30 Kasım 2019 15:11

Tahliye edilen Gazeteci Sayılğan: En kısa zamanda yine yazacağım

Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklanıp, 8 yıl 3 ay ceza verildikten bin 173 gün sonra tahliye edilen İdris Sayılğan: Şimdi buradayım, en kısa zamanda işimin başına döneceğim ve yine yazacağım.

Fotoğraf: MA

Paylaş

Muş'ta 24 Ekim 2016 tarihinde tutuklanan KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri İdris Sayılğan, 3 yıl 1 ay 3 gün sonra tahliye edildi. Haber kaynakları ile yaptığı telefon görüşmeleri, haberleri ve sosyal medya paylaşımları, TV kanallarına yaptığı telefon bağlantıları suç sayılan Sayılğan’a, yargılandığı Muş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce 8 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. 
 
Tutuklandıktan 9 ay sonra iddianamesi hazırlanan Sayılğan, Muş Cezaevi'nde 2 hafta kaldıktan sonra Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla açılan davanın 6 duruşmasından 3'üne Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan Sayılğan, karar duruşması için Muş'a getirildiğinde bekletildiği Patnos Cezaevi'nde çıplak arama dayatmasına maruz kaldı. Cezaevindeyken hakkında, "örgüt propagandası yapmak", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya devlet büyüklerini aşağılama" ve "örgüt üyeliği" iddiasıyla 4 ayrı soruşturma açılan Sayılğan'ın, yıllar önce yapmış olduğu sosyal medya paylaşımları gerekçe yapılarak hakkında dava açıldı. 

8 yıl 3 ay hapis cezası aldığı dosyada "örgüt üyesi olmak" iddiasına gerekçe yapılan haberlerden 7'si ikinci kez gerekçe yapılan Sayılğan'a, bu kez de aynı haberlerden dolayı "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla dava açıldı. 

“POLİS FEZLEKESİ İDDİANAMEYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” 

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Ceza Dairesi, 27 Kasım'da verilen 8 yıl 3 aylık hapis cezasını bozarak Sayılğan’ın tahliyesine kararı verdi. Bin 173 gün sonra tahliye olan Sayılğan, tutukluluk ve yargılama süreçlerini anlattı.

Yaptığı haber ve haber kaynaklarıyla yapılan görüşmelerin suç sayıldığını ve iddianamede yer aldığını dile getiren Sayılğan, "İddianamenin tamamı tapelerden oluşuyordu. İlk gözaltına alındığımda savcıya 'görüşmeleri, haberleri yaptım, bunda suç unsuru nedir?' diye sordum. Savcı hiçbir suç unsurunun olmadığını söyledi. Yaklaşık 15 tapenin üzerinde suç niteliğinin olmadığı, 6 tapenin üzerinde ‘Şüphelinin yanlı haber arayışı içerisinde' olduğu, 10 tapenin üzerinde 'Sayılğan'ın haber peşinde olduğu' yazılıyor. Soruyorum bunlarda suç unsuru ne? Evet ben yazdım, kabul ediyorum. Yazmaya da devam edeceğim. Benim mesleğimdir. Kaldı ki iddianamede de suç olmadığını yazılıyor. Ama söylediklerim mahkeme heyeti tarafından dikkate alınmıyordu. Polis fezlekesi olduğu gibi iddianameye dönüştürülmüş. Polis fezlekesi karşıma gerekçeli karar olarak çıktı. Tek bir kalem oynatılmıyor. 2 yıl boyunca savunma yaptım. Hiç mi bir şey değişmedi? Diğer yandan benim yazmadığım, haberim olmayan birçok şey yazılmış. Hakime 'bunlar nereden yazılmış bana bir gösterin' dediğimde gösterecekleri hiç bir şey yok. Ne savcı ne de hakim biliyor" diye konuştu. 

“HASTA TUTUKLULARIN TEDAVİLERİ SÜREKLİ ERTELENİYOR” 

Olağanüstü Hal (OHAL) süreciyle birlikte cezaevlerindeki hak ihalelerinin de arttığını anlatan Sayılğan, spor, sohbet, atölye haklarının keyfi bir şekilde ellerinden alındığını belirtti. Koğuş baskınlarında elbise, kitap ve hatta kalemlerin dahi toplandığını dile getiren Sayılgan, şunları paylaştı:  
 
"Koğuşlar içinde hapis ediliyorduk. 70 kişinin bulunduğu bir alanda 2 veya 3 ayda 20 şer kişi sohbete çıkabiliyorduk. Dışarıdan kitap, dergi, gazete, kalem dahi verilmiyordu. Kantinden aldığımız ince uçlu kalemleri 'dışarıdan aldınız' diye alınıyordu. Özellikle Kürtçe kitaplar hiç verilmiyordu. Hasta tutukluların tedavileri sürekli erteleniyordu. Bir tedavi 2 veya 3 yıla sarkabiliyordu. Bu süre içerisinde hasta yıpranıyor. Hastaneye gidişlerde kelepçeli tedavi dayatıldığı için tutuklu kabul etmiyordu. 6 ayda bir zar zor hastaneye götürülüyordu. Kelepçeli tedaviyi kabul etmediği zaman bir yıl beklene biliniyordu. Oysa kelepçesiz tedavi yasal bir haktır. Cezaevinde şartlar olabildiğince zorlaştırılıyordu.” 

“60 YAŞINDAKİ TUTUKLUYA İŞKENCE YAPILDI”

Trobzon'dan Muş'a getirilirken Patnos Cezaevi'nde maruz kaldığı muameleyi anlatan Sayılğan, "Asker ve gardiyanlar beni karanlık bir odaya götürdüler. Üzerime saldırıp zorla çıplak arama yapıldı. Yine Giresun Cezaevi'nden 60 yaşında bir tutuklu getirilmişti. 27 yıldır cezaevindeymiş. Diş tedavisi için getirilmişti. Cezaevi girişinde çıplak aramayı kabul etmeyince ağır şekilde darp edildi. Her tarafı morarmış, günlerce yatalak kalmıştı" diye konuştu. 

“MUTLAKA YAZACAĞIM”

Türkiye'de halen onlarca gazetecinin cezaevinde bulunduğunu belirten Sayılgan, "Muhalif seslerin çıktığı her yere ağır yönelimler oldu. Basın bunun bir parçasıydı. Ama gazeteciliğin yargılandığı bu süreçte, tüm bunlara karşı özgür basın dik duruşunu korudu. Çünkü yazının gücü inandırıcıdır. Bir baskı süreci yaşadık; ama bu baskının bitti anlamına gelmiyor. Halen her gün gazetecilerin gözaltına alındığı, tutuklandığı haberleri ile karşılaşıyoruz. Ben 3 yıl bir ay cezaevinde kaldım. Her anımı dışarıda daha iyi bir gazeteci olmak amacıyla yaşamaya çalıştım. Şimdi buradayım, işimin başına döneceğim günü bekliyorum. Yine yazacağım, mutlaka yazacağım" dedi. (MA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Resmi icra iflas ilanlarının gazetelerde yayımlanmamasından geri adım sinyali

SONRAKİ HABER

12. Enerji Sempozyumu: Santraller patronların istekleriyle projelendiriliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa