12 Aralık 2019 04:13

Türk-İş kongresinin özeti: Formalite icabı

"Türk-İş kongresi, geçtiğimiz 4 yılın tüm artıları ve eksileriyle ele alınıp Türk-İş’in kendisiyle hesaplaştığı bir kongre olmadı."

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Fırat TURGUT

Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş’in 23. Olağan Genel Kurulu 5-6-7 Aralık tarihinde Ankara’da yapıldı. “Kongrede sendikal hak ve özgürlüklere yönelik baskılardan, grev yasaklarına, konfederasyon kasasının işçinin denetimine açık olmasına kadar pek çok konunun üzerinde duruldu. Asgari ücret ve sözleşmeler başta olmak üzere işçi sınıfını ilgilendiren hemen her konuda daha ileriden bir mücadele vurgusu yapıldı...” demek fena olmazdı. Ama milyonlarca işçiyi ilgilendiren, üstelik en büyük konfederasyonun kongre toplamasının esas nedeni olan konular geçiştirildi, kimilerinin sözü bile edilmedi. Peki üç koca güne anca sığdırılan Türk-İş kongresinde neler konuşuldu? Sadeleştirerek inceleyip sorularımızı soralım.

- Türk-İş Başkanı Ergün Atalay kongreye 60 yıldan sonra ilk defa işçilerden başka kimseyi -özellikle siyasetçileri- davet etmediklerini, sendikanın işçilerin sendikası olduğunu söyledi. Tez-Koop-İş Genel Başkanı Haydar Özdemiroğlu kürsüde “Siyasileri çağırırsam protesto edilir, sıkıntıya girerim” dedi. Kongre öncesi de kulağımıza bu yönde bilgiler geldi. Siyasetçiler protesto ihtimali gözetilerek mi davet edilmedi? Protesto ihtimalini akıllara düşüren şey neydi?

- “Asgari ücretliden vergi almayın. Enflasyonun geldiği durum ortada. Sosyal hak yok, aldıkları maaş ortada. Bundan bir yıl geriye gidelim. Bize yapmadıkları hakaret kalmadı” dedi Atalay. Kamu sözleşmesinde yüzde 8’e imza atan, üstelik bunu Cumhurbaşkanı’ndan istediğini açıklayan kimdi? Ayrıca geçen sene aralık ayında 2 bin 20 liralık asgari ücrete imza atan Atalay, aynı ay açlık sınırını 1941 lira olarak açıklayan Türk-İş değil miydi? Atalay’ın imza attığı asgari ücret rakamının aylardır açlık sınırının altında olduğu bilinmiyor mu?

- “Sendikalara müdahale etmeyin. İşçi istediği yere üye olsun...” TÜMTİS Ankara Şube Başkanı Nurettin Kılıçdoğan, sendikal faaliyet nedeniyle hâlâ cezaevindeyken söylendi bu cümleler. En ağır müdahalelerden biri yapılmışken, yazılı bir açıklama ve ziyaretin ötesine geçilebildi mi?

- “Sermayenin patronları var ama Mecliste de patronlar var. Ya kendinizden ya sendikadan ya partilerden yana olacaksınız. Ben siyasetçi olmayacağım, patron olmayacağım” dedi Atalay. MESS sözleşmesi sürecinde fabrikalarda “Yüzde 12 nasıl iyi mi?” diye nabız yoklayan Türk-İş’e bağlı sendikalarda “görev yapan” sendikacılar kimin yanında? Kriz döneminden işçiyi en zararsız şekilde çıkarmakla yükümlü olan ancak “Yerli malı kullan” kampanyasıyla patronların ürünlerini pazarlayan Türk-İş yöneticileri kimin yanında?

- “Beraber olup kol kola olmak zorundayız. İşsiz, yoksul, emekli, emekçi bize bakıyor” diyor Atalay. Aidat ödemeyen ya da ödeyemeyen sendikalara söz hakkı verilirken niçin kongreye delege göndermeleri engellenerek oy kullanma hakkı verilmedi? Kameralar önünde birlik çağrısı yapılırken niçin bazı sendikalar dışlandı?

- “Bana sahip çıkmazsanız bunlarla tek başıma baş edemem” dedi. Siz fili şikayet etmek için Timur’a doğru giderken arkanızdakiler mi yok oldu? Yoksa fili şikayet eden halkı her fırsatta çeşitli yöntemlerle yatıştırmaya mı çalıştınız?

- Geçtiğimiz 4 yıl içerisinde Türkiye’nin en büyük işçi konfederasyonu işçi sınıfının çıkarı için ne yaptı? Sendikacılar lüks araçlarla, işçi aidatlarıyla ödenen yüklü maaşlarıyla gündeme gelirken, işçilerden toplanan aidatların nasıl kullanıldığı işçilerin denetimine sunulacak mı?

- 4 yıl aranın ardından Türk-İş yönetiminin tek üyesi bile değişmeden görevine devam etti. Bu “istikrarın” nedeni nedir? Yöneticilerin başarılı olması mı?

Tabii Türk-İş Başkanının bir konudaki uyarısına uyup onu yalnız bırakmayalım. 4 yıllık süreci Atalay tek başına yönetmedi. Geçtiğimiz 4 yılın sorumluluğu Türk-İş’in yönetiminde yer alan sendikacıların ve yönetimde yer almasa bile yüzde 8 ile bitirilen kamu sözleşmesinden sonra yaptıkları basın açıklamalarıyla Türk-İş’in bu durumuna sahip çıkanlarındır.

Türk-İş kongresinde bunlara benzer sorular TÜMTİS, Belediye-İş, TGS, DERİTEKS, Tekgıda-İş gibi çeşitli sendikalar tarafından soruldu ve yaşanan sorunlar ortaya koyuldu. Tez-Koop-İş ise kongredeki en sert konuşmayı yaptı. Ancak kongre, geçtiğimiz 4 yılın tüm artıları ve eksileriyle ele alınıp Türk-İş’in kendisiyle hesaplaştığı bir kongre olmadı. Uzun lafın kısası Türk-İş kongresi “formalite icabı”nın ötesine geçmedi. Keza tek listeyle gidildiği halde ve delege göndermesi engellenen sendikaların da bulunduğu göz önüne alındığında, Türk-İş yönetiminin oyların bir bölümünü de alamamış olması tartışılması gereken bir nokta...

Önümüzdeki süreçte ya işçi sınıfının haklarına yönelik tüm gasp girişimleri yine sessiz tepkilerle geçiştirilecek ve 4 yıl sonra yine formaliteden bir kongre yapılacak, yani bu düzen böyle devam edecek ya da Türk-İş yönetiminin gerçekten harekete geçmesi bir ihtiyaç haline gelecek. İkinci seçenek işaret ediliyorsa, genel kurulda Türk-İş yönetimine açıktan eleştirilerini sunan sendikaların nasıl bir pozisyon alacağı önemli...

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Medya ve Mülteci Hakları Derneği "medya radar" çalışması başlatıyor

SONRAKİ HABER

Rahşan Ecevit'in Devlet Mezarlığı’na defnedilmesini olanak sağlayan teklif kabul edil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa