17 Aralık 2019 10:06

Sılo Qız: Bir büyük ozanın ardından

Elif Eser, Halk Ozanı Sılo Qız’ı yazdı.

Silo Qiz | Fotoğraf: İsmail Ateş

Paylaş

Elif ESER

“Mızrabê sayiri werte gonya sure dero
Mılet cı ra kef u reqıs wazeno”
(şairlerin/ozanların mızrabı kırmızı kandadır/Millet keyif ve raks/dans istiyor)

Dersim Cemevinde hoparlörden cızırtılı bir keman sesi akıyor zamana. Kadınlar, erkekler, sesi duyar duyamaz, kederden sıyrılıp akıyorlar ‘Büyük Şemsiyenin’ altına; birlik olmak, aynı dilin ağrısından uğurlamak için adıyla zıt büyük Szan Sılo Qız’ı. Her aşiretten, her siyasetten, her yaştan insan dökülüyor oraya. Yüz yıllık tarihin bütün acıları onun sesinde diri; dokunuyor herkese.

Kendi dilinin sancısını kişisel tarihinin tanıklığında bir bilgeliğe dönüştürüyor; boynunda değil dizinde çaldığı kemanıyla. Otuz sekiz’i, seksen’i doksanlı yılları yaşıyor. Ölüm, onu sırf anlatsın diye azat ediyor her seferinde. O da kadrini bilip anlatıyor. Her köyün, her kadının, her oğlun, her katliamın ağıdını anlatıyor dilinin sızlayan kemiği ile.

Dervişlerin, pir u rayberlerin, ‘wayiré hardê Dewreş’in’ aşiretlerin, yiğitlerin,  hainlerin, Dersim Dağlarının, ağacın, suların, xızır’ın,  cümle mahlukatın serencamını, yasaklı bir dilin ‘sır’ı, ‘pepuq kuşunun ah’ı , bir kekliğin ihaneti ile anlatıyor.

Sılo Qız’ı büyük yapan geçmişin bütün izlerini yüzündeki çizgilerde taşımasından çok Kürt topraklarındaki ‘dengbej’ geleneğinin Dersim’deki, belki de, tek temsilcisi olmasıdır. Onun kılamlarının/şiirlerinin/şarkılarının anlatımcı/tahkiyeci ve daha çok yaşanan bir olayı ‘şimdiki zaman’ içinde yayılmasını sağlayarak aslında bir çeşit ‘habercilik’ niteliği taşımasıdır. Ama aynı zamanda bu ‘haberin’ kuşaklar arasında bir toplumsal belgeye, belleğe dönüşmesi daha mühim bir tarafı işin. O, belki bu yanın farkına varmaksızın, bütün tanıklığı, bilgeliği ve tutarlılığı ile bütün Dersim topraklarında yaşanan katliamları, yiğitliği, ihanetleri ve unutulmak üzere olan ‘kırmanci’ diliyle anlatmıştır. Onu tarihsel bir kişiliğe dönüştüren, Cemevindeki büyük çadırın altına her yaştan ve her kesimden insanı toplamasını sağlayan da bu sanırım. Şairi ölümsüz kılan olaylar karşısındaki bu tereddütsüzlüğü ve ‘her şeye rağmen’ ömrü müddetince anlatma hevesidir.

O doğmadan, doğan her kardeşi ölüyor Sılo Qız’ın. O doğduğunda ölmesin diye babası, bir efsun gibi ona kendi adını veriyor: Süleyman, karışmasın diye Qız (küçük) efsunun bir nişanesi gibi iliştiriliyor adının yanına. Belki de onu böyle ölümsüz kılan, sesinin rahminden doğan kılamlar kadar bu efsundur da.

Dersim’de katliamların mimarları, tetikçileri, iş birlikçiler unutuldular kuşkusuz, birçoğunun esamesi dahi okunmuyor artık.  Sılo Qız’ın adı, tüm zamanlarda tam da inandığı gibi ‘Devr-i daim’ olacak, ‘beyaz bir güvecin donunda’ Xızırla  Gola Çetu’da semaha duracaktır.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Süper Lig'de 15. hafta | Sivasspor liderliğin tadını çıkarıyor, "4 büyükler" perişan

SONRAKİ HABER

Manisa'da 4.0 büyüklüğünde deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa