23 Aralık 2019 04:17

Bir tiyatrocuya mektup

Anıl Yurdakul, Beyoğlu sokaklarının renkli simalarından Gönül ablanın ardından yazdı.

Fotoğraflar: Anıl Yurdakul | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Anıl YURDAKUL
İstanbul

Sosyal umursamaz bir toplumun içerisinde, "renkli karakter"in gelmediği bir dünyada son renkli insandın. Bohemdin, avareydin, sanatçıydın. Gittin gideli Beyoğlu pek bir sessiz Gönül…

İlk tanıştığımız dönemi hatırlıyor musun? Sokağını süpürüyordun, evin gibi sevdiğin sokağı... “Şeytan” lakaplı Ömer Ekmekçi seni bastonuyla ittirmişti. Sen de suratına tükürmüştün. Ta kırk sene önceki olayların şeyleri. Boşver anlatmaya gerek yok. Ellerinin titremesini, öfkeli bağrışlarını durdurmak için paketi uzattım, ikram ettim. Yakmamı bekledin. Yaktım. Şaşırmıştım. Şaşırmıştım çünkü bir sigara bu kadar mı güzel içilirdi! Diğer elindeki süpürgeye yaslanmış, titremeni örtmeye çalışıyordun. Neden ve nasıl bilmiyorum bağırırdın, çağırırdın ama “Gönül” diyen sesimi duyduğunda duraksardın. Fotoğrafını çekmeme bayılırdın, müthiş pozlar verirdin. Bir sabah başında bekledim, kafanı kaldırdığında fotoğrafını çektim. Çok kızmıştın bana. Tamam saklıyorum o fotoğrafı, yayımlamayacağımı biliyorsun. Hiçbir fotoğrafını silemem ki. Bu kadar güzel bir model hiç çekmedim, çekemeyeceğim…

Gazeteci Erol Dernek Sokak, bozulmaya başladı. İyi ki görmüyorsun, ben yokken küfreder kavga çıkartırdın. Bir gece yakama yapıştın, yoktu ‘kene’. Bıraktın beni arabaların geçtiği yola yattın, trafiği kilitledin. ‘Kene’yi kaptığın gibi kalktın. Yanına gittim, “Gerçekten büyük tiyatrocusun” dedim. Elinle omzuma vurdun iki kere, sonra “Turist Ömer” pozu verdin…

Bir gece Cengiz’le ben Papaz’la seni nişanlandırmıştık. Hatırladın değil mi? Ne komik geceydi. Cengiz, Papaz’a taktı kafayı “Çantanda şişe var” diye. Papaz “Yok” dedikçe Cengiz sardı. O gece olacakları biliyorduk, takip ettik sizi. Cengiz, Papaz’ı dövecekti. Caddeye kadar geliyordu ağlama sesin. Papaz gidince girdik sokağa. “Ne var lan bunda ağlancak” dedi Cengiz ve güldürdü seni. Şişeyi görünce iyice sinirlendi ama kafaya dikince sakinleşti. Yok yok dövmedi ama cezaevine girdi yine…

Papaz çok yalnız kaldı. Yüksel de çok çöktü. Kimse kalmadı ki burada. Hakkı Baba ne yapıyor, sorsana “Orada da insan çobanlığına devam ediyor muymuş?” Ha bu arada senle bir sürü gazeteci röportaj yapmak istedi. Verdim adresini: Cennet Tiyatrosu… Turneye çıkmadığınız ana denk gelirlerse bulurlar seni. Fotoğrafını gören hayran oluyor sana, haklılar. Bu arada fotoğrafların arasında bir tanesinde bana dargın olduğun bir an var. Tanışıklığımız boyunca beş dakikalık dargınlığın olmuştu. Birkaç tane ayrıca canın sıkkınken olan pozların var. Kim bilir neye kafayı takmışsındır. Bir tanesini hatırlıyorum, gece sen şarkı söylüyordun söyletmediler. AKM’ye sırtını verdin, çektim fotoğrafını. Artık ne AKM var ne sen, sanat sarayıydı ve sen kraliçesiydin bu sanatın…

Senin anına bir yazı yazmak istedim. Aylardır kafamda yazmaya çalıştım, olmayınca belki yazarken çıkar dedim. Çıkmadı, yazdım sildim yazdım sildim olmadı. Sabah saat 4.36 oldu anca bunu yazabildim sana layık oldu mu bilmiyorum.

Yüksel’le geçen gün konuşuyorduk “Gönül ablanın bu şekilde öleceği aklıma gelmezdi” dedi. Nedense ben sana abla demezdim. Ruhunun çok genç olduğunu görüyordum, auran öyle açıktı ki anlatamam… Şimdi sen bir yandan evsizi oynadın ama “Evsizler soğukta ne yapıyor” haberine dönüştürüp ana akıma dönüştürmek istemem seni. Gönül yazın ne yapıyorsa kışın onu yapıyordu yazsam olmayacak. Acının pornografisi yazmazdı senaryonda…

Bir tiyatrocu için en güzel ölüm sahnede ölmektir derler. Bu dünya senin sahnendi Gönül. Onurunu ayaklar altına almamış bir bohemi, bir avareyi oynadın. Bunu bildiğimi bildiğinden birbirimizi her gördüğümüzde önce “Turist Ömer” selamı veriyorduk. Cengiz’in damarına basarcasına “Gerçek hikayem bu, ben vamp kadınıyım” demelerini hiç unutamayacağım. Cengiz delirir “GÖNÜL DELİRTME BENİ!” derdi. Ben yerlere yatardım. İzlediğim en güzel komedi sahneleriydi.

Kırgın olduğum bir nokta var ki, şudur: Oyunu sonlandırırken seyirciye son kez selam verilir Gönül. Son selamını vermiyorsun. Ayağa kalkıp alkışlayamıyorum ağlıyorum salondan ayrılıyorum…

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Eskişehirli çiftçiye darbe üstüne darbe: Sel vurdu, devlet sırtını döndü, icra geldi

SONRAKİ HABER

Elazığ ve İstanbul'da Evrensel'e destek: Evrensel’in suç ortağıyız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa