27 Ekim 2012 02:56

Toplu pazarlık hakkına baraj!

Yeni yasada, en çok baraj meselesi tartışıldı. Hükümetin “Yüzde 10 barajını yüzde 3’e düşürdük” diye övünmesine bakmayın. Bugün yüzde 10 barajının üzerinde gözüken 50 sendikadan en az 29’unu baraj altı kalma, toplusözleşme yetkisini kaybetme riski ile baş başa bırakıyor yeni

Toplu pazarlık hakkına baraj!
Paylaş

Onur Bakır

 

YÜZDE 3-YÜZDE 10, ELMA İLE ARMUT

Her şeyden önce yüzde 10 ile yüzde 3’ü karşılaştırmanın, elma ile armudu karşılaştırmaktan hiçbir farkı olmadığını söyleyelim. Armut (yüzde 3), elmadan (yüzde 10) daha küçük olabilir. Ama bu, armut, elma değil. Yüzde 10 barajının gerçek anlamda uygulanmadığı, Bakanlık tarafından yayınlanan istatistiklerin gerçeği yansıtmadığı için normalde birkaçı dışında hepsinin baraj altı kalacağı bilinen sendikaların kağıt üzerinde baraj üstü gözüktüğü herkesin malumu. Dolayısıyla ısıranın dişini kıracak bir elmadan bahsediyoruz! Ancak bu armudu, öyle ya da böyle, bütün sendikalar dişleyecek! Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre istatistikler yayınlandığında, sendikaların gerçek üye sayısı ortaya düştüğünde, sendikalar teker teker dişlerini dökecek!
Sonuç olarak fiilen uygulanmayan bir ölçüt ile gerçekten uygulanacak bir ölçüt, sayısal olarak kıyaslanamaz. Birinin yüzde 10, birinin yüzde 3 olmasının hiçbir anlamı yoktur. 12 Eylül darbesi yüzde 10 barajını getirmiştir, bu baraj toplu pazarlık hakkına büyük bir darbedir, ancak bir biçimde bu baraj fiilen uygulanmadığı için Türkiye’de 50 sendika toplusözleşme yapma yetkisine sahiptir. Yeni baraj, mevcut yetkili sendikaların yarısından çoğunu yetkisiz hale getirme riskini barındırmaktadır. Tek gerçek budur. Bu yasa Türkiye’de toplusözleşme yapabilen sendika sayısını düşürecek, toplu pazarlık hakkını kısıtlayacak, 12 Eylül mirası yasaların bile başaramadığını başaracaktır!  

0,1,2,3, DAHA FAZLA BARAJ!

Yasa tasarısının ilk taslağında baraj yüzde 0.5’ti. Meclis komisyonlarında baraj yüzde 1’e çıktı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Türk-İş, Hak-İş ve işveren örgütlerinin başkanlarının Başbakan Erdoğan’ı ziyaretinin ve o meşhur “mutabakat”ın ardından iş kolu barajı kademeli olarak yüzde 3’e çıktı! Nereden nereye… Adrese teslim bir son dakika değişikliği ile 15 Ocak 2013’ye kadar ESK’ye üye konfederasyonlara üye sendikalar için iş kolu barajının yüzde 0 olması benimsendi. Yine bu kapsamdaki sendikalar için baraj, 15 Ocak 2013-1 Temmuz 2016 tarihleri arasında yüzde 1, takip eden iki yıl için yüzde 2, 1 Temmuz 2018 tarihinden itibaren yüzde 3 olacak.

BARAJLAR VE SENDİKALAR

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının dağıttığı gayriresmi bilgi notundaki rakamları esas alacak olursak, halihazırda barajın üstüne gözüken ve toplusözleşme yapabilen sendikalar bakımından, yüzde 1 barajı en az 10 sendikayı, yüzde 2 barajı en az 12 sendikayı, yüzde 3 barajı en az 7 sendikayı baraj altı kalma riski ile baş başa bırakacak. Özellikle birleştirilen iş kollarında, baraj sorunu iyice katmerli hale gelecek. Mevcut durumda toplu iş sözleşmesi yapabilen Türk-İş’e bağlı 17 sendika, Hak-İş’e bağlı 5 sendika, DİSK’e bağlı 6 sendika ile bir bağımsız sendika baraj altı kalma tehlikesi ile karşı karşıya…  
DİSK-AR’ın “Sendikalar ve Yetki Sorunu Raporu-2” başlıklı çalışmasına göre, sendikaların baraj altı kalması ile birlikte 6.5 milyon işçi (kayıtlı işçilerin yüzde 58’i) sendikaya üye olsa bile toplusözleşme hakkından yararlanamayacak, 8 iş kolunda işçiler yetkili sendika bulamayacak, kayıtlı işçilerin yüzde 28.5’i tek sendika tercihine mahkum olacak…  

İŞYERİ VE İŞLETME BARAJLARI

Yeni yasa, iş kolu barajları ile toplu pazarlık hakkına ağır bir darbe indirirken, çifte baraj sistemini sürdürüyor. Sendikaların toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için iş kolu barajını geçse bile, işyeri/işletme barajını da geçmesi gerekiyor. Yasa, işyeri barajını yüzde 50 olarak korurken, işletme barajını yüzde 50’den 40’a çekiyor. Ancak yüzde 40’a düşürülen işletme barajı da toplu pazarlık hakkına ciddi bir kısıtlama niteliğini taşıyor. Öte yandan yeni yasa, sendikaların toplusözleşme yetkisini “devletten” aldığı garabet sistemi sürdürdüğü gibi, yetki itirazı sorununu da çözmüyor. Yeni yasa, toplusözleşme düzeyinde sınırlamaları da sürdürüyor. Sözün özü, yeni yasa, yeni barajlarıyla toplu pazarlık hakkına baraj kurduğu gibi, bu barajı, işyeri/işletme barajı, yetki şartı, yetki itirazı sorunu ile güçlendirmeyi de ihmal etmiyor…


YETKİ İTİRAZI SORUNU DEVAM EDECEK

Türkiye’de örgütlenmek ayrı dert, Bakanlıktan toplu sözleşme yetkisi almak ayrı dert. Uyanık işverenler, sendikanın örgütlenmesini engelleyemeyince hemen “yetki itirazı” kozunu kullanıyor. Bu davalar da en az 2 yıl sürüyor, 6 yılı bulan davalar bile var. Yetki sorunu öyle büyük bir sorun ki, üzerine doktora tezi dahi yazıldı; Murat Özveri’nin tezi, Prof. Dr. Cahit Talas Sosyal Politika Ödülü’nü aldı!  Yeni yasa, iş kolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davaların, yetki işlemleri ve davalarında bekletici mesele sayılmaması şartını getirdi. Ancak işverenlerin başka gerekçelerle yapacakları keyfi yetki itirazlarıyla toplusözleşmeyi geciktirmesini engellemiyor. Özellikle “referandum” yoluyla kolayca çözümlenebilecek yetki ihtilaflarına ilişkin yeni düzenleme getirmiyor. Başka deyişle kangren halini almış olan yetki itirazı sorunu devam ediyor!


ŞAKA GİBİ İŞ KOLU SÖZLEŞMESİ

Yeni yasa ile, mevcut yasada olmayan “çerçeve sözleşmesi” mevzuata girmiş oldu ve büyük bir yenilik getirilmiş, ilerleme sağlanmış gibi sunuldu. Yasaya göre, “çerçeve sözleşmesi”, “Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işveren konfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları arasında iş kolu düzeyinde”, tarafların birinin çağrısı ve karşı tarafın çağrıya olumlu cevap vermesi durumunda yapılabilecek. Çerçeve sözleşmenin içeriği “Mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikaları” ile sınırlı olacak ve yalnızca taraf işçi sendikasının üyelerine uygulanacak. Şaka gibi! Her şeyden önce, bu iş kolu sözleşmesinde, ücret, mali haklar ve çalışma koşulları gibi bir toplu iş sözleşmesinin olmazsa olmazları yok. İşveren sendikası kendisine yapılan çağrıya cevap vermediği takdirde grev hakkı yok; velev ki, işveren sendikası cevap verdi, anlaşma sağlanamadığında da grev hakkı yok. Son olarak sözleşme imzalansa bile, sadece sözleşmeyi imzalayan sendikanın üyelerine uygulanacak, diğer işçiler bundan yararlanamayacak. Bunun da adı çerçeve/iş kolu sözleşmesi olacak! Şaka gibi…


BİRLEŞTİRİLEN İŞ KOLLARI BÜYÜYEN BARAJLAR

Bazı iş kollarının birleştirilmesi ile bugünkü yüzde 10 barajını aratabilecek yeni barajlar ortaya çıktı. Örneğin deri ve tekstil iş kolu, tek iş kolunda birleştirildi. Birleştirmeden önce deri iş kolunda işçi sayısı 45 bin civarındaydı. Birleşme sonrası, yeni iş kolunun işçi sayısı 850 bin civarına çıktı. Deri iş kolunun yüzde 10’u 4 bin 500 iken, yeni iş kolunun yüzde 1’i bile 8 bin 500’e denk geliyor. Yüzde 3’ü ise bugüne göre yüzde 56.6’ya denk düşüyor. Benzer bir durum ağaç iş kolu ile birleştirilen kağıt iş kolu için de geçerli. Kağıt iş kolunda çalışan işçi sayısı bugün itibariyle 40 bin civarında. Kağıt ve Ağaç iş kolu birleştiğinde rakam 200 bine çıkıyor. Böylece kağıt iş kolunun yüzde 10’u ile yeni iş kolunun yüzde 2’si eşit hale geliyor. Bu sorun, birleştirilen diğer iş kolları (gıda, şeker, basın, gazetecilik, kara, hava ve demiryolu taşımacılığı, gemi yapımı, deniz taşımacılığı ve liman) için de geçerli.  Birleştirilen iş kolları ile büyüyen barajlar neticesinde, 13 sendikanın baraj altı kalması ihtimali söz konusu…


EN BÜYÜK İŞ KOLU, EN BÜYÜK BARAJ!

Türkiye’de hizmetler sektörünün hızla gelişmesi ile birlikte, “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” iş kolu da inanılmaz bir hızla büyüdü ve Türkiye’nin en büyük iş kolu haline geldi. SGK verilerine göre bu iş kolunda çalışan işçi sayısı 2 milyon 600 bini buldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bir mahkeme kararı nedeni ile 2003’ten bu yana yayınladığı istatistiklerde, 2003 verilerini yayınlamaya devam ediyor. 2003 verisine göre ise iş kolundaki işçi sayısı, 436 bin 794. Dolayısıyla, yeni istatistikle iş kolundaki işçi sayısı bir anda yaklaşık 5 katına çıkmış olacak. Ancak bu iş koluna da yüzde 1, 2 ve 3 barajları uygulanacak. Bu iş kolunda faaliyet gösteren ve hali hazırda yetkili olan Türk-İş’e bağlı Tez Koop-İş ve Koop-İş Sendikaları ile DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikasının toplam işçi sayısı bile yüzde 3 barajını aşamıyor! Dolayısıyla yeni yasa, Türkiye’nin en büyük iş kolundaki sendikal örgütlenmeyi de ciddi biçimde tehdit ediyor.

evrensel.net

İLGİLİ HABERLER

25 Ocak 2020 04:18
Ford işçileri metal işçilerine çağrı yapıyor: "2015'te patronlara geri adım attıranın birliğimiz olduğunu unutmadan, yine o birliği sağlamak üzere grev komitelerimizi kurmalıyız."
25 Ocak 2020 03:28
"Ephraim Kishon’ın yazdığı Tarla Kuşuydu Juliet adlı oyununda yeniden karşımıza çıkıyor. Ezop Sahne’nin komedi türündeki yeni müzikli oyunu, bu iki aşığı bambaşka bir yorumla sahneye taşıyor."
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Şakran ve Kırıklar cezaevleri önünde eylem

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa