözündeki yenilenmenin Rusya’nın uzun vadeli çıkarlarının temelini oluşturduğunu gösteriyor. Çatışma sonrası çözüme ilişkin olarak Moskova laikliği korumak, bir tür ademi merkeziyetçiliği teşvik etmek ve siyasi kapsayıcılığı artırmak istiyor. Öte yandan bu hedefler giderek İran etkisi ve Esad’ın değişime direnmesiyle zorlaşıyor.

Dört yıl önce Esad’ın gücü bulanık görünüyordu, şimdi rejim daha dirençli ve daha az esnek. Bu koşullar altında Moskova kendi resmi destekçi tabanını genişleterek ek baskı uygulayabilir, öncü siyasi değişiklikler yapabilir ve İran nüfuzunu dağıtabilir. Ancak bu seçenekler çeşitli riskleri barındırıyor: Sistem kontrolden çıkabilir veya Tahran ile artan rekabet şu anda var olan ittifak ilişkilerini zora sokabilir.

Şam rejimi üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmasına rağmen Moskova, Tahran ile artan rekabet konusunda endişeli. İran, yatırımlardan yararlanmak için kısa bir süre önce Lazkiye’nin konteyner limanının bazı kısımları üzerinde kontrol sahibi oldu, 460 milyon dolarlık enerji santrali planını geliştirdi ve bir dizi kazançlı sözleşme imzaladı. Rusya siyasi reformları ve uzlaşma planlarını hızlandırmak isterken İran, Suriye’yi “direniş ekseni”nin bir parçası olarak görüyor ve siyasi arenada kendi nüfuzuna meydan okuyabilecek her değişikliğe karşı çıkıyor.

SÜLEYMANİ SUİKASTININ ETKİSİ

Yakın zamanda ABD’nin İranlı General Kasım Süleymani’nin suikastı, Tahranı’ı Doğu Akdeniz’deki varlığını yeniden canlandırmaya itebilir. Bu gelişme, Moskova’nın bölgedeki çıkarlarını sıkıntıya sokabilir. Sonuçta, Rusya nihai olarak siyasi dönüşüm için baskı yapmak ya da mezhepsel olarak giderek kutuplaşan dağınık Suriye iç politika sahnesinden uzak durmak arasında seçim yapmak zorunda kalacak. Rejimin İdlib’deki son yükselişi ve Ankara’nın Libya’ya asker gönderme kararı ilişkilerin beklenmedik bir şekilde gelişebileceğini gösteriyor.

Türkiye, Suriye’deki YPG etkisinin yanı sıra Esad’ın mültecilerin yeniden yerleştirilmesi ve koruma altına alınması konusundaki isteksizliğinden endişe duyuyor. İdlib’de tam kapsamlı bir askeri operasyonun şu anda bölgede sıkışıp kalmış milyonlarca Suriyelinin göçünü tetikleme potansiyeli, Ankara’yı aracılarını kullanmakla tehdit etmeye ve Libya’daki çatışmada daha etkili olmaya itiyor.

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİNDEKİ ÇELİŞKİLER DERİNLEŞİYOR

RUSYA ve Türkiye bir yandan bahislerini tahmin edildiği gibi karşıt kuvvetlere oynuyor, bir yandan da krizi çözmek için kendi proaktif yollarını dayatıyor. Bu duruma karşın Libya’daki durum, Suriye üzerindeki gelecek diplomatik tartışmalarda daha büyük bir etki yaratabilir.

Rusya, Türkiye’nin nihai hedefinin Kürt birliklerinden ve yeni mülteci dalgalarından korunmak için tüm sınır boyunca uzanan bir tampon bölge kurmak olduğuna inanıyor. Böyle bir koruma olmadan Erdoğan’ın ülke içindeki iktidarı tehlikede ve bu da partisinin siyasi durumunu daha da öngörülemez kılıyor.

Rusya, İdlib meselesini kademeli olarak çözmeye çalışıyor ve Türkiye’nin aracılarını tekrar harekete geçirmesini istemiyor. Fakat, aynı zamanda mevcut yönetim ile muhatap olmaya devam ederken pragmatik tavrını ve müzakerelerdeki öngörülebilirlik düzeyini korumak istiyor. Moskova, Ankara’nın eylemlerinin Trump yönetiminden gelen ekonomik yaptırımlarla sınırlı olduğunun da bilincinde. Buna karşılık Türkiye, Rusya’nın hem bölgedeki İran nüfuzu tarafından hem de rejimin isyancılara karşı daha hızlı ve daha kararlı eylemlerde ısrar eden tavrı tarafından gittikçe zorlandığının farkında.

Birçok tahmin Moskova’nın bölgeye olan erişimini artırmakla daha çok ilgilendiğini ve Batı ile sorunlu ilişkilerini dengelemeyi amaçladığını öne sürüyor. Bütün bunlar göz önüne alındığında Suriye’deki diplomatik ilişkilerin ve bölgede yaşanan olayların askerî harekatın nihai hedefleri için turnusol kağıdı olacağını söyleyebiliriz.

(Çeviren: Cansu Ceylan)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mesudiyeliler, taş ocağı toplantısını yaptırmadı

SONRAKİ HABER

Ziraat Türkiye Kupası'nda çeyrek finale yükselen takımlar belli oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...