07 Aralık 2019 04:02

Asgari ücretli bir işçi yazdı: Yağmura rağmen çocuğum spor ayakkabıyla geziyor

"Çocuğuma mont ve bot almak gerekiyor, kendime bot bile almadım, bir arkadaşımın verdiği bot ile geziyorum."

Fotoğraf: Delwin Steven Campbell/Flickr

Paylaş

Bir kadın işçi
Kocaeli

Merhaba Evrensel gazetesi okurları, ben 12 senedir çalışan bir işçiyim. Ekim ayında ücretimin eksik olduğunu gördüm. Yıllardır asgari ücretle çalışıyorum. Taşerondan kadroya geçtim. Bu sene asgari ücretten biraz fazla ücret aldığım için vergi kesintisi oldu.

Ücretim, her ay önceki ayki ücretime göre düştü. Bu bana çok dokundu, çünkü hesabım kitabım alt üst oldu. Zaten kıt kanaat, ucu ucuna yetiştirirken, şu an daha kötü durumdayım. Kadroya geçtim, ücretim artacak diye beklerken, bordromu gördüğümde çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Havaların soğumasına rağmen doğal gazı bile açmadım. Yeme içmeden dahi kıstım. Çocuğuma mont ve bot almak gerekiyor, kendime bot bile almadım, bir arkadaşımın verdiği bot ile geziyorum. Yağmurlar başlamasına rağmen çocuğum spor ayakkabı ile geziyor. Çocuğumun harçlığından bile kısıyorum.

Vergiler belimizi büktü. AGİ içindeki çocuk parası aynı aileden sadece bir kişiye verilirken aynı ailede çalışan herkesten vergi kesiliyor. Vergiyi veriyoruz da geri dönüşünü hiç göremiyoruz. Çocuğum okuyor, eğitim ücretsiz deniyor, fakat kitaplar işe yaramıyor, ek kitap alıyoruz. Okulda yediği içtiği ayrı masraf. Okulun eğitimi sınav hazırlığına yetmediği için etüde gidiyor, bunların hepsi ayrı masraf. Sağlık ocağına bile gitsek paramız kesiliyor, ilaç almaya eczaneye gidiyoruz ekstra fark ödüyoruz. Marketten aldığımız poşete bile vergi veriyoruz. Çarşıya inmek istiyorum, para yok diye inemiyorum. Mesela ben ömrümde eşimle hiç sinemaya gitmedim.

Vergi veriyoruz, ücretimiz eriyor, kendimizi daha ne kadar sıkalım? Biraz da bizden bu vergileri kesenler, kendilerini sıksalar olmaz mı? Ücretimiz gelmeden nereye vereceğimiz belli. Her ay eksiden gidiyoruz, borcu borçla kapatıyoruz. 2 bin 200 lira yatıyorsa, bunun 2 bin 50 lirasının nereye gideceği belli (faturalar, kredi borcu ve kredi kartı, etüt parası, mutfak masrafı). Böyle yaşamaya ne gücümüz ne de takatimiz kaldı. Artık yeter!

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Türk-İş kongresine katılan işçiler: 2 bin 20 lirayla siz yaşayın da görelim

SONRAKİ HABER

Dışişleri Bakanlığından "zorunlu olmadıkça Çin'e gitmeyin" uyarısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa