04 Aralık 2019 14:17
Son Güncellenme Tarihi: 04 Aralık 2019 18:42

NATO savaş planı yapmaya devam ediyor

NATO Liderler Zirvesi sonuç bildirisinde yine savaş planları açıklandı. Buna göre NATO bünyesinde 25 bin kişilik acil müdahale gücü hazırda tutulacak. Türkiye’nin Baltık planı tutmadı.

Fotoğraf: Murat Çetinmühürdar/Cumhurbaşkanlığı/AA

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Köln

NATO’nun 70. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Londra’da yapılan zirve beklendiği gibi liderler ve ülkeler arasındaki çelişkileri biraz daha su yüzüne çıkaran tartışmalar eşliğinde gerçekleşti. Zirve öncesinde yapılan açıklama ve değerlendirmelerin çoğunda, dikkatlerin asıl olarak ABD Lideri Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinde olacağı özellikle vurgulanıyordu. Her üç lider son birkaç yıldır attıkları adımlar, yaptıkları açıklamalarla NATO içerisinde var olan çelişkileri ve tartışmaları derinleştirmişti. ABD Başkanı Trump göreve gelmeden önce seçim meydanlarında NATO’yu “Miadını doldurmuş”, “eski bir örgüt” olarak tanımladıktan sonra, temmuz 2018’de Brüksel’de yapılan zirvede ABD’nin NATO’dan ayrılabileceğini açık olarak söylemişti. Buna gerekçe olarak NATO’nun giderlerinin büyük bir bölümünün ülkesi tarafından karşılanmasını göstermişti.

MACRON GERİ ADIM ATMADI

Hiç şüphesiz, zirvede dikkatlerin en fazla üzerinde olduğu liderlerin başında, 70. yıl kutlamasına az bir süre kala ittifakın “Beyin ölümünün gerçekleştiğini” söyleyen Macron gelmekteydi. Bu nedenle Trump-Macron görüşmesi dünya basını tarafından dikkatle takip edildi. Bütün eleştirilere rağmen Macron geri adım atmaya yanaşmadı. Trump, Macron’un açıklamasının “çok tehlikeli”, “hakaret” olduğunu söylerken, Fransa’nın bunu dillendirmeden NATO’dan ayrılabileceğini de söyledi. Bu aynı zamanda ABD’nin Fransa ile ilişkileri germeyi göze aldığı anlamına geliyor. Fransa 1966’da NATO’nun askeri kanadından ayrılmış, 2009’da yeniden geri dönmüştü.

Macron’un ABD’nin eleştirilerine rağmen “beyin ölümü” konusunda geri adım atmaması, Avrupa ordusu konusundaki adımları hızlandıracağı anlamına geliyor. Bu nedenle asıl fırtınanın Avrupa ordusu konusundaki adımlar somutlaştıkça kopması bekleniyor. Fransa ve Almanya’nın NATO içerisinde ABD egemenliğinin kırılması yönündeki planı devam edecek.

TÜRKİYE’NİN BALTIK PLANI TUTUMADI

Zirve öncesinde Rusya ile girmiş olduğu yakın askeri ve siyasi iş birliği nedeniyle Türkiye pek çok NATO ülkesi tarafından eleştirilmişti. Özellikle Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik askeri operasyon sırasında tepkiler zirve yapmıştı. Özellikle de Fransa tepkilerin başını çekmişti. Hatta zirve çerçevesinde Macron, Trump ile yapmış olduğu görüşmede, Türkiye’ye yönelik şu sözleri sarf etti: “İttifakın bir üyesi olup Rusya’dan bir şeyler satın almak ve bunlara entegre olmak, onunla çalışmak nasıl mümkün olabilir?”

Türkiye tarafı zirve boyunca Macron’u zayıflatmak için yoğun çaba harcadı. Macron’un “beyin ölümü” açıklamasına tepki gösterildi ve sürekli NATO’nun önemine işaret edildi. Dolayısıyla Türkiye, eleştirilerin önüne geçmek için NATO’ya sahip çıkmayı öncelikli bir söylem haline getirdi. Baltık bölgesinde NATO’nun askeri harekatlarına “PYD/YPG’nin terör örgütü ilan edilmesi” şartı ise kabul edilmedi. Alman basınında yer alan haberlerde Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda, “Asıl tehlike terörizm değil, Rusya’dır” diyerek Türkiye’nin planını eleştirdi. Gelişmelere bakıldığında NATO’da “Türkiye sorunu” ileri bir tarihe ertelenmiş görünüyor. Denilebilir ki, NATO’da yaşanan “otorite boşluğu” ve “iç çelişkiler”, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemi almasına karşı ortak bir kararın alınmasını bile sağlayamadı.

Zirve sonuç bildirisinde NATO’nun acil müdahale gücünün artırılmasına karar verildi. Buna göre 30 gün içinde kriz bölgelerine kara, hava, deniz gücünde acil olarak 25 bin askerin, 300 uçağın ve en az 30 savaş gemisinin hazır bulundurulması kararlaştırıldı. Bununla daha fazla Rusya sınırına askeri yığınağı artırmanın hedeflendiği tahmin ediliyor.

Zirvede ülkelerin liderleri tarafından yapılan açıklamalarda çelişkilerin, farklı görüşlerin olduğu gizlenemedi. Bu nedenle 70. yıl kutlamaları NATO içindeki çatlakların derinleştiğini, ABD’nin eskisi gibi ittifaka liderlik edemediğini somut olarak ortaya koydu. Bu savaş örgütteki çatlağın önümüzdeki yıllarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.

YENİ DÜŞMAN: ÇİN

Soğuk Savaş yıllarında batılı kapitalist devletlerin ABD’nin öncülüğünde Sovyetler Birliği’ne karşı güç birliği yapmasının savaş örgütü olan NATO, uzun zamandan beri “varlık krizi” yaşıyor. Daha sonra düşman olarak gördüğü Varşova Paktı’nın dağılmasından sonra bir süre “uluslararası terörizmi” düşman olarak ilan eden NATO, daha sonra Rusya’yı somut düşman olarak ilan etti. Bu zirvenin sonuç bildirisinde ise Çin de düşman kategorisine dahil edildi. Alman basınına yansıyan sonuç bildirisinde “Çin’in uluslararası politikadaki etkisinin artmasını şans olduğu kadar rakip olarak görüyoruz” denildi. NATO Genel Sekreteri Jens Soltenberg bunun “Çin’i yeni karşı güç” olarak görme anlamına gelmediğini söylese de, ABD ittifak güçlerini uzun zamandır rakip olarak gördüğü Çin’e karşı bir araya getirmeyi hedefliyor. Bunun ne kadar hayat bulacağı ise belirsiz. Zira özellikle AB ülkelerinin Çin ile yakın ticari ilişkileri bulunuyor. Çin tekeli Huawei’nin Avrupa’da 5G şebekesini kurmasından açıktan rahatsız olan ABD, bunun kendi tekelleri tarafından yapılmasını istiyor. Bu nedenle de bütün NATO üyesi ülkelerini Huawei ile yaptığı anlaşmaları iptal etmeye zorluyor. Ancak Almanya ve İngiltere, Huawei ile anlaşmalarının devam edeceğini açıkladı. Bu nedenle, ABD’nin baskısıyla Çin’in düşmanlar arasında sayılmasının, Rusya’da olduğu gibi, başarı şansı bulunmuyor. NATO, kısa bir süre önce uzaydan gelebilecek saldırılara karşı görev yapacağını da açıklamıştı.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

"Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri" için başvurular yarın başlıyor

SONRAKİ HABER

Merkez Bankası İstanbul'a taşınıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa