İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu: Kötü gidişatı değiştirmek mümkün

İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu, işçi ve temsilciler toplantısı düzenledi. Farklı iş kollarından işçilerin katıldığı toplantıda birleşme ve mücadele çağrısı öne çıktı.

02 Aralık 2019 15:06
Paylaş

Krizle birlikte artan yoksulluk, işten atmalar, vergi adaletsizliği, karın doyurmaya bile yetmeyen asgari ücret, artan iş cinayetleri, özelleştirme, taşeronlaştırma, grev hakkı ve sendikalaşma önündeki engeller… İşçi sınıfının yaşadığı sorunlar ve üzerindeki baskılar artarken, sendika merkezleri daha bir sessizliğe gömülüyor. İstanbul’da bu kötü gidişe dur demek için İşçi Sendikaları Şubeler Platformu’nu oluşturan Türk-İş, DİSK ve Hak-İş’e bağlı 20 şube, önceki gün işçilerin ve işyeri temsilcilerinin de katıldığı bir toplantıyla gündemdeki sorunları ve yapılacakları masaya yatırdı. “Asgari değil, insanca yaşam” çağrısıyla, birlik ve mücadele hedefiyle gerçekleştirilen toplantıda, bu kötü gidişi durdurmanın mümkün olduğu vurgulandı. Toplantıda İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından 8 Aralık’ta Bakırköy’de yapılacak mitinge katılım çağrısı da yapıldı.

Şişli’de bulunan Nazım Hikmet Sanat ve Kültür Vakfı’nda gerçekleştirilen toplantıya farklı işkollarından, konfederasyonlardan ve sendikasız işyerlerinden 150 civarı sendikacı, işyeri temsilcisi ve işçi katıldı. Toplantı için DERİTEKS Avrupa Yakası Sorumlusu Veysel Arslan, Liman-İş’ten Başak Aksoy, Gıda-İş Genel Sekreteri Olcay Özak ve Belediye-İş 2 No’lu Şube İşyeri Temsilcisi Sercan Mersin’in içinde olduğu divan oluşturuldu. Veysel Arslan, “Bin kilometrelik bir yolu aşmak için bile ilk adım atılır. Biz bu cüreti gösteren sendikacılar olarak birlikte mücadelenin önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.

DEĞİŞİM İÇİN GÜÇLÜ BİR DAYANAK

Platform Sözcüsü ve Liman-İş İstanbul Bölge Başkanı Sinan Ceviz de işyerlerine dağıttıkları çağrı metinlerinde “Birlik olmak mümkün mü?” sorusuna yer verdiklerini belirterek, “Bir süredir sürdürdüğümüz çalışmalar ‘evet, mümkün’ dedirtiyor ve değişim için en ileri olanların alacağı tutumun önemli olduğuna inanıyoruz” diye konuştu. Üç konfederasyonun asgari ücretle ilgili ortak hareket etme kararında işyerlerinden yükselen ortak mücadele talebi ve İstanbul’da yaptıkları çalışmaların etkili olduğunu ifade eden Ceviz, bu birliğin lafta kalmaması gerektiğini söyledi. Bunun için mücadelenin aşağıdan örgütlenmesi gerektiğine dikkat çeken Ceviz, platform içindeki şubelerin 20-25 bin kişilik bir örgütlü güce karşılık geldiğini, bu gücün harekete geçirilmesinin çözüm için önemli bir dayanak olacağını kaydetti. Ceviz, İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçlerinin asgari ücret ve krizle ilgili 8 Aralık’ta Bakırköy’de düzenleyeceği mitinge katılmanın da mücadelenin büyütülmesi açısından önemli olduğunu söyledi.

ASIL MESELE BİZİM NE YAPTIĞIMIZ

Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Erol Özdemir, bir yıl önce 11 şubeyle yola çıktıklarını, toplantıya katılan şube sayısının 4’e düştüğü dönemler yaşadıklarını anlatarak, bugün 20 şubeye ulaşmış olmalarının “umut verici” olduğunu söyledi. Platformun hiçbir kuruma, şahsa, sendika ya da konfederasyona karşı kurulmadığını vurgulayan Özdemir, “İşçilerin sorunu ortak. Ama kimse kılını kıpırdatmıyor. Biz kıpırdayanlarla hareket edeceğiz. Kıpırdamayanlara da sınıf gerekeni yapacaktır” diye konuştu. Lüks arabalarla gezenlerin işçi kadar vergi vermediğini, yoksulluk sınırı 6 bin liranın üzerindeyken 2020 lira asgari ücretin kabul edilmemesi gerektiğini kaydeden Özdemir, “Karşı tarafın ne yaptığı ortada. Asıl mesele bizim ne yaptığımız. Onun için buradayız” dedi.

Belediye-İş 2 No’lu Şube Temsilcisi Sercan Mersin de anne ve babanın çalıştığı 4 kişilik bir aile için asgari ücretin en az 3500 lira civarında olması gerektiğini belirterek, Asgari Ücret Tespit Komisyonunda ise adeta bir tiyatro oynandığını söyledi. “Kesin olan bir şey var, asgari ücret masada belirlenmiyor, mücadeleyle belirleniyor” diyen Mersin, üç konfederasyonun ortak hareket etme kararının olumlu olduğunu söyledi. Mersin, sonuç alıcı olabilmesi bakımından herhangi bir eylem kararı alınmamasını ise eleştirdi.

KAMU HİZMETLERİ ÜCRETSİZ OLSUN

Sağlık-İş İstanbul Şube Başkanı Nedime Mutlu Yıldırım, örgütlü oldukları hastanede yaşanan yemek sorunundan örnek verdi. “Gece çalışanlara küflü ekmek ve beş zeytin veriyorlar. 12 saat aç çalışıyor insanlar. Biz de diğer sendikalara gittik ama karşılık bulamayınca yalnız çıktık başhekimin yanına. Birlik olamadığımız için beş zeytin yerine ancak çorba alabildik” diyen Yıldırım, insanca yaşanacak bir asgari ücretin yanı sıra eğitim, sağlık, ulaşım gibi kamu hizmetlerinin ücretsiz hale getirilmesinin de işçilerin gündeminde olması gerektiğini, bunun ödedikleri verginin bir gereği olduğunu ifade etti.

NERDEN GELDİĞİMİZİ UNUTMAYALIM

Petrol-İş İstanbul 2 No’lu Şube Yöneticisi Ender Şahin, iki ay öncesine kadar tezgah başında bir işyeri baştemsilcisi olduğunu belirterek, “Nerden geldiğimizi, nasıl geldiğimizi, kimin getirdiğini, kime hizmet ettiğimizi unutmamalıyız. Unutursak kimseye faydamız olmaz” diye konuştu. Türk-İş’in daha önce aldığı ama sonuç getirmeyen eylem kararlarının işçilerde umutsuzluğa neden olduğuna işaret eden Şahin, yalnız olmadıklarını bilmenin önemli olduğunu, bu nedenle platformu çok önemsediklerini belirterek, çağrıda bulundu: “Şubeler Platformu işçilere güç katsın ve bir şeyleri hep beraber değiştirelim.”

Liman-İş İstanbul Şube Sekreteri Mevlüt Karagöz de herkesin birleşmek istediğini, platform içindeki 20 şubenin genel merkezleri de etkileyerek bu birliği genişletebileceğini söyledi.

BİRLİK OLMAK KAZANDIRIR

Harb-İş İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya üyeleri arasında farklı görüşlerden işçiler olduğunu, ekmek ve gelecek taleplerinin tüm işçileri birleştirdiğini, tank palet fabrikasının özelleştirilmesine karşı yapılan eylemlere güçlü bir katılım sergilemelerinde bunun etkisinin olduğunu dile getirdi. Belediye-İş 2 No’lu Şube Yöneticisi Savaş Doğan da Avcılar Belediyesindeki örgütlenme deneyimlerini aktardı. 2013’te örgütlendiklerini, 300 işçinin işten atıldığını ve 7 aylık bir mücadeleyle atılan işçilerin geri alındığını anlatan Doğan, “Bu, birlik olunca neler kazanabileceğimizin bir örneği” dedi.

PLATFORM İŞYERLERİNİ HEDEFLEMELİ

İşten atmalara karşı direnişin kazanımla sonuçlandığı Maltepe Belediyesinden Genel-İş Temsilcisi, genelde işverenin istediği sendikanın geldiğini, böyle gelen sendikaların da işçilerin taleplerine kulaklarını tıkadığını söyledi. Bu nedenle komiteler kurduklarını ve tabanda sağladıkları birlikle Genel-İş’e gittiklerinin anlatan işçi, “Aşağıda örgütlü ve birlik olursak ancak yukarıda da birliği sağlayabiliriz. Platforma önerim, işyerini hedef alan ve işyeri komitelerini öne alan bir çalışma yapılmalı. Yoksa karar alınıyor ama aşağıya gitmiyor” diye konuştu. 

SENDİKAL BÜROKRASİYE KARŞI MÜCADELE!

Toplantıda sendikal bürokrasiye yönelik tepkiler dile getirilirken, bürokratik anlayışa karşı mücadele çağrısı yapıldı. Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube İşyeri Temsilcisi, şubelerinin sınıf merkezli baktığını, işyeri komiteleri kurulduğunu, bu durumun işverenin işine gelmediğini söyledi. İşverenin direktifi doğrultusunda sendika merkezinin şubeyi olağanüstü genel kurula götürdüğünü söyleyen temsilci, “Genel kurul önümüzdeki hafta olacak ve biz kazanacağız” dedi.

DERİTEKS İşyeri Komitesinden bir tekstil işçisi, platformun çağrı metinlerindeki “Birleşmek mümkün mü?” sorusuna “Başka çaremiz var mı?” sorusuyla yanıt verdi. Tekstil işçisi, “Sendikalar önemli bir araç ama biz bu aracı kullanamadığımız gibi, bu araç silah olarak bize geri dönüyor. Sendikalar sadece aidat almakla mükellef kurumlar mıdır? Böyle olmamalı” dedi.

DERİTEKS’in örgütlü olduğu bir fabrikadan işyeri baştemsilcisi, kimi sendikaların patronla birlikte davrandığını ve işçilerin örgütlülüğünü kırdığını belirterek, platformun bu tür sendikaları teşhir etmesi gerektiğini söyledi.

AKP hükümetinin 16 grev yasaklayarak işçilerin yoksullaşmasında önemli rol oynadığını söyleyen Tuzla tersanelerinden bir işçi, kamu sözleşmeleri döneminde Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’ın söylediği “Uzasaydı işi karıştıracaktık” sözlerini hatırlatarak, sendikal bürokrasiye karşı mücadele çağrısı yaptı.

‘KENDİ POLİTİKAMIZI YAPMALIYIZ’

Sendikaların siyasete bulaşmaması, siyasi partilerin arka bahçesi haline gelmeleri, işçi haklarının siyasetle ilişkisi üzerinden tartışmalar da yapıldı. Genel-İş Kartal Fen İşleri Temsilcisi, “Bir sendika başkanının hedefi bir siyasi partiden milletvekili olmak olmamalı” derken, gıda işçisi ise “Sendikalar siyasi partilerden uzak durmalı” diye konuştu. Ambarlı liman işçisi ise işçinin siyasetinin “iş, ekmek, özgürlük” olduğunu dile getirerek “Biz kendi ekmeğimiz ve kendi çıkarımız için siyaset yapmalıyız” dedi.

Kıdem tazminatı üzerinden örnek veren Belediye-İş Şube Başkanı Erol Özdemir, 80 darbesi öncesi 450 bin lira tazminat alan bir işçinin darbe sonrası yapılan değişiklik nedeniyle aldığı tazminatın 159 bin liraya düştüğünü, şimdi AKP Hükümetinin bunu da geri almak istediğini söyledi. Bu örnekten yola çıkarak sendikaların politika yapması gerektiğini ama siyasi partilerin arka bahçesi olmaması gerektiğini söyleyen Özdemir, “Gözlerimize baka baka bizi kandıracaklar ama biz politika yapmayacağız, onlara siyaset alanı bırakacağız... Böyle yaparak yanlış yapıyoruz” diye konuştu.

İŞÇİ HAVZALARINDA YEREL TOPLANTILAR YAPILMALI

Toplantıda sendikasız işyerlerinden işçiler de söz aldı. Ambarlı Limanından bir işçi, Liman-İş’le birlikte bölgede iki kez sendikalaşma girişiminde bulunduklarını belirterek “Patronlar karşımızda birleşti. Kendi aralarında rekabet eden patronlar birbirinin işini yaptı, binlerce işçiyi işten attı ve sendikalaşmayı engelledi. Peki biz neden birleşemiyoruz? Sendika ismi değişik diye. Sendikalar yan yana gelmeli. O zaman işçilerin de önü açılmış olur” diye konuştu.

Kadın bir depo işçisi ise hiçbir güvencelerinin olmadığını, ağır koşulların dayanılmazlığı nedeniyle işten ayrılan işçiler olduğunu söyledi. Örgütlenmek ve koşulları değiştirmek için platformdan destek istediklerini dile getiren kadın işçi, “Platformun asgari ücretle ilgili çalışmalarına katılacağız. Çünkü bu ücretle yaşanmıyor” dedi.

Metal işçisi ise asgari ücretle geçinemediklerini belirterek “Açlık sınırı altında kalmak kader değil, fıtratımız olamaz. Bugün en az üç bin liranın üzerinde olması gerekirken Türk-İş 2500 liralardan bahsediyor. Omuz omuza olmalıyız, böylece daha güçlü oluruz” dedi.

Tuzla tersaneler bölgesinden bir işçi toplu intiharlara dikkat çekerek “Bunların işsizlik, yoksulluk ve borçlanma nedeniyle olduğunu biliyoruz” dedi. İşçi havzalarında toplantılar yapılmasını isteyen işçi, iş cinayetlerine ve taşeronlaştırmaya karşı örgütlenmek gerektiğini söyledi.

İŞÇİNİN İNİSİYATİFİ BELİRLEYİCİ OLMALI

Geçmiş yıllarda İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu içinde yer alan Haber-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Levent Dokuyucu, deneyimlerini aktardı. Uzlaşmacı sendikal anlayışlara karşı mücadelede platformun önemli bir işlev gördüğünü anlatan Dokuyucu, “Evet koşullar bugün daha ağır ama konuşulan sorunlar aynı. Kıdem tazminatı, asgari ücret, vergi, kamu hizmetlerinin ücretsiz verilmesi, sosyal güvenlik, özelleştirme... Biz genel merkezlerin inisiyatifinin dışında bu faaliyetleri yürüttük. Çünkü bizi işçi seçti. Biz işçiye karşı sorumluyuz. Ve eylem ve etkinliklerimiz o kadar kitleselleşti ki genel merkezler de bu işin içine girmek zorunda kaldı. Odalar, meslek örgütleri, kamu emekçileri sendikaları da bu işin içine girdi. Emek Platformu o dönemde kuruldu” dedi. Asıl olanın işyeri temelli bir çalışma yürütmek olduğunu dile getiren Dokuyucu, şöyle devam etti: “İşçilerle toplantılar yaptık, bildiriler dağıttık, farklı sendikaların temsilcilerini bir araya getirdik. Duvar gazeteleri astık işyerlerine. Grev ve direnişlerle maddi manevi dayanışmayı önemsedik. Örgütlü işyerlerinin işçi ve temsilcileriyle örgütsüz işyerlerine gittik, bildiriler dağıttık, çağrılar yaptık...” Dokuyucu bölgelerde işyeri temsilcilerinin içinde olacağı bölge komitelerinin kurulmasının ve diğer illerdeki şubelerle temas kurulmasının çalışmayı güçlendireceğini belirtti.

MÜCADELE ÖNERİLERİ

Sonuç bildirgesini önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını duyuran Dönem Sözcüsü Sinan Ceviz, toplantıda öne çıkan önerileri paylaştı:

  • Birlik olmak için sendikalara üye olan olmayan işçilerin iradelerini ortaya çıkarmak ve mücadele alanlarında ortaklaştırmak gerekir.
  • Asgari ücret en büyük sözleşme ve hepimiz tarafız. 3 konfederasyonun birliği önemlidir ama sahaya yansıması gerekir. İşyerlerinden başlayarak ortak eylemler gerçekleştirilmelidir. Konfederasyonların işçilerin iradesi doğrultusunda hareket etmesi için çalışmalar yürütülmeli.
  • Eğitimin ve sağlıkgibi kamu hizmetleri ulaşılabilir ve ücretsiz olmalı.
  • Vergide adalet için çalışmalara başlanmalı.
  • Asgari ücretle ilgili işyerlerinde ve bölgelerde bilgilendirme toplantıları yapılmalı. Bildiriler çıkarılmalı. İşçileri ilgilendiren her türlü gelişmede bu faaliyetler yürütülmeli.
  • İşçi havzalarında dayanışma güçlendirilmeli ve platformun yerel ayakları oluşturulmalı.
  • Nasıl bir sendikal anlayış gerektiği konusunda tutum açıklanmalı.
  • Direnişler ve toplusözleşme mücadelelerinde dayanışma güçlendirilmeli. İşyerlerine dayanan kitlesel bir sahiplenme örgütlenmeli.
  • Grev yasaklarına, iş cinayetlerine, özelleştirmeye, taşeronlaştırmaya, örgütlenme önündeki engellere ve başta kıdem tazminatı olmak üzere hak gasplarına karşı ortak mücadele hayata geçirilmeli.
  • 150 bin metal işçisini kapsayan MESS sözleşmesine katkı sunulmalı.
  • Mülteci işçilerin sınıf kardeşimiz olduğunu anlatarak ortak mücadelenin örgütlenmesi için farkındalık yaratılmalı. (İstanbul/EVRENSEL)
ÖNCEKİ HABER

CHP Milletvekili Orhan Sümer: Milyonlarca kişi e-haciz kıskacında

SONRAKİ HABER

Tez Koop-İş Samsun Şubesi: Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler alınsın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa