03 Aralık 2019 18:00

"Gazeteciler yargının tacizine maruz kalıyor"

Kürt basını üzerindeki baskılara dikkati çeken gazeteciler ve hukukçular, gözaltı furyasına tepki gösterdi. 

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Erdoğan ALAYUMAT 

Mezopotamya Ajansı İzmir Muhabiri Ruken Demir ve Jinnews Muhabiri Melike Aydın’ın 12 Kasım’da İzmir’de gözaltına alınarak “örgüt adına faaliyet yürütmek” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmesinin ardından 26 Kasım’da Mezopotamya Ajansı Ankara muhabiri Berivan Altan ile eski çalışan Yusuf Topaloğlu ve 29 Kasım’da ise Mezopotamya Ajansı İstanbul muhabirleri Sadık Topaloğlu ile Sadiye Eser gözaltına alındı. Gözaltında tutulan gazetecilerin soruşturma dosyalarına gizlilik kararı konuldu. Kürt basını üzerindeki baskılara dikkati çeken gazeteciler ve hukukçular, gözaltı furyasına tepki gösterdi. 

“HANGİMİZİ ÇAĞIRDINIZ DA GELMEDİK?”

BirGün Gazetesi Editörü Uğur Şahin, uzun süredir gazetecilerin nedenini bilmediği gizli soruşturmalarla gözaltına alınıp tutuklandığını hatırlatarak, “Biz mesleğimiz yapmak istiyoruz. İktidarın çeşitli baskılarına direnmek zorunda kalıyoruz. Baskı görmemizin nedeni halka gerçekleri götürdüğümüz için. Bu yüzden iktidar kendince bizi cezalandırmak istiyor. Birçok arkadaşımızın evi basılarak gözaltına alınıyor. Biz de soruyoruz, hangimizi ifadeye çağırdınız da gitmedik? Yaşanan gözaltı ve tutuklamalar hepimize bir saldırıdır” diye konuştu.

“HAVUZUNA GİRMEYEN BASKI ALTINDA”

İktidarın havuzuna girmeyen Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam, BirGün, Evrensel ve Cumhuriyet gibi ajans ve gazetelere dönük saldırıların tesadüf olmadığını ifade eden Şahin, “İktidar Avrupa’ya ‘Bakın yayın yapıyorlar. Ne kadar özgür bir ülkeyiz’ diyor ama gazetelerin üstündeki baskıyı tüm yurttaşlar biliyor. Sadece gözaltılar değil ekonomik anlamda da bir baskılamayla karşı karşıya bu gazeteler. O yüzden bunların hepsi iktidarın baskıcı tutumunun bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. 

“MEDYA İÇLER ACISI BİR DURUMDA”

Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, “AKP iktidarı çalıyor, havuz medyası oynuyor. Onların huzurunu bozacak yayıncılık yapan gazeteciler ise istibdat dönemini aratmayan yöntemlerle, yargı ve kolluk eliyle susturulmaya çalışılıyor. Aynı zamanda çıkarılan yönetmeliklerle yayın yapmaları güçleştiriliyor. Birçok kavramın kullanılması yasaklanıyor. Daha geçen gün İstanbul’da yaşlı bir kadın ‘Yediniz yediniz doymadınız’ dediği için şikayet edilip gözaltına alındı. Halk ağır siyasi ve ekonomik baskı altında inlerken, onların sesi olan gazeteciler de bundan payını alıyor” diye belirtti.

“BEDELİNİ CANIMIZLA ÖDEDİK”

Özgür basının 1990’lı yıllardan bu yana gerçekleri tüm çıplaklığıyla dünyaya duyurduğunu ve bunun bedelini de canıyla ödediğini ifade eden Çelik, “Ölümün bile pes ettiremediği Özgür Basın camiası son yıllarda tutuklama ve kapatmalarla ‘terbiye’ edilmek isteniyor. Stajyerinden imtiyaz sahibine, hatta yayınlarını basan matbaa emekçilerinden dağıtım emekçilerine, yemeklerini pişiren emekçiden dayanışma içinde olan aydına, akademisyenlere kadar gözaltına alınmayan, tutuklanmayan ve davalık olmayan neredeyse yok. En son Mezopotamya Ajansı’ndan üç arkadaşımız gözaltında. Yapılan haberlerden rahatsız olup kamuoyunda ve özellikle de Avrupa’da tepki oluşmasın diye uyduruk iddialarla ‘örgüt üyesi’ kılıfını hazırlıyorlar” diye belirtti.

“GAZETECİLER YARGININ TACİZİNE UĞRUYOR”

“Yargı bağımsızlığı sağlanmadıkça istedikleri kadar yargı paketi ya da reform yapsınlar bir şey değişmeyecek” diyen Medya Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Avukat Veysel Ok, devamla şunları söyledi: “Şu anda Türkiye’de en büyük sorunlardan biri Kürt sorunu. Kürt sorunu ile ilgili haber yapan bütün gazeteciler şu anda yargının tacizine uğruyor. Bu anlamda bir sirkülasyon söz konusu. Gazetecilerden bazıları tahliye ediliyor, bazıları ise tutuklanıyor. Bu biraz da Kürt sorunundan kaynaklanıyor. Kürt sorununda bir rahatlama sağlanmadıkça Kürt sorununu yazan gazeteciler de hedef olmaya devam edecektir.”

“YETERİNCE DAYANIŞMA SAĞLANMIYOR”

MLSA olarak gözaltında olan ya da tutuklu gazeteciler ile dayanışma içinde olduklarını sözlerine ekleyen Ok, “Genel anlamda bakıldığında Türkiye’de 121 gazeteci tutuklu bulunuyor. Buna karşı hem Türkiye’nin batısında hem de Avrupa'da birkaç popüler isim üzerinden dayanışma sağlanıyor. Bunu doğru bulmuyoruz. Popüler isimler de gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklı tutuklu ancak Kürt basını ve sosyalist basında çalışan gazeteciler de gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklı tutuklu bulunuyor. Basın ve ifade özgürlüğünü savunan kurumlar her gazeteci davasına eşit yaklaşmaları gerekir” diye konuştu. (MA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Suruç Belediye Eşbaşkanı Hatice Çevik Tarsus’a sevk edildi

SONRAKİ HABER

Berkin Elvan soruşturması haberi dolayısıyla gazetecilere dava açıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa