03 Aralık 2019 12:55
Son Güncellenme Tarihi: 03 Aralık 2019 17:05

PISA 2018 sonuçları açıklandı: Türkiye OECD ortalamasının altında

OECD'nin PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye'de öğrenciler okuma, matematik ve fen bilimi alanlarının tamamında OECD ortalamasının altında kaldı. Türkiye, eğitimde en eşitsiz 10 ülke arasında.

Paylaş

Vural NASUHBEYOĞLU
İstanbul

Dünyada 79 ülkeden 600 bin öğrencinin katıldığı Uluslararası Eğitim Değerlendirme Testi PISA 2018 sonuçları açıklandı. PISA sonuçlarına göre Türkiye 37 OECD ülkesi arasında 31. sırada yer aldı. Türkiye daha önceki PISA sonuçlarında olduğu gibi yine tüm alanlarda OECD ortalamasının altında kaldı. Milli Eğitim Bakanlığı, PISA sonuçlarını başarılı olarak nitelerken, eğitim sendikaları ve eğitimciler PISA sonuçlarının Türkiye’de eğitimdeki eşitsizliği ve sınıf farkını net olarak ortaya koyduğuna dikkat çekti. Her ne kadar 2015 sonuçlarına göre Türkiye’deki öğrencilerin puanlarında yükseliş yaşansa da PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye “okuma, matematik ve fen bilimi” alanlarının tamamında OECD ortalamasının altında kaldı. PISA kapsamında öğrenciler “okuma, matematik ve fen” alanlarında verdikleri yanıtlara göre 1’den 6’ya kadar gruplara ayrılıyorlar ve en üst düzey “5 ve 6. seviye” olarak tarif ediliyor.Rapora göre Türkiye’de öğrencilerin sadece küçük bir kısmı bir alanda yüksek (5 ve 6 seviyesinde) başarı gösterdi.

"ÜST BAŞARI GRUBUNDA DA GERİDEYİZ"

Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Evrensel Yazarı Prof. Dr. Adnan Gümüş, 2018 PISA sonuçlarının Türkiye için 2015’e göre başarılı 2012’ye göre ise başarısız olduğunu değerlendirerek üst başarı gruplarında sıkıntının çok daha büyük olduğunu söyledi. Türkiye’nin okuma becerilerinde ortalamasının 6 düzeyinde 2 düzeyinde olduğunu, matematik ve fen biliminde de aynı durumda olduğuna vurgu yaparak “Üst başarı grubunda örneğin Çin’in okuma başarısı yüzde 50 iken bu Türkiye’de yüzde 16 düzeyindedir. Yine matematikte Çin’in yüzde 71’i üst gruptayken, Türkiye’de bu oran yüzde 15, fende Çin yüzde 66 iken Türkiye’de bu oran yüzde 16 oluyor” dedi.

"EN KÖTÜ EŞİTSİZLİK TÜRKİYE’DE"

Okullar arasındaki farkın ciddi bir şekilde devam ettiğini belirten Gümüş, okuma becerilerinde fen lisesinde puan 583 iken çok programlı lisede bunun 393’e indiğini ve arada 200 puana yakın fark olduğunu söyledi. Bu puan farklarının matematik ve fen bilimlerinde de olduğuna dikkat çeken Gümüş, “Bu okullar arasındaki farklılaşmada dünyadaki en kötü 10 eşitsiz ülke arasında olduğumuzu gösteriyor” diye konuştu.

OKUL TÜRLERİ ARASINDAKİ FARK KALKMALI

Raporun eğitime yapılan yatırım ile başarı düzeyi arasında yüzde 50’ye yakın bağ olduğunu gösterdiğini belirten Gümüş, MEB’in raporunda bu alanda bir yanıltma olduğunu söyledi. Türkiye’de düşük dezavantajlı gelir grubuyla avantajlı üst düzey gelir grubun arasında müthiş bir farklılaşma olduğunun görüldüğünü belirten Gümüş “Üst grup 100 puan alırken, alt gelir grubundakiler 65 puan alıyor. Bu farklılaşma azalmıyor hatta okuma becerilerinde daha da artıyor” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’de bölgeler arasındaki farkın da ciddi puan farklarına tekabül ettiğini anlatan Gümüş “Bölgeler, okul türleri ve hatta okullar arasında dezavantajlı ve avantajlı gruplar arasında ciddi farklılaşmalar ve eşitsizliklerle yüz yüzeyiz” dedi.  Raporun Türkiye’de okul türü ayrımının ortadan kaldırılması gerektiğini gösterdiğini ifade eden Gümüş “Çünkü tüm çocuklarımızın nitelikli bir eğitim görme hakkı var. Bu sonuçlar ve bütün PISA raporları gösteriyor ki okul türleri arasında ayrıştırma yapmak doğru değil” dedi.   

"PISA, SINIFSAL FARKI ORTAYA KOYUYOR"

Eğitim Sen MYK Üyesi Özgür Bozdoğan, PISA sonuçlarını MEB’in ‘başarılıyız’ diyerek değerlendirmesini zorlama olarak niteleyerek, sonuçların ‘okuma, matematik ve fen bilimleri’ alanında Türkiye’nin OECD ortalamasının gerisinde olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.  PISA raporunda Türkiye’de okullar arasındaki başarısızlık ayrımının daha da arttığının görüldüğüne işaret eden Bozdoğan “Sosyoekonomik düzeyle başarı arasında doğrudan bağlantı görülüyor. Yani PISA sonuçları eğitimdeki sınıf farkını da ortaya koyuyor. Sosyoekonomik düzeyi yüksek, avantajlı gelir grubunda bulunan ve aynı okul türündeki çocuklar daha başarılı gözüküyor” dedi. Bu rakamlar doğru okunduğunda bölgeler arasında farkın derinleştiği, küçük ayrıcalıklı bir kesimin akademik eğitimden yararlandığı ama geniş halk kesiminin çocuklarının bu akademik eğitimden uzaklaştığını gösterdiğini anlatan Bozdoğan “PISA sonuçları Türkiye’deki eğitim sisteminin küresel ölçekteki eğitim sistemiyle ölçüşmediğini gösteriyor. OECD ülkelerinde çocukların yüzde 67’si okulları ve hayatlarından memnunken Türkiye’de çocukların yüzde 44’ü okul ve yaşamından memnun” değerlendirmesinde bulundu.

EĞİTİM SEN: BAŞARI OLARAK DEĞERLENDİRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR!

Eğitim Sen tarafından Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2018 sonuçları ile ilgili yapılan yazılı açıklamada da Türkiye’nin OECD ülkeleri ortalamasının altında kaldığı belirtilerek sonuçları başarı olarak değerlendirmenin mümkün olmadığı dile getirildi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her üç yılda bir gerçekleştirilen ve uluslararası ölçekte matematik, fen ve okuma becerilerini ölçen en önemli sınavlardan biri olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2018 sonuçlarının açıklandığı hatırlatılan açıklamada; “Türkiye, 37 OECD ülkesi arasında okuma becerilerinde 466 puanla 31'inci; matematik okuryazarlığında 454 puanla 33'üncü, fen bilimlerinde 468 puanla 30'uncu olmuştur.PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye'de öğrenciler ‘okuma, matematik ve fen bilimi’ alanlarının tamamında 2015’e göre daha iyi bir performans sergilemesine rağmen OECD ortalamasının altında kalmıştır. Türkiye, 2003'den bu yana her üç yılda bir yapılan PISA sınavında bütün branşlarda OECD ortalamasının altında kalmıştır” denildi.

‘ALT YETERLİLİK DÜZEYİNDE YER ALAN ÖĞRENCİLERİN ORANI HÂLÂ ÇOK YÜKSEK’

2018 sonuçlarının Türkiye’nin okuma alanında ancak PISA 2012’deki seviyesine yaklaşabildiğini, matematik ve fen alanlarında ise 2012 seviyesinin üzerine ancak çıkılabildiğini gösterdiğine işaret edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi; “ Anadolu ve fen liseleri daha önce olduğu gibi PISA 2018’de de başarılı olmasına rağmen, MEB’in bütün enerjisini imam hatip okullarına aktarmak için seferber olması dikkat çekicidir. Türkiye'de eğitim becerilerinde alt yeterlilik düzeyinde yer alan öğrencilerin oranı hala çok yüksektir. Örneğin en alt düzeyde yeterlilik gösteren (düzey 1 ve aşağısı) çocukların oranı matematik okuryazarlığında yüzde 36,7; fen bilimlerinde yüzde 25,2; okuma becerilerinde ise yüzde 26,1'dir.”

‘15 YAŞINDAKİ ÖĞRENCİLERİN ÖNEMLİ BİR ORANI TEMEL BECERİLERDEN YOKSUN’

PISA 2018 sonuçları, 2015’e göre kısmi bir iyileşme gösterse de, 15 yaşındaki öğrencilerin önemli bir oranının hâlâ eğitimde temel becerilerden yoksun olduğunu gösterdiği belirtilen açıklamada;“Okuma becerilerinde üst düzeyde (düzey 5 ve 6) yeterlilik gösteren çocukların oranı 2012 yılında yüzde 4,3 iken, 2015’te bu oran yüzde 0,6'ya gerilemiş, 2018’de ise yüzde 3,3 olmuştur. Bu alanda OECD ortalaması (yüzde 9) Türkiye’nin üç katıdır. PISA 2018 sonuçlarına göre Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 63’ü matematikte seviye 2 ve üzerine erişebilirken bu alanda OECD ortalaması yüzde 76’dır. Fen bilimlerinde ise Türkiye'deki öğrencilerin yüzde 75’i seviye 2 ve üzerine ulaşabilirken, OECD ortalaması yüzde 78 olmuştur“ denildi.

‘SINIFSAL EŞİTSİZLİK PISA SONUÇLARINA YANSIDI’

Türkiye'de sosyoekonomik olarak avantajlı öğrencilerin dezavantajlı olanlara göre okuma alanında 76 puan daha fazla aldığına dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi;“Türkiye'de avantajlı öğrencilerin yüzde 9’u, dezavantajlı öğrencilerin yüzde 1’i okuma becerilerinde yüksek başarı göstermiştir. Bu durum Türkiye’deki gelir adaletsizliğinin ve sınıfsal eşitsizliğin PISA sonuçlarına somut bir şekilde yansıdığını göstermektedir. Nitekim Türkiye'de en az ve en çok başarılı öğrenciler, OECD ortalamasına göre daha yüksek oranda aynı okuldadır. Bu durum okullar arasındaki eşitsizliğin ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Türkiye'de öğrencilerin içinde bulunduğu sosyoekonomik düzey ile okul başarıları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Sosyoekonomik olarak en üst yüzde 25'lik dilimde yer alan öğrencilerin ortalama okuma puanı 513 iken en alt yüzde 25'lik dilimde olanların 437 olmuştur. Bu farkın oluşmasının temel nedeni Türkiye’de kamusal eğitimin adım adım tasfiye edilmesi, yoksul emekçi çocuklarının gittiği okullara yeterli kaynak ve ihtiyaç kadar ödenek ayrılmamasıdır.”

‘PİYASA ODAKLI EĞİTİM ÖĞRENCİLER ARASINDAKİ FARKI ARTIRDI’

Türkiye’de eğitim sisteminin piyasa odaklı ve rekabete dayalı olmasının okullar ve öğrenciler arasındaki farklılıkları artıran bir işlev gördüğü vurgulanan açıklamada;“Özellikle 4+4+4 ile eğitimde yaşanan dinselleşme uygulamaları, felsefe ve bilim derslerinin ağırlığının azaltılarak, dini içerikli derslerin artması, ezberci ve sınav odaklı eğitim anlayışı, okullar, bölgeler, özellikle de cinsiyetler arası eğitim eşitsizliğinin giderilememesi, bunlara ek olarak yaşanan yoksullaşma süreçlerinin öğrencilerin başarısı üzerinde doğrudan etkili olduğu açıktır“ denildi.

‘EĞİTİM SİSTEMİNİN SORUNLARI GÖRMEZDEN GELİNEMEZ’

PISA 2018 sonuçlarının Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yaptığı gibi sadece sonuç odaklı olarak değerlendirip, eğitim sisteminin süreç içinde yapısal hale gelmiş bulunan sorunlarının görmezden gelinmesinin mümkün olmadığının altı çizilen açıklamada şöyle denildi; “Türkiye’deki öğrencilerin yeterince başarılı olamamasının temel nedeni okullarda öğrencilerin bilgiyi ezber düzeyinde öğrenirken, eleştirmeye ve sorgulamaya dayalı bir eğitim anlayışının olmaması, öğrenilen bilgilerin günlük yaşamla ilişkilendirilememesidir. PISA 2018 sonuçları öğrencilerimizin okuma becerilerinde, matematik ve fen bilimlerinde en basit düzeyde bilgiye sahip olmayı sürdürdüğünü göstermektedir. Sadece eğitime bütçeden pay ayırmak, okul binalarını yenilemek, sınıf mevcudunu azaltmak çocukların başarısı için yeterli değildir. Kamusal eğitime, öğrencilere ve öğretmenlere hak ettiği önemi vermeyen, onlara yatırım yapmayan bir ülkenin eğitimde başarılı olması mümkün değildir.”

PISA TESTİ NEDİR?

PISA testi, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her üç yılda bir düzenleniyor ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri ölçüyor. Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 73’ünü temsil eden 186 farklı okuldan 6 bin 890 öğrenci PISA testine girdi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Suruç'taki saldırıda eşini ve 2 oğlunu kaybeden Emine Şenyaşar: Oğlum neden tutuklu?

SONRAKİ HABER

ABD Savunma Bakanı: Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilme tamamlandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa