03 Ocak 2020 04:32

Besleme basının akıbetinden öğrenecekleriniz var

"Hapis cezaları, tazminat davaları ile gazeteciler sindirilmeye çalışılırken iktidarın bir elinde de resmi ilanları kesme resti bulunuyor. Ama Evrensel ve BirGün inadına haberciliği sürdürüyor"

Zafer, Havadis, Son Posta ve Yeni Asır gazetelerinin nüshaları

Paylaş

Utku Deniz EREN
İstanbul

Necip Fazıl Kısakürek kürsüdeki yerini aldığında hafif terlemişti. Gelecek soruları biliyordu, yanıtları da hazırdı. Ama izahatına inanılmayacağını da içten içe biliyor olmalıydı. Kaleminden kan ve kin damlayan yazılarını aslında Demokrat Partiden (DP) tomar tomar aldığı paraların karşılığında yazdığı artık ayyuka çıkmıştı.

27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada duruşmaları başlamıştı. Duruşmalar Bebek Davası, Köpek Davası gibi mesnetsiz süreçlerle ilerliyordu ancak Örtülü Ödenek Davası kritikti. DP iktidarı yıllar yılı gizli bir şekilde yandaş basına para akıtmıştı. Bu yayınlardan biri, Necip Fazıl’ın yönettiği Büyük Doğu idi. Ödenen paralar kalem kalem ortadaydı. Necip Fazıl konuşmaya başladı:

“Benim sekiz seneyi bulan, devre devre aldığım paralar vardır. Bana edilen yardımlar üç safha arz eder. Bir 1952 başından sonuna kadar çıkan ilk Büyük Doğu gazetesi devresi; 1956’daki günlük gazete devresi ve ondan sonra hiçbir organım olmadan 1959’a kadar bana verilen peşin paralar halindeki yardımlar…"

NECİP FAZIL’IN YALVARIŞLARI, MENDERES’İN SÖZLERİ

Necip Fazıl’ın bunları inkar edecek hali yoktu. Aynı konu mahkemede Menderes’e de soruldu.

Kimin parası, ne hakla, kime, ne için veriliyordu?

Menderes şu sözleri söyledi:

“Yalnız Kısakürek'e değil, birçok gazetelere ve mecmualara icap ettikçe yardım etmek tahsisatı mesturenin maksadı vazına tamamıyla uygundur.”

Peki para karşılığı yazdırılan bu yazılar memlekete yararlı mı olmuştu!

Menderes’in yanıtı memleket adına utanç vericiydi. İttifak bozulmuş, güç dengeleri değişmişti. Birbirlerini satmakta artık beis görmeyeceklerdi.

“Müsaade buyurursanız reis beyefendi; onun yazılarının memlekete yararlı olmaktan ayrıldığını gördüğümüz zaman münasebet kestik. Uzun zaman münasebet kesiyoruz, tekrar geliyor, düzelteceğim, doğruya gideceğim diyor, münasebeti tekrar tesis ediyoruz.”

Menderes’in ifade ettiği konuda haklılık payı da vardı. Necip Fazıl parası kesildiği anda yalvar yakar para dileniyordu. Bir mektubu şöyleydi:

“Müsteşar beyden 2500 lira ve ‘Mecmuanı çıkar da görelim ve sonra yardım edelim’ cevabı aldım. İlk defa bir itimatsızlık sezer gibiyim. Ben parayı alır da mecmuayı mı çıkarmam veya çıkarırım da uygunsuz bir istikamet mi tutarım? Ben ki her şeyi uğrunuza riske etmiş, her defa mükemmel eseri vermiş ve bu kadar tecrübe ve çileden geçmiş bir adamım.”

Bir diğer mektubunda şunu diyebilmişti:

“Haftalardır Ankara'nın bu hücra ve münzevi otelinde cinnet buhranları içinde çırpınmaktayım. Bütün istediğim zarara birkaç bin zamla 20 bin lira temininden ibarettir.”

Her şey bittiğinde, Necip Fazıl’ın örtülü ödenekten tam 147 bin lira aldığı ortaya çıktı.

Para alan sadece o değildi elbette. DP iktidarı döneminde Yahya Kemal Beyatlı, Orhan Seyfi Orhon, Peyami Safa, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Yusuf Ziya Ortaç gibi isimler de para almıştı.

Devletin imkanları yandaşlara böyle akıtılırken muhalif gazetelerin başına ne mi geliyordu? Anlatayım…

DP RESMİ İLANLARI VE KAĞIDI YANDAŞLARA NASIL VERDİ?

Bu süreçte muhalif basın bırakın hakkı olan devlet desteğini, kağıt bile bulamıyordu. DP, 1957’de gazete kağıdının tek elden ithaline karar verdi. Artık kağıt tamamen DP’nin elindeydi. Yandaş gazete ve dergilere, hem de ihtiyaçları olmayacağı ölçüde kağıt temin edilirken, muhalif yayınlar gazete basacak kağıt bulamıyordu. Satmayan gazetelerin depolarına kağıtlar yığılırken okur nezdinde karşılığı olan yayınlar basılamıyordu.

1958’de DP’nin basına yönelik bir darbesi daha oldu. Artık ilanlar tek elden dağıtılacaktı. Muhaliflerin reklam alması zaten engelleniyordu. Yandaşlar büyük gelirlerle ihya edilirken muhalif gazetelerin yayınlarını sürdürmesi hemen hemen her yolla engellenmeye çalışılıyordu. Tıpkı bugün olduğu gibi…

Bu zaman zarfında yandaş basın; Zafer, Yeni Asır, Havadis, Son Posta reklama ve kağıda doyarken; Yenigün, Ulus, Yeni Sabah, Dünya’ya ilan verilmez oldu. Kim, Hafta gibi muhalif yayınlara kağıt verilmedi. İşte DP döneminin meşhur “besleme basını” böyle doğmuştu.

Basın üzerindeki baskılar bununla da bitmedi. Sadece 1955-1960 yılları arasında 2300 basın davası açıldı; 867, evet yanlış okumadınız, 867 gazeteci mahkum edildi.

EVRENSEL VE BİRGÜN’ÜN DİRENCİ

Tüm bunları durduk yere hatırlatmadım. Bugün hapis cezaları, akıl almaz tazminat davaları ile gazeteciler sindirilmeye çalışılırken iktidarın bir elinde de resmi ilanları kesme resti bulunuyor.

Evrensel, BirGün gibi gazeteler hakkı olan resmi ilanları alamayarak, reklam almaları engellenerek ve davalar açılarak baskılanmaya çalışılıyor. Ama sonucu baştan söyleyeyim; örtülü ödenekler örtülü kalmıyor. Sonunda yalvaranlar da yakaranlar da ilk zorlu anda dün beslediklerini satanlar da tarihteki yerini utancıyla, boncuk boncuk ter döküşleriyle ve yüz kızarışlarıyla alıyor.

Evrensel ve BirGün mü? Tüm olumsuzluklara karşın inadına haberciliği sürdürüyor. Slogan olsun diye değil, bir hakikati hatırlatmak için yazalım: Tüm Evrensel ve BirGün emekçileri, ömürleri boyunca hiçbir soru karşısında ezilip büzülmeyeceklerini bilerek, başları dik, mücadeleye devam ediyor.

"BESLEME BASIN" TABİRİ NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Demokrat Parti (DP), kağıdın dağıtımına el koyunca bundan etkilenen yayınlardan biri de Hafta dergisi oldu. Derginin sahibi Tahsin Demiray, bir yazı yazarak DP’nin bu tavrını eleştirdi ve basın tarihine geçen “besleme” ifadesini ilk kez kullandı:

“Bu memleketin kültür ve irfanı -en azından- sokakta bulunmuş bir kundak çocuğu muamelesi görmüştür ve görmektedir. Bu süt çocuğu kalın enseli yüzsüz beslemelerden artan kırıntılarla yaşamaya savaşmaktadır. Müntesibinin ambar kırıntılarıyla bir memleketin irfanının yaşamaya savaştığı dünyanın neresinde görülmüştür?”

Tahsin Demiray’ın kullandığı “besleme” ifadesi, DP dönemindeki yandaş basının en doğru tanımlamasıydı ve hafızalardaki yerini bu şekilde aldı.

SENNUR SEZER’DEN “BESLEME BASIN” YORUMU

Örtülü ödenekle yandaşları ihya etme yönteminde kabahat sadece bu paralı kalemlerde değildi. Devletin imkanlarını kendi yandaşlarına hibe eden, karşılığında muhaliflere saldırtan iktidar öncelikli suçluydu. Sennur Sezer’in bu konuda söyledikleri harfiyen doğruydu:

“Örtülü ödenekten para isteyen yazar, ressam mektupları açıklandı ama burada bir haksızlık var. Bu yazarlara, dergi sahiplerine önceden böyle bir olanaktan kim söz etti, nasıl bir işaret çaktı bilmiyoruz. (…) Zor durumda olan öteki sakıncalı yazarlar böyle bir istekte bulunmamış, zaten böyle bir olanağı da bilmiyor, bilseler de onursuzluk sayıyorlar. Işık Öğütçü’nün Zamana Karşı Orhan Kemal kitabını okursanız, Ankara ile ilişkileri düzeltmek üstüne gelen teklifi de görürsünüz, her kafanın satılık olmadığı açıklamasını da. Bir yazarın muhalefetten caymak için para istemesi ne kadar onursuz bir davranışsa, bir iktidarın ülkesinin yazarlarını kafasını satma pazarlığı yapmak zorunda bırakması da o kadar onursuz bir tutum bence.”

GAZETECİLERE İSPAT HAKKI DAHİ YOKTU

Demokrat Parti (DP) döneminde basına yönelik baskıların yöntemlerinden biri de tutuklamalardı. 1954 yılında muhalif basının tüm itirazlarına karşın çıkarılan bir yasa, muhalif basına yönelik korkunç bir cadı avı başlatmak için yeter de artardı bile. “Neşir yoluyla veya radyo ile işlenecek bazı cürümler hakkında kanun” bir tasarı olarak gündeme geldiğinde, yandaşlar sorgusuz sualsiz desteklerken muhaliflerden ciddi itirazlar yükseldi. Kanun yürürlüğe girdiğinde “itibar kıracak veya şöhret ve servete zarar verecek” haberlerin ve yazıların yayımlanmasının önüne geçmek istendi. Ancak bu muğlak ifadeye dayanarak, son derece yerinde eleştiriler ve belgeli haberler dahi kanun kapsamında suç olarak değerlendirildi. Üstelik gazetecilerin “ispat hakkı” dahi yoktu. Yani gazeteciler iddialarını ispat edemiyor, mahkemede delillerini sunamıyordu.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Birbirlerine sarıldıkları için öğretmenlere ceza verilmesi Meclis gündeminde

SONRAKİ HABER

Sağlık Bakanı'ndan koronavirüs açıklaması: Şu ana kadar sadece 1 hastada şüphe bulduk

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...