01 Aralık 2019 04:13

Gazeteci ve yazar Özlem Ertan: Müzikle korku her zaman iç içe olmuştur

Özlem Ertan ile 10 öyküden oluşan “Hayalet Müzik” derlemesini ve önümüzdeki aylarda çıkacak yeni romanını konuştuk.

Özlem Ertan | Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Ege KARACAN
İstanbul

Gazeteci ve yazar Özlem Ertan “Hayalet Müzik” isimli derlemesini okurlarıyla buluşturdu. “Müzik” ve “korku” temasını birleştiren kitapta 10 öykü yer alıyor. Öyküleri okurken ölmek üzere olan insanların son seslerinden şarkılar besteleyen bir müzisyenle karşılaşabilir; metal müzik eşliğinde hayaletli bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Müziği, korku edebiyatını ve derlemenin hazırlık sürecini anlatan Ertan, önümüzdeki aylarda çıkacak yeni romanına dair bilgi verdi. Kitabın karanlık, gerilimli ve müzik dolu olduğunu söyleyen Ertan “Korku edebiyatı insan ruhunun karanlık tarafına ayna tutarken müziği de peşinde sürüklemiştir” diyor.

Müzik ve korku edebiyatını yan yana getirme fikri nasıl ortaya çıktı?

İkisi de uzun yıllardır ilgilendiğim alanlar. On iki yıllık gazetecilik hayatımın önemli bir kısmı müzik yazarlığı yaparak geçti. Türkiye’de klasik müzik ve opera alanında yazılar yazan, söyleşiler yapan az sayıda gazeteciden biriyim. Aynı zamanda romancı ve hikaye anlatıcısıyım. Romanlarımda doğaüstü unsurlar kullanmayı seviyorum. Korku öyküleri yazmayı da… ‘Hayalet Müzik’ten önce, korku öykülerinden oluşan dört seçkide yazar olarak yer aldım. Aslında müzik temalı korku öykülerinden oluşan bir kitap hazırlama fikri uzun zamandır aklımdaydı. Bir akşam korku ve fantazya yazarı arkadaşlarımla sohbet ederken onlara bu isteğimden bahsettim. Hepsi de böyle bir seçkide yer almaya sıcak baktı. ‘Hayalet Müzik’in tohumu o sohbet sırasında atıldı.

Müzik ve korku birlikteliğinin sizdeki çağrışımları nelerdir?

Müzikle korku her zaman iç içe olmuştur aslında. Korku edebiyatı insan ruhunun karanlık tarafına ayna tutarken müziği de peşinde sürüklemiştir. Mesela korku edebiyatının ustalarından H.P. Lovecraft’ın ‘Erich Zann’ın Öyküsü’ adlı kısa hikayesinde ezgilerle iç içe geçmiş bir dehşet buluruz. Klasik müzik tarihinde ise korku temalı pek çok eser var ve bunların hemen hemen hepsi ‘Hayalet Müzik’teki öykülerde kendine yer buldu. İgor Stravinsky’nin ‘Bahar Ayini’, Giuseppe Tartini’nin ‘Şeytan Sonatı’, Saint-Saens’ın ‘Danse Macabre’si bu eserlerden…

Özellikle metal müzik gruplarının korku edebiyatından etkilendiğini söyleyebilirim. Mesela H.P. Lovecraft’ın ‘Cthulhu’nun Çağrısı’ öyküsü Metallica’nın ‘The Call of Cthulhu’ adlı enstrümantal eserine adını verdi. Black Sabbath, Led Zeppelin ve Iron Maiden’ın da dahil olduğu grupların şarkı sözlerinde korku yazarlarının etkisini görmek mümkün.  

Yazarlar, öykülerinde müziği nasıl işledi?

Bütün öyküler karanlık, gerilimli ve müzik dolu. Bu kitapta, ölmek üzere olan insanların son seslerinden şarkılar besteleyen tekinsiz bir müzisyene de rastlayabilirsiniz, kemençe üstadı olma yolunda cinlere, perilere karışanlara da… Osmanlı döneminde öldürülen cadıların intikamını almak için müziği kullananların, Metal müziğin karanlık tınıları eşliğinde hayaletli bir yolculuğa çıkanların, ürkütücü Şaman ayinlerinin öyküleri de var bu seçkide.  

Kitapta 10 yazar bulunuyor. Yazarları nasıl belirlediniz?

Hayalet Müzik’te benim dışımda Murat Baykan, Nurgül Çelebi, Hakan Balcı, Mehmet Berk Yaltırık, Funda Özlem Şeran, Uğur Kılınç, Zeynep Çolakoğlu, Murat S. Dural ve Aşkın Zengin Akkuş’un birer öyküsü bulunuyor. Müzikle yakın ilişki içinde olduğunu bildiğim korku yazarı arkadaşlarımı bir araya getirmeye özen gösterdim. Zeynep Çolakoğlu aynı zamanda bir Metal müzik yazarı. Uğur Kılınç’ın ise Metal grubu Amon Amarth’la ilgili bir kitabı var. Ben klasik müzik ve opera yazarıyım. Diğer yazarlar da müzikle yakından ilgileniyor.   

Kitapta bir öykünüz yer alıyor. İsmi “Gece Gelen”. Biraz öykünüzden bahseder misiniz, korkuyu ve müziği öyküde nasıl işlediniz?

1980 darbesinin sonrasında, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde geçen bir öykü ‘Gece Gelen’. Eşinin hapishanede işkenceyle öldürülmesinden sonra yalnız kalıp bebeğiyle birlikte İstanbul’dan Kemalpaşa’daki bahçeli aile evine dönen bir kadının müzikle iç içe geçen gerilimli öyküsünü anlattım. Müzikle hayata tutunmaya çalışan kahramanın iç dünyasına ve korkularına inerken, Hitit kültürünü ve ritüellerini de aktardım. Hititlerle 1980 sonrası Kemalpaşa’sını nasıl bağdaştırdığımı merak eden okurlar, bu sorunun cevabını ‘Gece Gelen’in satırları arasında bulabilir. 

"YİNE DOĞAÜSTÜ UNSURLAR VE KORKU OLACAK"

Yeni bir roman hazırlığı içindesiniz. Kitabınıza dair biraz bilgi alabilir miyiz? Okurlar nasıl bir romanla karşılaşacak?

Mitolojiyle ve rüyalarla iç içe geçmiş gotik bir İstanbul romanı yazıyorum. Yine doğaüstü unsurlar ve korku olacak. Bir yanıyla da feminist bir kitap. Kötü bir çocukluk geçirmiş, üvey babasının cinsel şiddetine maruz kalmış bir kızın, içindeki güçlü kadını keşfetme öyküsü diyebiliriz. Tabii bu keşif yolculuğu tekinsiz maceralara gebe. Yeni romanım Türkiye’nin önemli korku ve fantazya yazarlarını, çizerlerini, hatta sinemacılarını bünyesinde toplayan Dark İstanbul adlı oluşum kapsamında çıkacak. Bu vesileyle Dark İstanbul Projesi’nin Türkiye’de edebiyata, sinemaya, dergiciliğe, genel anlamda sanata yeni, güçlü bir soluk katacağını söylemek isterim. Zira Dark İstanbul, şubatta çok güzel bir çizgi roman dergisi ve 10’a yakın kitapla sanatseverlerin hayatına girecek. Akabinde de filmler gelecek. 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Diktatörün arkasına takılan kuyruk

SONRAKİ HABER

ABD Senatosu Ermeni Soykırımı tasarısını kabul etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa