20 Aralık 2019 04:26

TTB'li Yılmaz: Şehir hastanelerini başhekimler değil, patronlar yönetiyor

Şehir hastaneleri aracılığıyla Bakanlık bütçesinin halka değil hastane patronlarına gittiğini belirten TTB MK Üyesi Bülent Nazım Yılmaz, “Bu hastaneleri başhekimler değil patronlar yönetiyor" dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Burcu YILDIRIM
Ankara

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Hayalimdi" diyerek başlattığı sonrasında ise "Halkıma hizmetten zarar ediyorsak edelim be" dediği şehir hastaneleri, halkın sırtına 25 yıllığına 67,1 milyar dolar yük getirecek.

Şehir hastaneleri, bütçeden ayrılan pay, sağlığa erişim güçlüğü ve yaşanan aksaklıklarla hayata geçirildiğinden beri gündemden düşmüyor. Sonradan finansman modeli değiştirilen şehir hastanelerinin Kamu Özel İşbirliği (KOİ) yerine genel bütçe kaynaklarıyla yapılacağı açıklandı. Yaşanan bu süreci, şehir hastanelerinin geldiği çıkmazı ve sağlık alanının ihtiyaçlarını Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz ile konuştuk.

Yılmaz, önümüzdeki yıllarda Sağlık Bakanlığı bütçesinin dörtte birinden fazlasının sadece şehir hastanelerinin finansmanı için ayrılacağını söyledi. 30 bin yatak kapasiteli programın yüzde 70’inin 4 firmanın elinde olduğunu belirten Yılmaz, “Otoban yönetilir gibi hastane yönetilmez. Şehir hastanelerini başhekimler değil hastane patronları yönetiyor” dedi.

"YÜZDE 70’İ 4 FİRMANIN ELİNDE"

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz, KOİ'ye başından beri karşı çıktıklarını, bu yöntemle kamu kaynaklarının kötüye kullanılacağını ve sağlık hizmetlerinde sorun yaşanacağı konusunda uyarılar yaptıklarını söyledi.

Yılmaz, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bütçe görüşmeleri sırasında şehir hastanelerinin finansman modelinin değiştirileceği açıklamasına atıf yaparak, bunu ekonomik krize bağladı. “Bu, bir yanıyla da bugüne kadar yapılan şehir hastanelerinin kaynaklarının kötüye kullanıldığını doğruluyor ve kamunun kaynaklarının çarçur edildiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Şehir hastaneleri projelerinde 30 bin yatak kapasiteli programın yüzde 70’inin dört firmanın elinde olduğunun altını çizen Yılmaz, “Ayrıca 2007-2013 yılları arasında yapılan sözleşmelerin de yüzde 82’si sekiz firmaya verilmiş. Toplumun kaynaklarının önemli bir kısmını bu firmalar harcıyor” diye konuştu.

BÜTÇEDEN 2020’DE YÜZDE 12,7, 2022’DE YÜZDE 27,8 KAYNAK AYRILACAK

2020 Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 12,7’sinin şehir hastanelerine akıtılacağını ifade eden Yılmaz, temelde Türkiye’de planlı programlı bir sağlık sisteminin olmadığına dikkat çekti.

Yılmaz, “Sadece sözleşme bedeli 10 milyar TL’nin üzerinde bir para firmalara aktarılıyor. Sağlık harcamalarından kaynaklı bedeller ise ayrıca ödeniyor. 2022 yılında ise yüzde 27,8’inin aktarılması planlanıyor ki, bu rakam Sağlık Bakanlığının bütçesinin 4’te birinden fazlasına tekabül ediyor. Bütün sağlık kurumlarının birbirleriyle olan ilişkileri arasındaki bağı kesildi. Dolayısıyla halk sağlığı açısından da sağlık hizmetlerinde ve kamu hastanelerinde sorunlar artacak” dedi.

IMF BİLE DOĞRU BULMAZKEN TÜRKİYE DAYATIYOR

Şehir hastanelerinin tek sorununun finansman olmadığına değinen Yılmaz, şehir hastaneleri için birçok hastanenin kapatıldığına işaret ederek “Kısa mesafedeki hastaneler geçilerek 112 servisleri ile hastaların büyük çoğunluğu buralara yönlendiriliyor. Şehrin uzak noktalarına yapılan ve ulaşımı güç bu hastaneler gidiş geliş maliyetlerini de arttırdı. Şirketlere doluluk garantisi ile verilen ve yüksek bedelli bir yatırım olarak şehir hastaneleri görünür kılınmak isteniyor. Aynı zamanda sadece bir hastanecilik modeli değil ciddi bir siyasal propaganda aracı olarak AKP iktidarı tarafından kullanılıyor” diye konuştu.

DÜNYA BU MODELDEN VAZGEÇTİ

“Öncelikli olarak şehir hastanelerindeki bu finansman yönteminden tamamen vazgeçilmeli ama en önemlisi şehir hastaneleri modelinden vazgeçilmeli” diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bunlar sağlık alanının ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan hastaneler. Zaten dünyada da bu kadar büyük ölçekli hastaneler kullanılmıyor ve vazgeçilmiş durumda. IMF’nin bile raporlarında bu tip sağlık işletmeciliği doğru bulunmazken bu program Türkiye’ye dayatılıyor.”

58 milyar TL bütçesi olan Sağlık Bakanlığının 30 milyar TL’sinin personel harcamalarına gittiğini, yatırım ve koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan harcamaların ise çok az olduğunun altını çizen Yılmaz, “Bu nedenle yeni bir bütçe öngörüsüne ihtiyaç var. Türkiye’de sağlık harcamaları ve sağlık hizmetleri plansız olduğu için bu harcamalar da son derece plansız ilerliyor. Bugün tedavi edici sağlık hizmetlerinin maliyeti çok yüksek. Sağlık Bakanlığından da karşılanmıyor sadece. Sosyal Güvenlik Kurumundan hastanelere ciddi miktarda paralar aktarılıyor. Sağlık Bakanlığının bütçesinde koruyucu sağlık hizmetlerinin, birinci basamak sağlık hizmetlerinin payı artırılmalıdır. Hastanelerdeki gereksiz, israf noktasına varan harcamalar sonlandırılmalıdır. Maliyet açısından şehir hastanelerinin bütçedeki payı, neredeyse yüzde 12’lere ulaşıyor ve bunun tamamen ortadan kaldırılmasını istiyoruz” dedi.

KAMU HASTANELERİNDEN YÜZDE 70 PAHALIFARKLI

Şehir hastanelerinde aynı şirketlerin farklı fiyatlar uyguladığına da değinen Yılmaz, “Yozgat Şehir Hastanesinde çamaşırhane hizmetleri için 14 TL alan aynı şirket, Sorgun Devlet Hastanesinde 1 TL alıyor. Kamu hastaneleri ile aynı hizmeti üreten şehir hastaneleri yüzde 70 daha pahalı” dedi. Yılmaz, bu model ile sağlık alanında taşeron ve sözleşmeli çalışmanın arttığını da vurgu yaptı.

Şehir hastanelerinin bir metrekaresine 848 dolar harcandığını, bir yatağın maliyetinin ise 243 bin 362 dolar olduğunu belirten Yılmaz “Bir diğer yandan İstanbul’da yatak maliyeti 581 bin 512 bin dolar iken Bursa’da 294 bin dolar” dedi.

Şehir hastanelerine 25 yılda ödenecek kira miktarının 67,1 milyar dolar olduğunu da belirten Yılmaz, “Bu toplumun geleceğinden heba edilmiş çok ciddi bir rakam. Bu tür projeleri köprülerde, otoyollarda da görüyoruz ama hastane yönetimiyle otoban yönetimi aynı değil ve kabul edilemez. Bu, toplum sağlığının ve yaşam hakkının tehlikeye atılmasıdır. Bu projelerin sonu her alanda iflasa çıkar” diye konuştu.

"PARALAR HALKA DEĞİL HASTANE PATRONLARINA GİDİYOR"

Gerçekleri toplumun gözünden kaçırmak için şehir hastanelerinin halk sağlığı adına zarar ettiği söylemlerini de propaganda olarak değerlendiren Yılmaz, “Şehir hastanelerine akıtılan para toplum sağlığına değil sermaye ve hastane patronlarına gidiyor. Şehir hastanelerini başhekimler değil hastane patronları yönetiyor. Bu hastanelerde yapılan ameliyatlar, kamu hastanelerinde daha ucuza yapılıyordu ve sağlık hizmetine kolay erişiliyordu, kamunun kaynakları da bu kadar kötüye kullanılmıyordu” hatırlatmasında bulundu.

Kapatılan devlet hastanelerinde verilen sağlık hizmetleriyle şehir hastanesinde verilen hizmetin arasında bir fark olmadığını hatta halkın kamu hastanelerinden daha memnun olduğunu ifade eden Yılmaz, “Kısacası şehir hastaneleri projeleri ile yanlış yapılmıştır, bu yanlıştan dönülmesi gerekiyor. Bugüne kadar açılmış olan şehir hastanelerinin bir an önce Sağlık Bakanlığına devredilmesi, yapım aşamasında olanların da durdurulması gerekiyor. Bu süreçte yaratılan kamu zararı ise şirketlerden ya da sorumlulardan karşılanmalı” dedi.

Yılmaz bu konuya ilişkin de TTB olarak Sayıştaya başvuruda bulunduklarını söyledi.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Trelleborg işçilerinin grevi 10. gününde: Mücadelede kararlıyız

SONRAKİ HABER

Sağlık Bakanı'ndan koronavirüs açıklaması: Şu ana kadar sadece 1 hastada şüphe bulduk

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...