04 Aralık 2019 03:39

"Çevre felaketleri yaşanıyor, gereken uyarıları yapacağız"

TMMOB, 5-6-7 Aralık tarihlerinde Diyarbakır'da “Enerji, ekoloji ve toplumsal barış” başlığı ile sempozyum düzenleyecek. Prof. Dr. Arif Nacaroğlu ile sempozyumun hedeflerini konuştuk.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Cengiz Anıl BÖLÜKBAŞ
Diyarbakır

TMMOB tarafından Diyarbakır’da enerji sempozyumu düzenleniyor. Evrensel’e konuşan Prof. Dr. Arif Nacaroğlu, emperyalizmin menfaatleri doğrultusunda alınan siyasi kararlarla çevre felaketlerinin yaşandığını söyleyerek, gereken uyarılarını yapacaklarını dile getirdi.

TMMOB tarafından “Enerji, ekoloji ve toplumsal barış” başlığı ile 5-6-7 Aralık tarihlerinde Diyarbakır’da sempozyum gerçekleştirilecek. EMO Diyarbakır Şubesinin ev sahipliğinde düzenlenecek olan sempozyuma, 3 gün boyunca enerji, ekoloji ve toplumsal barış konularında uzmanlar katılacak. Ayrıca sempozyumun son gününde herkesin söz alabileceği ve tartışabileceği bir forum düzenlenecek. Sempozyum öncesi Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Arif Nacaroğlu ile konuştuk.

KARARLAR EMPERYALİZMİN MENFAATLERİ İÇİN

Sempozyumun bölgesel olacağını söyleyen Nacaroğlu, “Sempozyumun ismi 'Enerji, Ekoloji ve Toplumsal Barış'. İsminin bu şekilde olmasının sempozyumun Diyarbakır’da olması ile ilgisi var. Özellikle bölgede Birecik Barajı yapılırken yok olan Halfeti’den başlayarak Ilısu Barajı ile beraber Hasankeyf’in yok olması da bir çevre felaketi olarak kabul edildiği için ekoloji ve toplumsal barışı da bu sempozyumun içine dahil ettik. Aslında ekoloji başlığını koymamızın sebebi enerji ve siyaset ilişkisi içinde enerjinin halkın çıkarına kullanılmasından çok belli çevrelerin; kartellerin, uluslararası sermayenin, emperyalizmin menfaatleri doğrultusunda alınan siyasi kararlarla elde edilmesi yöntemlerinin gelişmesi nedeniyle çevre felaketleri yaşanmakta” dedi.

ILISU BARAJINA GEZİ DÜZENLENECEK

Türkiye’de özellikle hidroelektrik santrallerle çevre felaketlerinin çok büyük boyutlara ulaşmış durumda olduğunun altını çizen Nacaroğlu, “Bunlardan biri Ilısu Barajı. Bu sempozyumda özellikle bölgedeki bazı sivil toplum kuruluşları, çevre örgütleri mesela Mezopotamya Çevre Örgütü sunum yapacak. Ilısu Barajına bir gezi düzenleyeceğiz. Hasankeyf’in yok olmasına ilişkin mümkünse orada bir basın açıklaması yapacağız. Toplumsal barış temelinde de TMMOB’nin şöyle bir yaklaşımı var: Birincil enerji kaynağı dediğimiz doğal enerji kaynaklarının üzerinde oturan halkların savaş ve sefalet ile karşı karşıya olmaları. Bu da tamamen enerji politikalarının kârdan yana, paradan yana, sermayeden yana tavır almaları ve bu enerji üzerinde oturan ülkelerin yöneticilerinin emperyalizm ile küçük çıkarlar için yaptıkları iş birliklerin sonucu olduğunu düşündüğümüz için bölgede böyle bir sempozyum yapıyoruz” dedi.

KÜÇÜK BARAJLAR SORUNU

Bölge’de bir ciddi sorunun da küçük barajlar olduğunu söyleyen Nacaroğlu, “Demografik yapıyı ortadan bölen, enerji ihtiyacından daha çok Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de yaşayan akraba Kürt halkı ile Türkiye’de yaşayan Kürt halkı arasına duvar örmeyi hedeflemesi anlamında daha ciddi gördüğümüz küçük ölçekli sınır barajları söz konusu. Bunlar da sempozyumda tartışılacak” diye konuştu.

BÖLGEYE YANSIMALAR TARTIŞILACAK

Diyarbakır Sur ilçesinde 4 yıldır süren yıkım ve sokağa çıkma yasağının da tartışılacağını vurgulayan Nacaroğlu, “Bunun enerji ile ne ilişkisi olduğunu da konuşmacılar dile getirecek. Bölgeyi çok iyi bilen konuşmacıları davet ettik. Örneğin Fikret Başkaya gelecek. Faik Bulut gelecek. Bölge milletvekillerinden Leyla Güven konuşmacımız. CHP Milletvekili Ahmet Akın, HDP Milletvekili Murat Çepni gelecek. TMMOB eski başkanlarından Yavuz Önen gelecek. Doğu Akdeniz’de yaşanan sorunları gündeme getirmek için birinci elden ve toprağın sahibi Kıbrıs Mühendis ve Mimar Odalarını temsilen Oğuz Vadilili gelecek. Dünya ölçeğinde enerji politikalarını çok iyi bilen Londra Enerji Kulübü Başkanı Mehmet Öğütçü sempozyumda yer alacak. Uluslararası savaşlar ve enerji konusunda bir sunum yapacak. Dolayısıyla üç gün sürecek olan bu sempozyum birçok konuyu ele alacak. Tabii bunu bölge halklarının talepleri doğrultusunda gündeme getirip sadece dünya ve ülke enerjisini değil bunun bölgeye yansımaları da tartışılacak” dedi.

EN AZINDAN TARİHE BİR NOT DÜŞÜLECEK

TMMOB ve EMO’nun Türkiye’deki tüm elektrik mühendislerini bünyesinde barındıran bir meslek kuruluşu olduğunun altını çizen Nacaroğlu şu ifadeleri kullandı: “Dolayısıyla enerji ile özellikle elektrik enerjisi ile ilgili en yetkin fikir üretebilecek kurumlardan biri EMO. Ancak enerjinin olduğu yerde kirli ve kanlı bir siyaset var. Dolayısıyla burada kanun yapıcılar enerji politikalarını belirlerken aslında kulak vermeleri gereken yön mühendis odalarından gelen ses. Biz onlara gereken uyarılarımızı yapacağız. Onlara yapmaları gereken şeylere ilişkin teknokrat gözüyle fikirlerimizi söyleyeceğiz. Sonuç bildirgesi yayımlayacağız. Burada yapılan sunumları basıp kitapçık halinde yayımlayıp bakanlık kurumlarına göndereceğiz. Ama eğer hâlâ ülkeyi yönetenler kendi fikirleri doğrultusunda ya da bizim önerilerimizin tamamen tersi kararlar alıp politikalarını sürdürürlerse en azından tarihe bir not düşmüş olacağız.”


“YAŞAM SAVUNUCULARI HASANKEYF İÇİN SESİNİ YÜKSELTMELİ”

Ilısu Barajında kapakların kapatılmasıyla Botan ve Dicle Vadileri su altında kalırken, 12 bin yıllık tarihe sahip Hasankeyf’te ise boşaltma işlemleri sürüyor. Baraj gölünün sınırlarına dayandığı tarihi Hasankeyf’te ise arkeolojik kazı ile birlikte yıkım işlemleri de devam ettiriliyor. İlçede incelemelerde bulunan Hasankeyf Yaşatma Girişimi temsilcilerinden Ali Ergül, MA’dan Metin Yoksu’ya konuştu.

“TÜM BİLGİLER SAKLANIYOR”

Baraj sularının Hasankeyf ilçe sınırlarına dayandığına işaret eden Ergül, “Hasankeyf büyük oranda boşaltıldı. Son kalan aileler ise henüz kendilerine ev verilmeyenlerdir. Bunların dışında ise su hızla yükseliyor. Tarihi alanların yanı sıra ekolojik yıkım da bulunuyor. Ekolojik yıkıma ilişkin ise tarihi alanlarda olduğu gibi burada da bilgi sahibi değiliz. Maalesef Ilısu Baraj Projesi’ne dair tüm bilgiler kamuoyundan saklanıyor” diye konuştu.

“GEREKLİ SES YÜKSELTİLMİŞ DEĞİL”

Hayalet kente dönüşen Hasankeyf’in hâlâ kurtarılabilir olduğuna vurgu yapan Ergül, “Devletin ısrarını görebiliyoruz ama yaşam savunucularının tekrardan sesini yükseltmesi gerekiyor. Geri dönülmez bir yıkım var ama halen birçok hak savunucusu Dicle ve Hasankeyf için gerekli sesi yükseltmiş değil” diyerek, mücadele çağrısında bulundu. (BATMAN)

sdsd

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Erdoğan, Macron, Merkel ve Johnson'un gerçekleştirdiği Dörtlü Zirve sona erdi

SONRAKİ HABER

Erdoğan Londra'da konuştu: Biz orayı temizleyene kadar çıkmayacağız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa