02 Ocak 2020 04:07

Yarım kalmış bir aşkın politik romanı

"Ercan Aktaş, Gitmek romanında eşcinsel aşk yaşayan kahramanlarının hikâyesi eşliğinde 90'lı yıllardan günümüze uzanan bir zaman diliminde öğrenci gençliğinin mücadelesini konu alıyor"

Görsel: Ercan Jan Aktaş'ın "Gitmek" kitabının kapağı

Paylaş

Önder Birol BIYIK

Türkiye’nin siyasi tarihini konu olan romanlar edebiyatımızda her zaman dikkat çekmiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Vedat Türkali, Kemal Tahir, Kerim Korcan, Attila İlhan, Oya Baydar, İnci Aral, Ece Temelkuran, Ayşe Kulin gibi edebiyatçılar farklı kulvarlarda tarihin şu veya bu kesitini romanlarına taşımış edebiyatçılardan ilk akla gelenler. Tarih romanlardan öğrenilmez elbette. Ancak edebiyatın da geçmişe dair söyleyecekleri hep olmuştur. Kemal Tahir romanlarında bir tarih anlayışının kuramsal çerçevesini oluşturmuştur mesela. Milli mücadele dönemlerin aydın ile halk arasındaki kopukluğu Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban’ı çarpıcı bir anlatımla işler. İnci Aral’ın Kıran Resimleri Maraş katliamının iç burkan bir anlatısıdır örneğin...

EŞCİNSEL AŞK ETRAFINDA BİR YOLCULUK

Geçtiğimiz günlerde Klaros Yayınları Dip Serisinden yayınlanan Ercan Aktaş imzalı Gitmek romanı da aynı düzlemde gün ışığına çıkmış bir roman...  Ercan Aktaş, Gitmek romanında eşcinsel aşk yaşayan kahramanlarının hikâyesi eşliğinde 90'lı yıllardan günümüze uzanan bir zaman diliminde öğrenci gençliğinin mücadelesini konu alıyor.  Mücadele içinde yaşanan ve onca badireden sonra sürgünlükle son bulan eşcinsel bir aşkın muhasebesini, itirafla yatışan öfkeleri, yaşanmamışlıkları, keşkeleri geçmişe dönüşlerle irdeliyor Aktaş kitabında. Roman, toplum tarafından ötekileştirilen, duygusal yaşanmışlıkları çok da bilinmeyen LGBTİ+ bireylerin iç dünyasına eşcinsel aşk etrafında meraklı bir yolculuğu çıkartıyor okuru.

Gitmek, doğası gereği kendi içinde zaten trajedi barındıran bir eylem... Kendinden gitmek, geçmişten gitmek, bir aşkı arkada bırakıp gitmek bilinmeze yol almaktır biraz. Üstelik siyasi mücadele yaşam akışını kıran, ağır bedelleri olan çetin bir menzile ermişse, böylesi gidişlerde tarihin akışını değiştirme iddiasının yarattığı ‘kahramanlaşma’ hissine, kurgulanmış yaşam beklentilerinden vazgeçişin gerilimi de ekleniyor. Bu bakımdan roman, yapıcı ve bozucu anlamlarda gitmek duygusunun çok katmanlı işlediği bir roman...   

İKİ SEVGİLİNİN MEKTUPLARLA GEÇMİŞİ SORGULAMASI

Romanda ağır mücadele süreçlerinden sonra ayrı düşmüş iki sevgilinin mektuplarla geçmişi sorgulamasına tanık oluyoruz. Yarım kalmış bir hikâyenin acıtıcı ve duygulu bir sorgulaması bu. Bu yüzden okuru kendine çeken dilsel bir sıcaklığı var kitabın.

Kitapta yer alan pek çok olay örgüsü içinde kitaba girip çıkan kişiler isimleriyle bile gerçek. Bu biçem, kitabın gerçekçilik duygusunu daha bir perçinliyor.  Örneğin Cumartesi Anneleri’nin oturma eyleminde Eren Keskin ile karşılaşıyoruz. Öğrencilerden biri 90 yıl yıllarda Silivrikapı’da öldürülen Cafer Demirel için pankart asıyor. Şerzan Kurt için düzenlenen bir yürüyüş bütün gerçekçiliği ile romana giriyor.      

Aktaş, kitabında mücadele ile aşk ve eşcinsel aşk arasında karşıtlık ilişkisi kuran homofobik patriyarkal zihniyeti sorgu masasına yatırırken cesur bir romana imza atmış.

Gitmek ekolojik hareketler, eşcinsel cinayeti, kimlikler meselesi, savaşın yıkıcı görüngüleri, ötekileştirmeyi ret gibi pek çok konuyu yan temalar olarak ana olaya bağlarken monotip zihin dünyasından özgürlükçü demokratik bir mücadele algısına doğru bir evrimin hikayesiyle ilerliyor. Verili sistem tarafından ötekileştirilen bütün mücadele konularını özgürlükçü bir perspektifle sahiplenme, kendi ben’ini gerçekleştirmenin bir yolu olarak kurgulanmış. Ancak sesini yükselten ve politik mesajları edebiyatın önüne koşan bir perspektif değil bu... Aksine yaşanmışlığın derin sızıntılarından okura ulaşan dünyayı ve toplumsal hayatı algılama bilinci... Bu bilinç biraz da yazarın süreçlerin öznesi ve tanığı olmasıyla içerden bir anlatıma kavuşuyor. Bu tanıklık hali, romanın samimiyetini de koşullayan bir hal... 90’lı ve 2000’li yılların devrimci yurtsever karakterleri ve yaşanmışlıkları olanca canlılığı ile tasvir ediliyor romanda.

YURTSEVER SOSYALİST MÜCADELENİN EDEBİ ANLATIMI

Gitmek romanı gerek yakın tarihin toplumsal mücadelesini gölgede kalan, çoğu kez sol muhalif çevreler tarafından bile yadırganan olaylar silsilesi içinde duygulu sesle anlatan bir roman...

Ercan Aktaş’ın daha önce de anı, belgesel, sözlü tarih çalışmalarının yayınlandığını biliyoruz. Gitmek, yazarın ilk romanı olmasına rağmen edebiyatımızda eksikliğini hissettiğimiz yakın tarihin yurtsever sosyalist mücadelesinin edebi anlatımı olarak kütüphanemizde yerini alıyor.    

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Yeni yıl, vals ve operet demek

SONRAKİ HABER

Elazığ ve İstanbul'da Evrensel'e destek: Evrensel’in suç ortağıyız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa