28 Aralık 2019 14:41

Sahi Mutlu Muyuz?

İçinde bulunduğumuz koşulları değiştirmek üzere benim gibi düşünen insanlarla birlikte bir şeyler yapıyorum ve bunun verdiği güçle sorunlar o kadar da aşılmaz gelmiyor. Bu yüzden daha mutlu olabilirim

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Begüm İnanç

İstanbul Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 1. Sınıf öğrencileri bu sene Bilimsel Araştırma derslerinde hem zorlandıkları hem de öğrendikleri bir ödev aldılar. Bir konu üzerine anket ve anket analizinden şekillenen bir makale yazımı. Şimal ve Gizem’in grubu konu olarak gençlerin mutluluk oranının düşmesinin sosyoekonomi ile ilişkisini seçmişler. Bu konuyu seçerken kendilerinden başlayıp çevrelerindeki gençleri gözlemlemişler. Biz de Şimal ve Gizem’le kantinde anket ve sonuçları üzerine sohbet etmeye başladık. Öncelikle anketin kapsamı İstanbul Üniversitesi’nde okuyan 50 öğrenciden oluşuyor.

Sohbetin en başında anket yapmanın ve yazım sürecinin nasıl geçtiğine dair konuştuk. Öğrencilerin anketi doldurmadan önce “isim yazıyor muyuz”, “ben doldurmayayım” gibi çeşitli çekincelerinin olduğunu gözlemlemişler. Sizce neden diye sorduğumda, “İçinde bulunduğumuz siyasal atmosferi düşününce olağan görünüyor. İnsanlar düşündüklerini söylemekten çekiniyor başıma bir şey gelir mi diye.” İsimlerini yazmadıkları ölçüde daha rahat cevap veriyorlarmış. “Peki birileri bir şeyler yapmazsa bu durum nasıl değişecek?” sorusuna Gizem, “Kesinlikle bir şeyler yapılmalı. Birileri bir şeyler yapmalı, örgütlenmeli ama bu ben değilim cevabını verdi.” Bunun üzerine birlikte güldük. “Ancak, kendimiz elimizi taşın altına koymadan başkalarından bizim için bir şeyler yapmasını nasıl bekleyebiliriz?” sorusu üzerine biraz düşündü. Bu konuyu daha sonra konuşmak üzere anket üzerine sorularına geçtik.

PARASIZ VE MUTSUZ GENÇLER

Ankette ekonomik nedenlerin mutluluk oranını azaltmasına %57 katılıyorum cevabını verilmiş. Kadınların bu soruya katılıyorum şeklinde verdiği yanıt, erkeklere oranla daha yüksek. Şimal kendinden yola çıkarak, kadınların yurt ve benzeri sorunları daha çok yaşadığından; yeterli yurt olmamasından bununla birlikte en azından üniversiteli kadınların ekonomik anlamda daha tepkili olduklarını düşündüğünü dile getirdi.

Genel olarak ankette üniversiteli gençler neden mutsuz sorusunda %40 ekonomik nedenler, hemen onu takip eden %28 gelecek kaygısı ve ardından %10’luk dilimde eğitim var. Aslında içinde bulunduğumuz kriz koşullarını düşününce gençlerin ekonomik olarak bu sıkışmışlıkta mutsuz olmaları olağan görünüyor. Her gün bir sonraki günü nasıl çıkaracağım sorusuyla geçiyor. Elbette bu ekonomik koşullar hemen arkasında gelecek kaygısını da etkiliyor. Şimal, çift anadal yapmayı düşündüğünü ancak bunun sebebinin de okuduğu bölümden duyduğu gelecek kaygısı yüzünden olduğunu söyledi. Burada Gizem geleceksizlik meselesine daha farklı yaklaşıyor. “Bireysel olarak kendimizi geliştirirsek sıyrılabiliriz. Sonuçta sistem rekabet üzerine dayalı ve biz de ne kadar donanırsak rakibimizden o kadar öne çıkabiliriz” gibi bir yaklaşımla çok da gelecek kaygısı duymadığını dile getirdi. %27 oranında bir genç işsizlik var. Kabaca tarif edersek masada 3 kişiyiz ve üçümüzden biri işsiz. “İşsizliği biz yaratmıyoruz, peki neden kendi başımıza bu sorunla savaşalım?” diye sorunca “Sonuçta sistem bu, kendimizi bir yerlere ancak böyle getirebiliriz” gibi bir yanıt geliyor. Ancak anket sonuçlarında sorunu kim çözmeli payında en büyük dilim devlete ait. Pastanın diliminde sorunları %64 devlet çözmeli cevabını verirken, %30’u kendisi çözmeli cevabını vermiş.

SEN NEDEN SÜREKLİ GÜLÜYORSUN?

Anketin soruları içerisinde aileye dair, eğitime dair öğrencilerin aldıkları burs/kredinin yetip yetmediğine dair de sorular var ve analizde ortaya çıkan sonuç yetmediğine dair. Bu da kültürel sosyal ihtiyaçların karşılanamamasından, artan zamlarla öğrencilerin alım gücünün iyice düşmesiyle birlikte mutsuzluğa sebep oluyor. Buna karşın bana; “Sen sürekli gülüyorsun, neden?” sorusu yöneltildi. “Ben de geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısından muaf değilim. Hepimiz bu sorunları yaşıyoruz. Ancak içinde bulunduğumuz koşulları değiştirmek üzere benim gibi düşünen insanlarla birlikte bir şeyler yapıyorum ve bunun verdiği güçle aşılmaz gibi görünen sorunlar o kadar da aşılmaz gelmiyor. Bu yüzden daha mutlu olabilirim.” cevabını verdim.

Aslında anketteki sonuçlar her gün birebir karşılaştığımız, üzerine düşündüğümüz, düşüne düşüne içinde kaybolduğumuz sorunlar. Belki sorunları bu kadar düşünmek yerine, birlikte bu sorunları nasıl çözebileceğimize dair kafa yorabilirsek daha mutlu olabiliriz.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mystery shrouds both the sustainability and domestic nature of the Turkey's first "domestic car”

SONRAKİ HABER

Oyuncu Şevket Çoruh'a da deprem paylaşımı soruşturması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa