25 Aralık 2019 04:00
Son Güncellenme Tarihi: 25 Aralık 2019 11:41

İşçi mektubu: 8 saat çalışmak ve insanca yaşayacak bir ücret istiyorum

'Vergiden muaf olmalı asgari ücretli ve en azından çocuğunun eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz olmalı...'

Fotoğraf: Delwin Steven Campbell/Flickr

Paylaş

Bir işçi

Evrensel ailesinin 25. yılını sevgi ve hürmetle kutlarım. Tüm hak taleplerinin sesi olan; bilhassa işçilerin mücadele birikimlerinin havuzu olan gazetemiz yol göstermeye devam ediyor. Adana’dan yazdığım isimsiz işçi mektuplarına, işsizken yazdığım mektuplar eklenmişti, şimdi yeni yaşanmışlıklarla Evrensel okurlarına ‘merhaba’ demek istiyorum.

ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA 14 SAAT ÇALIŞIYORUM

“İşten atma garantili işbaşı eğitim programı” adlı son mektubumda “Bana ‘İş var çalışan yok’ diyenler asgari ücretin altında çalışmamı bekliyor” ara başlığı vardı. Şimdi tamda oradayım. Sanayiden Otel resepsiyonuna ve asgari ücretin altında çalışmaya itildim. Kızımın doğması geçici ikamet değişikliği bu durumu kabul etmemi kolaylaştırdı. Sigortam yatıyor asgari ücretin 500 TL altına 14 saat çalışıyorum. Günde 5 saat ancak uyuyorum. Ağır bir iş değil, ama ihtiyaçlarımdan dolayı uykusuz geziyorum. Gündüzleri çeşitli kurs ve sertifikalar için dershanelerdeyim. Bari onların parası ya da cep harçlığım çıksın diyorum. Eğitim de sertifikalar da şart malumunuz. Mürekkep yalamışlık var ya biraz…

ESNAF VE ÜRETİCİ; DOĞALGAZ, ELEKTRİK VE MAZOT FİYATLARINA TEPKİLİ

Küçük bir İç Anadolu şehrindeyim çeşitli esnaf, işçi, işsizle görüşüyorum. Hasbıhal ediyorum. En çok şikayet edilen konu, patatesin geçen sene 90 kuruştan alınırken bu sene 50, 60 kuruştan alınması... Büyük sermayelerin patatesi alma konusunda ortaklaşıp fiyatı aşağıda tuttuklarını ifade ediyorlar. Esnaf da üretici de doğal gaz, elektrik vs gibi hayati önem taşıyan ihtiyaçlara gelen zamdan şikâyetçi. Birçoğu çareyi şans oyunları ve ganyanda arıyor. Malumunuz hüsranla sonuçlanıyor. Günü onları tartışarak yarı ediyorlar.

Küçük şehirlerin en avantajlı kısmı her yer yürüme mesafesi, masraf yapacağınız çok bir yer yok; bağımlısı olduğunuz bir durum yoksa…

ÇARŞI ESNAFI ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA İŞÇİ ÇALIŞTIRIYOR

İl dışından gelen inşaat işçileri de var terbiyeli, çalışkan adamlar. İster doğudan ister batıdan günlükleri en az 110 TL, barınma ve yemek masraflarını şirket karşılıyor. Şehrin yerli sanayi işçileri asgari ücrete çalışırken, esnafla çalışan işçiler asgari ücretin altına çalışıyorlar. Patronları hesaplarına yatan asgari ücretin ¼’ünü geri istiyor gelmedikleri gün de ayrıca kesiliyor. Memurlar genelde çift maaş ve şehrin yerlisi, yaşantıları huzurlu diğer kesimlere göre ihtiyaçlarını büyük oranda karşılıyorlar ve saygınlıkları var. Yine çeşitli ülkelerden mülteciler var; İran, Afganistan, Suriye… Suriyeliler çöplerden hurda topluyor, Afganlar yevmiyeli işlere gidiyor, gece esnaf lokantalarında kuryelik yapıyorlar. İranlılar daha yerleşik daha düzenli sigortalı işlerde çalışıyorlar. Bahçe bozumları ve inşaatlarda pek mülteci işçi çalıştırılmıyor. Sanayi açısından azımsanmayacak bir fabrika çeşitliliği var. Beton, otomotiv yedek parça, mobilya, gazoz, maden, güneş enerjisi, halı dokuma, tekstil, şarküteri, şeker…

BOR ŞEKER İŞÇİSİ: ASGARİ ÜCRET 2300 TL OLUR

Şeker fabrikasındaki işçilerden bir kaçı ile asgari ücreti konuştum, ne konuşuyorsunuz ne kadar olur diye. Baskının yoğunluğundan tartışamazlarmış, ikramiyeleri yokmuş bayramda, yılbaşında vs. şeker bile hediye etmezlermiş özelleşince. Elbette insanca yaşayabilecekleri bir ücret istiyorlar ama Türk-İş’in açıkladığı rakamın altında 2 bin 300 TL ya da 2 bin 330 TL gibi bir beklentileri var. Herkes elindekini kaybetmemek için sessiz, sineye çekiyor ama biriktiriyor, hayırlısı… Beton fabrikalarında, otomotiv yedek parça fabrikalarında toplu iş çıkışları olmuş geçtiğimiz aylarda. İşçilerde tedirginlik sürüyor. Herkeste huzursuzluk var, ama mücadele için en ufak kıvılcım yok, mücadelenin büyükşehirlerde olabileceğine; ancak küçük şehirlerde çok etkisinin olmayacağına inanıyorlar.

DİTAŞ İŞÇİ KIRMAYA DEVAM EDİYOR

Çoğunluk hisseleri Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş.'ye ait olan DİTAŞ, 30 yılı aşkın süredir direksiyon ve süspansiyon sistem parçaları üretiminde, yurtiçine olduğu kadar yurtdışı araç üreticisi firmalara da yüksek kaliteli orijinal ürün sağlıyor. Dünya pazarlarında ise hem orijinal ürün tedarikçisi ve hem de yenileme pazarında bilinen bir marka olma yolunda ilerleyen firma, Türkiye'de ticari araç imalatçılarının rot talebinin yüzde 80'ini, binek araçlarının da yüzde 15'ini karşılamakta. Yenileme pazarında da yüzde 25 paya sahip. Niğde'de 20 bin metrekaresi kapalı alan olmak üzere toplam 252 bin metrekarelik bir alanda deneyimli ve eğitimli 400'e yakın çalışanıyla üretim yapmaktaydı. Çıkarmalar olmadan önce…

2001 ve 2002 yıllarını kapsayan DİSK Birleşik Metal’in örgütlülüğü döneminde adını duyurmuş olan işçiler, patronun MESS üyesi olup fabrikaya da kendi eli ile Türk Metal’i getirmesinden sonra doğru düzgün bir mücadele örneği sergileyememişler. Haklarını arayan işçiler lokavtlarla kapı önüne konmak istenmiş. İşçi yakınları ile sohbetimizde şunlara değinildi. Zamanla direnişe katılan işçiler de çıkarılmış şimdilerde ise yine işten çıkarmalar söz konusu… Mavi yaka ve beyaz yaka onlarca çalışanını kapı önüne koyan sermaye kârına kâr katmasıyla ve büyümesiyle övünüyor. Ancak kalifiye dediği 30 kadar işçiyi tek tek toplantıya alıp kendilerini beyaz yaka yapacağını aksi takdirde atılacaklarını söyleyip onları imzaya zorluyor. İşçiler de işsiz kalmamak adına ev araba kredilerini düzenli yatırabilmek için boyun büküyorlar. Ancak sermaye onları beyaz yaka üzerinden çıkarmaya yönelmiş şimdi de, işçiler pişmanlık yaşıyorlar.

BİRİMİZİN TALEBİ HEPİMİZİN TALEBİDİR

Asgari ücretin altında çalışan bir emekçi olarak hakkım olanı istemeye devam edeceğim; 8 saat çalışmak ve insanca yaşanacak bir ücret istiyorum 2 bin 300 TL ile geçinilmez. Atadan babadan bir şey yoksa imkânsız. Vergiden muaf olmalı asgari ücretli ve en azından çocuğunun eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz olmalı… Aklıma gelen bunlar, siz diğer Evrensel okuru, sistem mağduru kardeşlerim; mektuplarınızla aklınıza gelenleri taleplerinizi yazın. Okunmuyor demeyin, okunuyor internetten tıklanıyor, sevgiler… Yeni yılın mücadele edilmezse bir şey getireceği yok, götüreceği çok görünüyor.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

5. Balkan Panorama Film Festivali başladı

SONRAKİ HABER

EMEP heyeti Elazığ'da incelemede bulundu: Hamaset söylemi can kaybının önüne geçemez

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa