11 Aralık 2019 12:36

Basın özgürlüğü raporu: 2019 ne özgürlük yılı oldu ne de reform

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulunda 2019 yılı basın özgürlüğü raporunu açıkladı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, 2020 bütçe görüşmelerinin devam ettiği TBMM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin 2019 yılı basın özgürlüğü karnesini açıkladı. Gazetecilerin 2019 yılına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Basın 16 yılda daha özgür hale geldi” sözleri ile başladığını anımsatan Çakırözer, “Ama tutuklu gazeteci sayısı 16 yılda 10 kat arttı. Sadece 2019 yılında 59 gazeteci 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu yıla başlarken Cumhuriyet ve Sözcü gazeteleri hakim karşısındaydı, aynı gazeteciler 2020 yılına haberlerini savunarak giriyor. BirGün gazetesi ve T24 haberleri için suçlanıyor” dedi.

Çakırözer gazetelerin resmi ilan ambargosu altında olduğunu, basın kartı başvurularının tehdit eder gibi bekletildiğini, Anadolu’da gazetelerin vergi borcu nedeniyle kapanmaya zorlandığını belirterek “Cumhurbaşkanı'nın ağzından ‘basın özgürleşti’ diye başladığımız 2019, ne özgürlük yılı oldu ne de reform” dedi.

Çakırözer açıklamasını “Bütçede, ekonomide başarının şartı hukuk güvenliğidir, ifade özgürlüğüdür, demokrasidir” diyerek tamamladı.

‘TUTUKLU GAZETECİ SAYISI 11 KATINA ÇIKTI’

Çakırözer’in hazırladığı 2019 yılı Basın Özgürlüğü Raporu’nun detayları şöyle:

“2001 ile 2004 yılları arasında tutuklu gazeteci sayısı 10’du, bugün 11 katına çıktı, 110 oldu. 2019 yılında 59 gazeteciye toplam 200 yıl hapis cezası verildi, 11 gazeteci gözaltına alındı, 19 gazeteci tutuklandı. Dünyada 180 ülke içinde basın özgürlüğünde 157’nci sıradayız, 16 yılda 58 basamak düşmüşüz.

Yüzlerce ülkede dünya liderlerinin vergiden kaçırdığı mal varlıkları haber oldu: Paradise Papers dosyası. Ama sadece Türkiye’de Pelin Ünker bu belgeleri yazdı diye yargılandı, gazeteciliğine ceza kesildi.

‘CUMHURİYET VE SÖZCÜ DAVALARINDA DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’

Bu yılı yargı reformu konuşarak geçirdik, kanun yaptık; haber ve eleştiri artık suç olmayacaktı ama gerçek hiç de öyle değil. Bu yıla girerken Türkiye’nin saygın gazeteleri Cumhuriyet ve Sözcü akıl dışı iddialarla ‘FETÖ’ye destek’ suçlamasıyla mahkeme karşısındaydı. Yıl bitiyor, değişen bir şey yok. Aynı gazeteciler, aynı suçlamalarla, aynı mahkemelerde haberlerini savunarak 2020’ye giriyor.

Cumhuriyet davasında Yargıtay “Bu, gazeteciliktir” dedi, beraat istedi ama alt mahkeme, manşet ve haberleri “terör” olarak görmekte ısrarlı.

Yazar Ahmet Altan 1138 gün tutukluluktan sonra hükümle birlikte tahliye edildi ama örneği görülmeyen bir uygulamayla başka mahkeme tarafından yine tutuklandı.

SAVCILAR DELİL BULAMADIKLARINI İDDİANAMELERİNDE İTİRAF ETTİ

Özgürlüklerimizin savunucularından BirGün ve Evrensel gazeteleri ile bağımsız gazeteciliğin en başarılı örneklerinden T24 haber sitesinin yöneticileri de haberleri için, başlıkları için suçlanıyorlar. İşin ilginci, savcılar bu akıl dışı suçlamalara delil bulamadan iddianame yazdıklarını da itiraf ediyorlar, iddianameler ‘delil yok itirafnamesi’ haline geldi.

Amerikalı Rahip Brunson Türkiye’de yargılanırken Trump’ın baskısıyla serbest bırakılıyor. Rahip serbest ama haberini yapan Duygu Güvenç ve Alican Uludağ iki yıl hapis istemiyle hâlâ yargılanıyor.

‘HER GÜN YENİ SUSTURMA YÖNTEMİ’

Karar gazetesi ilan ambargosunda olduğunu kendisi açıklamıştı. Şimdi de BirGün Gazetesi üzerinde resmî ilan ambargosu var hem de resmi yazıyla. ‘Haberlere imza atmadın. Ajans haberlerini aynen yayımlamadın’ hepsi sudan gerekçeler. Asıl neden belli: Yoksulluğu, yolsuzluğu, kadın ve doğa katliamlarını manşet yapmak.

‘BASIN KARTI BAŞVURULARI TEHDİT EDER GİBİ BEKLETİLİYOR’

Havuz müteahhitlerinin milyarlık borçları tek kalemde silinirken Anadolu’da yüzlerce gazete 3 kuruş vergi borcu var diye kapanmaya zorlanıyor. Yine sudan gerekçelerle gazetecilerin ekmeğiyle oynanıyor. 685 gazetecinin basın kartı gerekçesiz iptal ediliyor. Sürekli basın kartı sahibi yılların gazetecilerinin başvuruları tehdit gibi bekletiliyor.

‘TEK ADAMIN TUTUMU SOKAĞA DA YANSIYOR’

Tek adam yönetiminin basın özgürlüğünü korumak bir yana, kısıtlayan, hedef gösteren bu tutumu maalesef sokağa da yansıyor. Ahmet Takan, Yavuz Selim Demirağ, Sabahattin Önkibar, Hakkı Sağlam ve daha onlarca gazeteci bu yıl sokak ortasında dövüldü ve failleri en ufak bir ceza bile almadı. İşte daha bugün Konya'da DHA muhabiri Hasan Dönmez canlı yayın sırasında saldırıya uğradı.” (MEDYA SERVİSİ)

Reklam
ÖNCEKİ HABER

EPDK'nin Ceyhan Tunaş Termik Santrali'ne verdiği lisans kesin olarak iptal edildi

SONRAKİ HABER

Gezi Davası 5. Duruşma | Ali İsmail'in katili "mağdur", Osman Kavala hâlâ tutuklu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa