28 Aralık 2019 17:23

Sosyalizm ütopya mı? Kurtuluş mu?

Asıl ütopya olan düşünce bu düzenin böyle geldiğini ve sonsuza dek böyle kalacağını, değişmeyeceğini düşünmek değil midir?

Paylaş

Gökçefidan TÜRKMEN

Tuzla

Faşizm, milliyetçilik, kariyerizm, sosyalizm gibi kavramlardan bahsettiğimiz zaman toplumun her kesiminden birilerinin aklında bir resim canlanır. Liseli gençliğin de bu konulara dair bir fikirleri var tabii ki. Peki ne diyor bu liseliler, bazı şeylerin farkındalar mı? Nasıl tartışmalar sürüyor liselerimizde? 

Teorik tartışmaların sürdüğü ortamlarda laf illa ki faşizm, kapitalizm, sosyalizm gibi kavramlara da geliyor ister istemez. Tek adam tek parti yönetimini, faşizmi tartıştığımızda bazı arkadaşlarım bunu o kadar da zararlı bir uygulama olarak görmüyor, bazıları ise tek adam yönetimini diktatörlük olarak görmediğini ve eski Türkiye ile şu anı kıyasladığında daha demokratik olduğunu söylüyorlar. Ulusalcı görüşleri savunan bir arkadaşım da devlete, hükümete karşı gelinemeyeceğini karşı çıkıldığı takdirde de faşizmin uygulanmasını haklı bulduğunu ifade ederken bazı arkadaşlarım da insanlara bir şeylerin zorla dayatılmasının demokratik olmadığını ve şu anki tek adam yönetimini eleştiriyor. Tam bu noktada sisteme ve uygulamalara karşı alternatifleri konuşurken sosyalizm de tartışılıyor. Liseli gençler nezdinde sosyalizm çok iyi bir sistem gibi görülse de bir ütopyadan ibaret olduğu konusunda yaygın bir görüş hâkim. Ama insan ve doğa yasalarına göre temelleri oturtulan ve dünyada yaşanmış örneklerini görebildiğimiz bir sistem neden ütopya olsun ki? Asıl ütopya olan düşünce bu düzenin böyle geldiğini ve sonsuza dek böyle kalacağını, değişmeyeceğini düşünmek. Sosyalizm hakkında en çok düşünülen şeylerden bir diğeri ise böyle bir sistemin insanları tek tipleştirdiği ve herkesin eşit ücret kazandığı. Fakat sosyalizmde ihtiyaca göre bir üretim söz konusu olduğu için ve halkın ihtiyaçları devlet tarafından sağlandığı için alınan ücretler konusunda arada bir uçurum söz konusu olmayacak ama kişi üretime katkı sağladığı kadarını kazanacak.

TEK BAŞINA KURTULUŞ MÜMKÜN MÜ?

Okul arkadaşlarımda en yaygın gördüğüm yaklaşım “bireyselci ve kariyerist” düşünce sanırım. Bütün sistemin dayatmalarına karşın yalnız olduklarını düşünen, işsizliğin bu kadar yoğun olduğu bir yerde haklı olarak gelecek kaygıları olan, alternatif çözümleri olmayan ya da bunları ütopik gören, bu ülkeden bir şey çıkmayacağını düşünen gençlerin yurtdışında gidip eğitim görme, girişimcilik, iyi bir şirketin CEO’su olma gibi gelecek hayallerini, gelecek planlarını üniversitelerde yoğunluklu olarak görmemizin yanı sıra bu düşünceler liselilerde de oldukça popüler halde. Burada şu soruyu sormalıyız: Tek başına kurtuluş gerçekten mümkün olabilir mi? Sistem bizi her yönden kısıtlamaya çalışırken, bize dayatmak istediği düşüncelerin propagandasını bu kadar çok yaparken birlikte hareket etmeden, bireysel kurtuluşa ulaşmaya çalışarak özgürlüğümüzü kazanabileceğimizi düşünmüyorum.

Tek adam tek parti yönetiminin olduğu, kadın cinayetlerinin bu denli yoğun olduğu ve cezaların adeta katilleri aklar nitelikte olduğu, eğitimin bilimsellikten olabildiğince uzaklaştırıldığı, milliyetçi ve dinci görüşlerin bütün alanlardan bu kadar çok propagandasının yapıldığı bir ülkede demokratik taleplerimiz için, parasız, bilimsel bir eğitim için ancak beraber olduğumuzda sesimizi duyurabiliriz.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Bir delinin hatıra defteri

SONRAKİ HABER

Manisa'da 4.0 şiddetinde deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa