13 Aralık 2019 03:54

Parantez içindeki çizgilere sığmayan hayatlar; Erdal

Erdal bu dizeler senin için diyerek elimdeki iki sayfayı uzattım. Erdal gizleyemediği bir gönençle uzattı elini ve kağıtları alırken yavaşça “Ölmeden mi hemşehrim” dedi ve hızla yöneldi hücresine.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Fatma SUBAŞI

Ölümlerin ardından “Adı, soyadı/ açılır parantez/ doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti/ parantezin içindeki çizgi/ ne varsa orada” diyen Behçet Necatigil’i yalanlar kimi hayatlar. Parantezin içindeki çizgiyi zorlayan, çizilen sınırlara sığmayan hayatlar. Yaşadıkları topraklarda, kendilerinden öncekilerin yaktıkları ateşi harlayan, özgür, sömürüsüz, eşit bir insanlık düzeni için verilen mücadelede düşenleri ne parantezlere ne de parantez içindeki çizgilere sığdıramazsınız. Onlardan biridir Erdal.

1979 sonlarıydı sanırım. Bir gösteri hazırlığı için Ankara üniversiteleri ve liselerinden birer ikişer temsilci katılımıyla toplanmıştık. Yağışsız, Ankara rüzgarının geç kaldığı açık bir hava vardı. Dağılırken aynı zamanda hemşehrim olan Erdal’la karşılaştım. Sohbete durduk ayaküstü. Memlekete gidip geliyor musun, bağın var mı oralarla diye sordum. “Epey oldu gidemedim, gözümde tütüyor. Belki bu yaz giderim, hatta gidersem, (gülerek) Coyna gözesinde karpuz patlatır; belki kafayı da çekeriz arkadaşlarla” dedi ve ekledi: “Sen gidiyor musun?” Gidemediğimi, İstanbul’da doğup büyüdüğümüz için duygusal bir bağımın olmadığını söyledim. ‘Politik’ Hacettepe çayırlarında ‘apolitik’, sıcak bir son sohbetin konuşmalarıydı. Erdal o yaz idamla yargılandı, ben iki sene önce öğrendim o Coyna gözesinin yerini ve suyunun tadını!

Sonrasında 1980 mayısında okuldaki bir kavgadan gözaltına alındım. Cezaevi Müdürü Raci Tetik’in kin kusmukları her duvarına sıçrarken henüz 12 Eylül tüm şiddetiyle çökmemişti Mamak’a. Erdal’ın tutulduğu hücrenin demir parmaklıkları kadınlar koğuşunun havalandırmasına bakıyordu ve kadın tutuklular, günde yarım saat gibi bir süre Erdal’la konuşabiliyorduk. Erdal için yazdığım dizeleri nihayet bitirmiştim. Havalandırma saatinde şiiri Erdal’a vermeye karar verdik. Erdal için dışarıda sürdürülen “İdama Hayır” kampanyasında gözaltına alınan liseli kızlarla beraber hücresinin altından seslenerek çağırdık Erdal’ı. Erdal yüzünde o bildik mahcup gülümsemesi ile çıktı. İncecik elleriyle kavradığı demirlere abandı hafifçe. Kızların sevgi-saygı nidaları arasından sıyrılarak; “Erdal bu dizeler senin için, hep bizimle olduğunu bilesin istedim, al oku umarım beğenirsin” diyerek elimdeki iki sayfayı uzattım. Erdal bu kez, biraz zorlama bir tebessümle, hafif çiy düşmüş gibi ışıldayan gözlerle fakat gizleyemediği bir gönençle uzattı elini ve kağıtları alırken yavaşça “Ölmeden mi hemşehrim” dedi ve hızla yöneldi hücresine. Ve o dizeleri alırken attığı bakış, o son bakışı, hiçbir besteci, yorumcu hiçbir şarkı Erdal’ın yoldaşlarına anlatamaz.

12 Eylül faşizminin temsilcileri ve kurumları, bütün diktatörler ve avaneleri gibi bir şeyi hesaba katmadılar; toplumun vicdanını. 17 yaşındaki Erdal’ın şahsında kör, sağır, mesnetsiz, delilsiz hukuklarıyla geleceğe, ileri ve ileriyi temsil eden değerlere, o değerlerle direnenlere, boyun eğmeyenlere karşı ve toplumsal vicdana saldırı suçu işlediler. Bu suçun, hiçbir mahkemenin vereceği cezada bir karşılığı yoktur. Bu nedenle onlara kesilecek en büyük ceza; zulme, zorbalığa baş eğmeyen Erdal’ın temsil ettiği değerlerin kıymetini bilerek, sınıfsız sömürüsüz bir dünya çabasından vazgeçmemek bu çabayı kesintisiz sürdürmek olacaktır.

(Not: ‘80 mayısında Erdal’a verilen dizeler 1982’de hemşehrisinin yargılanıp ceza almasının delili oldular, dünyanın en güzel suçu işlenmişti! En büyük üzüntü ise şiirin mahkeme tutanakları arasında kaybolması...)

Aşağıdaki dizeler, yargılamada geçen üç şiirden biri ama Erdal'a verilen şiir değil. Ayrıca 1981 mayısında Mamak kadınlar koğuşunda söz ve bestesi topluca yapılan şarkı-marşın nakarat sözleri de bu minik şiirden ;'andın andımız/sevdan sevdamız ' bölümüdür.

13 Aralık 1980
mateminden gökte söndü yıldızlar
ah yandım oğul dedi anneler
gözlerden yaşlar akamadı

Bu isyanın çırası Denizlerle tutuştu
seninle parladı Erdal
söz verdi genç komünistler
andın andımız sevdan sevdamızdır.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Erdal’ı anmak, bugünü konuşmaktır

SONRAKİ HABER

Ankara’daki “müzikli danslı fıskiye” sistemi için 5 milyon 205 bin TL harcanmış

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...