28 Kasım 2019 17:25

Prof. İzzettin Önder: Borç sarmalı büyüyor yoksulluk derinleşiyor

Prof. Dr. İzzettin Önder, 1 trilyon 162 milyar lira borcuyla, kendi klasmanında yabancı fona en çok ihtiyaç duyan ülke olan Türkiye ekonomisine ilişkin konuştu.

Prof. Dr. İzzettin Önder | Fotoğraf: MA

Paylaş

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından yapılan değerlendirmede Türkiye, 120 milyar dolarlık kısa vadeli dış borç geri ödemesiyle “En çok yabancı fona ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülke” olarak konumlandırıldı. Borca muhtaç ekonomiyi ‘Freni patlamış arabaya’ benzeten İktisat Profesörü İzzettin Önder, “Borç sarmalının büyümesi ile bu durum kıpırdanma olarak gözükmektedir. Borç kapatmada kullanılan para ekonomiyi anlık ve geçici rahatlatırken, yüklü faiz alarak orta ve uzun vadede ülkeyi soymaktadır” dedi.  

MA’dan Lezgin Tekay’a konuşan İktisatçı Prof. Dr. İzzettin Önder, yaşanan ekonomik krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

BORÇLANMA VARSILI ZENGİNLEŞTİRİR

Merkezi yönetim borç stokunun 1 trilyon 162,4 milyar lira olduğunu hatırlatan Önder, “Bu miktar geçen yıldan itibaren yaklaşık 200 milyar lira dolayında artışa tekabül eder. Borç, anapara derhal ödenmeyip, çevrildiği için (rollover) bütçede faiz gözükür ve yüklü faiz ödemesi de bütçeyi sıkıştırmaktadır. Böyle bir denge sürdürülemez” dedi.

Yaşanan durum sonucunda para arzının denetimden çıkarak enflasyonun yükseleceği ya da aşırı borçlanmaya gidilerek faizin yükselme ihtimallerini doğurduğuna dikkati çeken Önder, “Böylelikle, dış borç alınarak hem bağımlılık yoğunlaşır hem de bu durum emisyonu tetikleyebileceğinden yine fiyatlar üzerinde yükseltici etki yapar. Kısacası, aşırı borçlanma ve biriken faiz yükümlülüğü varsılları daha da zenginleştirir, yoksulluğu ise daha da derinleştirir” diye konuştu.

Önder, şöyle konuştu: “Kaldı ki, yatırımda değil, borç kapatmada kullanılan para ekonomiyi anlık ve geçici rahatlatırken, yüklü faiz alarak orta ve uzun vadede ülkeyi soymaktadır. AKP izlediği politikayla, 2000 IMF-Derviş politikasını samimiyetle uyguladığı ve fonları anlamsız taşa toprağa gömdüğü için bizzat kendi ayağına kurşun sıkmıştır ve süreç tamamlanmak üzeredir. Frene basan bir aracın ne kadar zaman ve ne mesafe sonrasında duracağı fizik olarak hesaplanabilir; ancak freni patlamış bir aracın ne zaman, nerede ve ne kadar zararla duracağı hesaplanamaz.”

EKONOMİDE TREND OLUMSUZ

Türkiye’de son aylarda arz yönlü sanayi üretiminde yaşanan artışı değerlendiren Önder, “Arz yönlü üretim yeni kapasitenin faaliyete geçmesi ile değil, atıl kapasitenin (üretim biriminde mevcut olup kullanılmayan kapasite) yükselmesi ile gerçekleşmektedir. Perakende satış hacmindeki kıpırdanma karşılığında ise halkın bankalara borçluluğunun artışı yatmaktadır. Yani toplumsal zenginleşme ile değil, borç sarmalının büyümesi ile bu durum kıpırdanma olarak gözükmektedir” dedi. Bunların geçici süreçler olup, ekonominin temel yönüyle ilgili olmadığını sözlerine ekleyen Önder, şöyle devam etti: “Bunlar kısmen krizle ilgilidir. Krizden çıkışla bağlantılı yorumlanamaz. Her kriz, oluşum aşamasında ekonomiyi çökerttiği için, sonrasında bir kıpırdanma oluşturur. Adeta testere ağzı gibi inişli çıkışlı, tırtıklı konjonktürel bir süreç yaşanabilir. Önemli olan genel gidişat, yani trenddir. Trend ise olumlu gelişmiyor.”

Prof. Önder, olumsuz trendin sebeplerini de şöyle sıraladı: “Bir kere ciddi üretime yönelik yatırım yok ya da ihmal edilir boyutta ve teknoloji yoğunluğu yok ya da çok küçük, ikincisi gelir dağılımı giderek kötüleşiyor. Gelir dağılımının bir göstergesi olarak Gini katsayısı giderek sıfır değerinden uzaklaşıyor ki, bu durum olumsuzluk göstergesidir.”

Türkiye’de gelir dağılımı eşitsizliği 2018 yılında da artmıştı. Türkiye’nin Gini katsayısı, 2018’de bir önceki yıla göre 0,003 puan artışla 0,408 olarak açıklanmıştı

“PARLAMENTO DURUMA EL KOYMALIDIR”

Ekonomiyi canlandırmak için hem bütçenin hem de değerli kamu kuruluşlarının ipotek edildiği Varlık Fonu’nun kullanıldığını hatırlatan Önder, “Tek adam yönetimi bu fonu aynı uygulamayı yapan devletlerden çok farklı, hiçbir kamusal denetim ve hesap verme prosedürü olmadan ve tam ters yönde ve şahsi varlığı gibi kullanıyor” dedi.

TÜRKİYE, EN ÇOK YABANCI FONA İHTİYAÇ DUYAN ‘GELİŞMEKTE OLAN’ ÜLKE

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), Türkiye’yi 120 milyar dolarlık kısa vadeli dış borç geri ödemesiyle “En çok yabancı fona ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülke” olarak konumlandırdı. Financial Times’ta yayımlanan analize göre Türkiye’nin döviz rezervlerinin gelecek yıl yapılacak dış borç ödemelerinin ancak yarısını karşılayabilecek düzeyde olduğu öne sürüldü.

FAİZ YÜKÜ DAHA DA ARTACAK

Hazine’nin faiz yükü, 2020’de daha da artacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı açıklamada, 2020’de 222,6 milyar TL anapara ve 129,4 milyar TL faiz olmak üzere toplam 352,1 milyar TL tutarında borç servisi gerçekleştirilmesinin, borç servisinin 287 milyar TL’sinin iç borç; 65,1 milyar TL’sinin ise dış borç servisi olarak yapılmasının öngörüldüğünü açıklamıştı. (EKONOMİ SERVİSİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Almanya ve Fransa’da traktörler başkentlere indi, peki çiftçiler ne istiyor?

SONRAKİ HABER

Kısa film iyi gider

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa