03 Aralık 2019 04:04
Son Güncellenme Tarihi: 03 Aralık 2019 08:40

ABD gündemi: Özgürlükler daraltılıyor, emek ve gençlik gündemi hareketli

ABD’de emekçi mücadelelerinin kimi kısmi kimi daha kapsamlı kazanımlarla sonuçlanırken New York gençliği ulaşım eylemleri yapıyor. Eyaletlerin özgürlükleri kısıtlayıcı yasaları da tartışma konusu.

Fotoğraf: twitter.com/BLMChi

Paylaş

Ekim KILIÇ
New York

ABD, sonbaharda dış siyaset açısından Suriye’den ABD birliklerinin çekilmesi ve Bolivya’daki darbe bağlamında çekişmelere şahit oldu. Emekçilerin ve halkın gündeminde ise yenilgi ve kazanımlarıyla grevler, Şükran Günü tartışmaları, polis teşkilatının ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu’nun (ICE) yoksul ve beyaz olmayan halk kesimlerini hedefe alan ırkçı müdahalelerine tepkiler yer aldı. 
ABD’de emek, barış ve demokrasi mücadelesi siyasette, sokakta ve üretim alanlarında yaygınlaştıkça eyalet ve federal yasama, yargı ve yürütme kurumlarının baskıcı eğilimler geliştirmesi, öte yandan zayıf da olsa sosyal demokrat vekillerin ve sendikacıların ABD dış politikasını hedefe alan eleştiriler geliştirmesi, dünyadaki havanın ABD topraklarında da kendini gösterdiğinin kanıtı oldu.

GENERAL MOTORS GREVİ SONA ERDİ

Geçtiğimiz eylül ayında başlayan General Motors (GM) metal grevi ekim ayının son haftasına doğru işçiler tarafından çok da memnuniyetle karşılanmayan bir uzlaşmayla sonuçlandı. Oylama sonucu yüzde 57 oranında ‘evet’ oyuyla kabul edilen sözleşme, işçilerin ana taleplerine değinmekle beraber bunları belirsizlikte bırakıyor. Örneğin iş güvencesi konusunda sözleşmede bir madde yer almıyor. Sendikacılar Meksika’dan bazı fabrikaların geri getirilmesi konusunda isteklerini belirtseler de ABD’deki üç fabrika ve bir yedek parça deposu dahi kapanacak görünüyor. Sıkıntılı olan bir başka husus ise ücret sınıflandırmasının değişmemesi. Mevcut geçici işçilerin kadrolu işçiliğe geçirilmesine karar verilse de plana göre onların yerine daha fazla geçici işçi alınacak.

İşçilerin çoğunun ‘evet’ oyu kullanmasının sözleşmeyi iyi bulmaktan öte sebepleri var. Labor Notes’a konuşan 42 yıllık GM İşçisi Nelson Worley, korkusunun kamuoyu algısında “birtakım mızmızlar” olarak algılanmak olduğunu belirtiyor. Detroit kentinden GM İşçisi Bruno ise “Bundan daha fazlasını alamayacağız. Ne yazık ki önceden ne aldıysak aynısını almak için greve çıkmış olduk” dedi. 

Çırak kalıpçı olan Jessie Kelly, “İnsanların bu sözleşmeden rahatsız olma hakları var. Çünkü istediklerimizi karşılamıyor. Fakat greve gittiğimizde, insanlar bundan etkilendi. Ama insanlar sendikanın sadece aidat toplamadığını ve sahtekarlıktan öte bir şey olduğunu gördü. Sendikaların benim gözümdeki itibarı buydu. Grevi gördükleri zaman daha fazla ilgilenmeye başladılar” diyerek grevin işçiler arasındaki etkisini ifade etti.

AKADEMİSYENLER DE ANLAŞMA SAĞLADI

New York Şehir Üniversiteleri (CUNY) geçici öğretim üyelerinin, sendikaları olan eğitim emekçileri sendikası PSC-CUNY’nin ücret artışı talebiyle başlattığı ve grev çağrısında bulundukları mücadele de uzlaşmayla sonuçlandı. General Motors grevi ile beraber motive olan eğitim emekçileri ve onlara öncülük eden sendikadaki bir grup muhalif sendikacının yürüttüğü kampanya sonucunda sendika yönetiminin CUNY ile yaptığı anlaşma kabul edildi. Yüzde 75’lik bir katılımın olduğu oylamada sözleşme yüzde 85 ‘evet’ ile kabul edildi. CUNY 21 bin civarında akademisyene ev sahipliği yapıyor.

Geçtiğimiz ekim ayı ülkenin güçlü sendikalarından birisi olan Şikago Öğretmenler Sendikasının (CTU), öğretmenler ve okul binalarında çeşitli görevlerde bulunan toplam 35 bin emekçiyle çıktığı grev kazanımla sonuçlandı. 11 günlük grev Şikagolu sendikanın sözde “ilerici” Vali Lori Lightfoot’la on aydır süren toplu sözleşme görüşmelerinde sağlanamayan birçok kazanımla başarı elde etti. Öğretmenlerin ücret artışlarından sınıfların kapasitelerinin düşürülmesine, eğitim ödeneğinin artırılmasına kadar birçok ekonomik talebin bulunduğu grevi önemli kılan bir yanı ise politik talepleri de içermesiydi. Evsizlik, sağlık hizmetlerinde ulaşımda yetersizlik, göçmen halk kesimlerine yönelik saldırılar ve ABD’de “Okuldan hapishaneye geçiş hattı” diye adlandırılarak işçi sınıfı ve yoksul halktan çocukların gelecekten umudu kesip suça itilmesine karşı talepler Şikagolu öğretmenlerin grevinde mevcuttu. Grevin yüksek örgütlülük düzeyi ve geniş halk kesimlerinden destek görmesi kazanımı kolaylaştırdı.

EMEK HAREKETİNDE GENERAL MOTORS ETKİSİ 

Geçtiğimiz ekim ayında metal sektöründe GM’den etkilenerek irili ufaklı grevler ve grev oylamaları da yapıldı. Ford’da General Motors örneğini takip ederek anlaşmaya varılsa da Fiat-Chrysler gibi çeşitli otomotiv firmalarında da işçiler arasında GM grevinin etkileri sürdüğü gelen haberler arasında. Geçtiğimiz haftalarda ise Birleşik Otomobil İşçileri (UAW) Sendikası Başkanı Gary Jones’un başkanlık görevinden istifa etmesinin arkasından sendikadaki üyeliğinden de istifa etti. 

İşçilerin istifasından memnun olduğu Gary Jones’un sendika aidatlarını kendi çıkarları için kullandığı geçtiğimiz yaz aylarında Federal Soruşturma Bürosu (FBI) soruşturmasından ortaya çıkmıştı. 

Sendikanın içindeki yozlaşma eğilimi bununla sınırlı değil. Örneğin GM grevi süresince dikkati çeken bir başka nokta ise, GM grev çadırlarına ulaşım ve lojistik için sendika bölge yöneticiliklerinin gönüllü olmama eğilimi idi. Sendika merkezi, grev alanlarında mecburen boy gösterse de, örgütlenen dayanışma ziyaretlerinin önüne geçildiği iddia edildi. Ekonomik sorunların giderek daha da hissedildiği ülkede sendikal bürokrasinin yer yer ön tıkayıcı hamleleri öfke biriktiriyor.

Fakat ABD işçi sınıfı eylemlilikleri 2020 seçimlerine doğru radikalleşme eğilimi taşıyor. Örneğin 26 Kasım’da John F. Kennedy Uluslararası Havalimanında, Amerikan Hava yollarında çalışan ve yemek servisi yapan yaklaşık 60 civarı işçi sürpriz bir oturma eylemi ile düşük ücretleri protesto ettiler. 

İşçilerin hepsi havaalanındaki akışı bozdukları gerekçesiyle gözaltına alındı. 

NEW YORK METROSU’NDA GENÇLİK EYLEMLERİ

Latin Amerika ülkesi Şili’de öğrencilerin başlattığı ulaşım zammı protestolarının genel bir halk ayaklanmasının fitilini ateşlemesi, New Yorklu siyah gençler başta olmak üzere çeşitli halk kesimlerine ilham kaynağı oldu. New York’un bütün toplu taşıma sistemini tekelinde tutan MTA şirketi ve polise karşı turnikelerden atlama eylemi başlatan gençler, her hafta gözaltı ve polis şiddetine maruz kalıyor. Eylemleri ateşleyen ise polisin, metro kartı olanların bu kartı alamayacak durumda olanlara kendi kartlarıyla geçmelerini sağlaması tutumuna polisin gözaltı ve cezayla yanıt vermesi oldu. 

Başkasının yerine kart geçmek yasal olmasına rağmen polisin bu tavrı özellikle mağdurların beyaz olmayan halklardan olması üzerine ırkçılık tartışmalarına sebep oldu. 

“Kahrolsun Polis” (FTP) eylemleri nedeniyle geçtiğimiz hafta Harlem’de 85 kişi gözaltına alındı. 

Polisin baskısı bununla da sınırlı değil. Brooklyn’deki bir metro istasyonunda dilimlenmiş meyve satan Hispanik bir kadın emekçinin gözaltına alınması sosyal medyada büyük tepki çekti. Öte yandan Kara Cuma satışlarının olduğu gün tüketim kültürünü eleştiren 300 dolayında protestocudan 27 kişi gözaltına alındı. 

ÖZGÜRLÜKLER BİRER BİRER DARALTILIYOR

ABD’de polis ve çeşitli kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddeti, özellikle siyahlara karşı hep gündemde. Geçtiğimiz Şükran Günü kutlamaları da her yıl olduğu gibi “Amerikan ulusunun katliam ve kölecilik üzerine kurulduğu” tartışmalarıyla geçti. Ancak her zamanki tartışmanın yanında bu yıl, eyalet yasama birimlerinde baskının yasallaştırılması eğilimi gözle görülür bir biçimde ortaya çıktı. 

Sendikal örgütlenme özgürlüklerinin önünü tıkayan yasayı kabul eden eyaletlerin sayısının artması ve federal yasama organlarında gündeme getirilmeye çalışılması bunun bir örneği.  Yine New Jersey eyaletinde “antisemitizm” adı altında İsrail’in Filistin politikasını eleştiren kesimlere yönelik ceza ön gören bir yasa taslağı gündeme alındı. Ayrıca Amerikan yerlilerinin yerleşim alanlarını tahrip etmesiyle gündeme gelen boru hatlarına yönelik protestoları yasaklayan yasalar yedi eyalette geçmiş durumda, altı eyalette ise beklemede. Birkaç haftadır ABD yüksek mahkemesinde gündemde olan çocukluk döneminde ABD’ye gelen göçmen çocuklarının ülkenin hizmetlerinden bir ABD vatandaşı gibi yararlanmasının önünü açan yasanın (DACA) iptali de yüz binlerce göçmen gence korku veriyor. 

Trump yönetimi göçmenlik politikasında “ya DACA’nın iptalini ya da Yeşil Kart’ın iptalini kabul edersiniz” dayatmasıyla halkı bölmeye çalışıyor.

IRKÇI VE SİYASAL BASKIYA KARŞI İTTİFAK KURULDU

Geçtiğimiz kasım ayında Şikago’da ABD emek, barış ve demokrasi güçleri bir araya gelerek tarihsel bir atıfla “Irkçı ve Siyasal Baskıya Karşı Ulusal İttifak” kurdular. 24 Kasım günü konferansın final oturumunda ilan edilen bildirgede beyaz, erkek ya da ABD’li olmayan toplum kesimlerine yönelik dışlayıcı politikalara ve yasalara, aktivistlere yönelik tutuklamalara ve ırkçı polis ve ICE şiddetine karşı tutum belirtildi.

Onlarca örgütün oluşturduğu ittifakın yürütmesine uzun yıllardır mücadele yürüten Komünist Frank Chapman seçildi. Chapman, Şikago’da polis teşkilatının işlediği suçlara karşı kent bünyesinde bir halk komisyonu kurulması mücadelesiyle son yıllarda birçok kez gündeme gelmesiyle ABD ilerici kamuoyunda biliniyor.

ABD DIŞ POLİTİKASI TARTIŞMALARI

Trump yönetiminin Suriye’den ABD askerlerini geri çekme kararı alması ve ardından ise petrol bölgelerinde asker sayısını yoğunlaştırması tartışıldı. Cumhuriyetçi ve muhafazakar duruşuyla bilinen Fox News’tan New York Times, The Atlantic gibi liberal demokrat basın yayın organlarına kadar bütün ABD basını “Trump’ın Kürtlere ihaneti” başlıklarıyla haber geçmişti. Ancak sermaye medyasının açıklamaları günah çıkartmaktan ötesine geçmedi. 

Başka bir ilginç gelişmeyse Temsilciler Meclisi Üyesi İlhan Omar’ın, ABD’nin Türkiye’nin Suriye operasyonunun kınamaya yönelik Kongreden çıkarttığı karara ve akabinde Ermeni soykırımını tanıyan tasarıya oy vermemesiyle yaşandı. İlhan Omar, daha önce İsrail ve ABD Yahudi lobisi etrafında gelişen tartışmalarda ABD’li beyaz üstünlükçülerin ve siyonistlerin hedefi haline gelmişti. İlerici kamuoyunca desteklenen Omar’ın son tutumu, bu kez ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği destek dolayısıyla ABD’de yaşayan Ortadoğulu kimi göçmen kesimlerde ve ABD ilerici kamuoyunda tepkilere yol açtı. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Basın kartlarının iptaline tepki: Kapalı kapılar ardında toplanılıp bilgi verilmiyor

SONRAKİ HABER

Asgari ücretli 9 gün tok, 21 güç aç

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa