10 Ocak 2020 03:34

Doç. Dr. Berk Esen: Muhalefetin dış politikayı güvenlik çizgisinden çıkarması gerekir

AKP’nin dış siyaseti güvenlikçi bir anlayış üzerinden kurduğunu söyleyen Doç. Dr. Berk Esen: Muhalefetin dış politikayı güvenlikleştirme çizgisinden çıkartarak, tekrar politize etmesi lazım.

İran'ın ABD üssü için fırlattığı balistik füzelerden birinin enkazı | Fotoğraf: AA

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul 

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Berk Esen’le ABD-İran gerilimi ve Libya’ya asker gönderme tezkeresinin iç siyasete yansımasına ilişkin konuştuk. ABD-İran arasında artan gerilimi işaret eden Esen, Türkiye’deki siyasi aktörlerin çok keskin pozisyon almasının yanlış olduğunu söyledi. Çok keskin pozisyon almak yerine gerilimin sıcak çatışmaya gitmesini engelleyecek açıklamalar yapılması gerektiğini anlatan Esen, “Çünkü hem Amerika hem de İran iç siyasette yaşadıkları sıkıntılarla mücadele etmek için biraz dış siyaset üzerinden sürekli kavga edecek bir aktör arıyorlar” dedi. 

SÜNNİ-Şİİ GERİLİM

Türkiye’de AKP hükümetinin benzer bir pozisyonla hareket ettiğini anlatan Esen, “İç siyasette yaşadığı ekonomik kriz, artan muhalefet onlarla mücadele etmek için dışarıda çok daha agresif politikalar takip ediyor” dedi. Arap Baharından itibaren son 10 yıldır Ortadoğu siyasetini şekillendiren iki tane başlığın olduğunu anlatan Esen bunların başında Sünni-Şii gerilimi olduğunu ifade etti. Şii tarafının başında İran, Sünni tarafından ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki ABD olduğunu ifade eden Esen şu değerlendirmede bulundu: “İkinci ana çatışma noktası da daha çok Sünni güçler arasında gerçekleştiğini gördüğümüz bir tarafında daha radikal Müslüman Kardeşler gibi örgütleri destekleyen Türkiye ve Katar gibi ülkeler, yine onun karşısında aynı şekilde Suudi Arabistan, Mısır hatta Ürdün gibi diğer Sünni güçler var.”  Türkiye’nin ABD-İran gerilimi üstünden Şii-Sünni çatışmasının bir parçası olmaması gerektiğini anlatan Esen, “Türkiye’nin uzun süredir takip ettiği sekteryan siyaseti bir de Şii-Sünni gerilimi üstünden artıracak ve bunun savaşa gitme tehlikesi olduğu gibi, Türk ekonomisin ve Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını milimize edecek sonucu olabilir” uyarısında bulundu. 

"MUHALEFETİN, YANLIŞI AKP SEÇMENİNE ANLATMASI GEREKİYOR"

Muhalefetin buna sert tepki göstermesi gerektiğini ve Mecliste muhalefetin Libya’ya asker gönderme tezkeresi karşısındaki tutumunu doğru bulan Esen, “Muhalefetin bunun arkasından kendi seçmenine, AKP seçmenine düzgün bir şekilde anlatması gerekiyor” dedi. AKP’nin uzun süredir iç siyasette yaşadığı sıkıntıları aşmak için dış politikada çatışma yanlısı çatışmaları artıracak bir politika takip ettiğine de vurgu yapan Esen şunları söyledi: “Bunun üstünde ülke içinde milliyetçi dalga yaratarak iktidarda kalmaya çalışıyor. Seçmenlerin çokta desteklemeyeceği dış politika pozisyonlarını daha popüler hale getirmek için dış politikayı güvenlikleştiriyor. Dış politikada attığı adımları popülerleştirerek destek sağlamaya çalışıyor.”

"AKILCI ARGÜMANLAR KULLANILMALI"

Nadiren devletlerin ulusal güvenlikleri için tehdit unsuru kabul ettikleri bazı konular, gruplar, örgütler olabileceğini anlatan Esen, “Fakat AKP Hükümeti son dönemde ekonomiden iç siyasete, ondan dış siyasete birçok sorunu güvenlikleştirerek onun üstenden siyasi tartışmayı engellemeye çalışıyor. Bunu dış politikada görüyoruz” dedi. Libya konusunda aynı durumun yaşandığını anlatan Esen “Muhalefet öncelikle dış politikada atılan adımları güvenlikleştirme çizgisinden çıkartarak, tekrar politize etmesi lazım. Dolayısıyla tek karşı çıkması yetmez neden karşı çıktığını seçmenlere, kâr-zarar dengesi üstünden rasyonel bir şekilde değinmesi gerekiyor. Yani sadece ‘Libya’ya asker göndermeyelim’ demekle yetinmeyip, Libya’ya asker gönderenin bilakis Türkiye’nin ulusal güvenliğini ne kadar zedeleyeceğini ve zayıflatacağını akılcı argümanlar üstünden anlatması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

"SOSYALİST SOLUN İKTİDAR PROGRAMIYLA, HALKIN KARŞISINA ÇIKMASI GEREKİYOR"

Akademisyen Yazar Barış Zeren dış politikada yaşanan gerilimin iç siyaset yansımasına ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulundu. 

Zeren, “Erdoğan’ın dış politika konusunda benzersiz bir avantajı olageldi. Normalde dış politika, özellikle Suriye gibi savaş benzeri seferberlikleri, iktidarlar için kritiktir. Dış politikada yenilen iktidarın, ayakta kalması çok zordur, hele AKP gibi içeride tek parti despotizmine oynuyorsa. Oysa Erdoğan’da böyle olmadı. ‘Emevi Camisinde namaz kılacağız’ sözleri hâlâ taze. Yapamadı, Suriye’de yenildi ama yenilgiyi kâh Fethullahçıların kâh Davutoğlu ekibinin üzerine yıkıp kendini faturadan sıyırabildi” ifadelerini kullandı.

AKP’nin bunun kısmen yapısı sayesinde başardığını düşünen Zeren şunları söyledi: “Birincisi, AKP, bir lego gibi çeşitli fraksiyonların tak çıkar usulü rol değiştirebildikleri, tabii caizse “esnek” bir parti. Ama ikincisi, Erdoğan, AKP’den de giderek özerkleşebildi. En son nisan 2017 düzenlemeleri bunu artık resmileştirdi. Her şeyi yapmaya yetkili, ama sorumlu tutulamayan bir iktidar odağı, Bahçeli’nin deyişiyle bir “koruma duvarı” ördü. Ülke içinde hızla yeni koalisyonlar bulabiliyor, hatta gerekirse AKP’yi de tedirgin etme pahasına. Bu nedenle, Libya örneğinde görüldüğü üzere, artık dış politika maceralarına daha rahat atılabiliyor. Yenilse de sorumluluktan azade olacağını tecrübeleri ona gösterdi.” Muhalefetin pasifliği sayesinde AKP’nin başarılı olduğunu anlatan Zeren, Meclisteki muhalefetin Libya tezkeresinde ilk kez doğru bir tutum aldığını belirtti. Zeren devamla şunları söyledi: “Libya seferberliğinden uzak durulmak istendi. Ama muhalefetin kronik iki hastalığı, kendi içinde programsızlık, bütünsüzlük, burada da kendini gösteriyor. Şu anda Erdoğan’ı Libya’dan alıkoyan sahadaki güç dengeleri. Yarın öbür gün İran’a karşı bir maceraya girişmekten alıkoyacak olan, gene dışarıdaki güç dengeleri, içerideki muhalefetin hiçbir rolü yok. Ben bu durumu ve eksikliği Meclis muhalefetinin bir arızası olarak değil, karakteri olarak görüyorum. Başta CHP, bu sistemin içindedir ve bu pasifliği onun sınıfsal karakterinden ileri gelmektedir.”

Muhalefetin gerek Libya gerek gelişmekte olan İran meselelerinde temel vurgusunun, Erdoğan’ın kendi iktidarı ile “milli çıkarları” özdeşleştirmesini önlemek olması gerektiğini anlatan Zeren, “Ama bu söylemekle olacak bir şey değil. Ülke çıkarları denen şeyi yeniden tarif etmeyi gerektiriyor. Erdoğan’ınki değilse ne? Bunu da en baştan bir iktidar programı ve kurgusu geliştirerek yapmak mümkün. Bunu yapacak potansiyel de ancak solda var. Özellikle sosyalist solun zihnen ve bedenen Meclis muhalefetinden kopması, bütünlüklü bir iktidar programıyla, kendi iddialarıyla halkın karşısına çıkması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Altay tankında fiyasko: İhale var, fabrika var, Katarlı ortak var, motor yok

SONRAKİ HABER

Evimiz yanıyor!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...