16 Aralık 2019 04:38

Babasının istismarına uğrayan A.A. adalet arıyor: Çabalamadıkça sesimizi duymuyorlar

Uşak'ta 8 yaşından 17 yaşına kadar babası tarafından istismara uğrayan A.A’nın adalet mücadelesi sürüyor. Sesini duyurmaya çalışan, A.A "Çabalamadıkça sesimiz duyulmuyor" dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eylem DEMİRHAN
Manisa

Uşak’ta 8 yaşından 17 yaşına kadar babası tarafından istismara uğrayan A.A, 2016’nın mayıs ayında, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Twitter’da "A.A İçin Adalet" hesabıyla sesini duyurmaya çalışan, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşayan A.A ile dava sürecini ve bu süreçte verdiği mücadeleyi konuştuk.

İkinci kızı dünyaya geldiği zaman dava açmaya karar verdiğini belirten A.A, ilk başlarda bir erkek kardeşinin olduğunu ve sadece kadın olduğu için bunları yaşadığını düşündüğünü söyledi. "İlk çocuğumun kız olacağını öğrendikten sonra bir kızı ben her türlü kötülükten korurum dedim. Ama ikinci kızım da doğunca ortalık bu kadar kötüyken ben onları nasıl koruyacağım diye düşündükçe kaygılarım arttı. Durum böyle olunca psikolojik destek almam gerekti. İlk psikoloğa gidiş nedenim farklıydı. Aile içinde mükemmeliyetçilik, eşime karşı çok sert olmam, her hareketinin gözüme batması gibi sebeplerdi. Psikoloğa gittikten sonra dava açmaya karar verdim" diye anlatan A.A, davayı 2016 mayıs ayında açtığını, 20 ay boyunca iddianamenin hazırlanmadığını söyledi.

"KENDİ ÇABALARIMLA ALPHAN’A ULAŞTIM"

20 ay boyunca ‘FETÖ dosyalarına da bakıyoruz öncelik onlar’ diyerek gerekçe sunduklarını vurgulayarak bu süreçte CİMER’e de şikayetlerde bulunduğunu belirten A.A, dava sürecine ilişkin, “Kendi çabalarımla Melis Alphan’a ulaştım. Bir cumartesi günü haber yayımlandı, pazar günü CİMER başvurunuz sonuçlandı diyerek bana geri dönüş yaptılar. 20 ay hazırlanamayan iddianame olay medyaya yansıdıktan sonra, üstelik pazar günü nasıl birden hazırlanıp da dava günü veriliyor? Demek ki biz bir şey yapmadan sesimizi duymuyorlar. Haber yapılınca Kadın Meclisi bana ulaştı. İlerleyen süreçte kendim de meclise üye oldum. İddianame hazırlandıktan ve davayı açtıktan bir ay sonra babam tutuklandı. 6,5 ay sonra her ne kadar suçu işlediğine dair sabit deliller varsa da ‘Hüküm giymemiş bir kişiyi daha fazla hürriyetinden yoksun bırakamayız' diyerek serbest bıraktılar” diye konuştu.

"DAVALARDA ÖNCELİK ÇOCUK VE KADIN OLMALI"

Girdiği ilk duruşmada sanığın gözünün önünde telefon bilgileri ve ev adreslerinin alındığını söyleyen A.A, bunun bir tedbirsizlik olduğunu belirtti. A.A, “Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. Ben bu olayı çocukken yaşadım, davayı 25 yaşında açtım. Açtığım zaman kimseden bir korkum çekincem yoktu ama bir çocuğun bu davayı açıp sanığın yanında ifade verdiğini düşünürsek yapılanın çok yanlış olduğunu görürüz" dedi. Çocukken olayı anlattığı fakat ama bunun karşılığında hiçbir şey yapmayan öğretmenler hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu fakat üzerinden 8 yıl geçtiği için davanın düştüğünü ifade eden A.A, “Anneme de dava açtım. Fakat suçlu birinci derece yakınımızsa sakladığımız için ceza almıyormuş. İstismar davalarından önceliğimizin her zaman çocuklar veya kadınlar olması gerekmiyor mu?” diyerek uygulamaları eleştirdi.

"BU ADAM ŞU AN DIŞARIDA"

A.A, gelinen son durumda sanığın cinsel istismar suçundan 13 yıl 6 ay ceza aldığı, istinaf yolu açık olmak üzere, istinaf sonucuna kadar tutuksuz yargılanmasına ve denetimli serbestlik yasalarından faydalanmasına karar verildiği dile getirdi. Şu an davanın istinafta olduğunu belirten A.A, “Yaklaşık 1 ay önce istinafı aradığımda ‘2017 yılına ait dosyalar yeni bitti, 2018’e yeni başladık. Sizin dosyanız 2019 Haziran’da gelmiş bir yıla anca sonuçlanır’ dediler. Bu adam şu an dışarıda. Kendi çocuğuna bunu yapanın başkasının çocuğuna bir şey yapmadığına, sesini duyuramayan bir başka çocuk olmadığına kimin garantisi var? Ben bunu CİMER’e de yazdım, 'Yargı bağımsızdır' dediler. Yargı bağımsızsa 20 ay boyunca hazırlanamayan iddianame olay medyaya yansıdıktan sonra nasıl bir günde hazırlandı?” diye konuştu. 

"MÜCADELE KAZANDIRIR"

Çocukken öğretmenlerinden, ailesinden gerekli desteği görmediğini belirterek, şu anda örgütlü mücadele etmenin önemine değinen A.A, “İnsanın yanında birilerinin olduğunu bilmesi güzel bir şey. Senin ve verdiğin mücadelenin haklı olduğunu söyleyen birilerinin varlığını bilmek insanı rahatlatıyor. Daha öncesinde çocuk istismarına af yasası gündeme geldi ve kadınlar bunu mücadele ederek geri püskürttüler. Şule Çet davası da mücadelenin kazandırdığının bir örneğidir” diyerek sistemin kendi katillerini, tacizcilerini doğurduğunu söyledi.

"BEN SUSMADIM, SUSTURULDUM"

"Çocuklarımız için kendimiz için mücadele etmeliyiz, sandığımız kadar değersiz değiliz” diyen A.A, devlet denetiminin eksik olduğunu vurguladı. A.A son olarak, “Hükümetimiz ailelere 3 çocuk yapın diyor fakat bu çocukları doğuranların sağlıklı bir yapısı var mı, bu çocuklara mutlu bir yuva sunabilecek mi? Çocukların sağlıklı gelişimini denetleyen bir mekanizma yok. Sosyal devletsek bunların uygulanması gerekiyor. Cesaret önemli, davanın takipçisi olmak, mücadele etmek çok önemli. Tüm bunlar olurken iktidarın politikası genelde faili değil mağduru daha da mağdur etmeye yönelik. Örneğin Melis Alphan haber yaptıktan sonra Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığı beni arayıp dedi ki ‘Bu zamana kadar niye sustun?’ Ben susmadım, susturuldum. Bu kurumlara atanan kişiler iletişim konusunda bir eğitim almıyorlar mı? Alıyorsa dahi olayı incelerse benim çocukken aileme, öğretmenlerime durumu anlattığım dosyada yazıyor. Bugün bunu söyleyen zihniyetle Şule Çet’e niye karşı koymamış diyen zihniyet, o saatte orada ne işi vardı diyen zihniyet aynı. Bugün bana bunu yapan dışarıda, ben bunu biliyorum, fakat çoğu insan onu tanımıyor. Bugün onu tutuksuz yargılayanlar bir olay olduğunda bunun cevabını nasıl verecekler?" dedi.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Vefa binasına taşınan öğrenciler "Can güvenliğimiz kalmadı" diyor

SONRAKİ HABER

Elazığ Valiliği HDP’li belediyenin yardımını geri çevirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...