27 Kasım 2019 04:37

3 konfederasyona bağlı işçiler, 1 Aralık’ta bir araya geliyor

Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’e bağlı sendikalardan oluşan İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu 1 Aralık'ta “asgari değil insanca yaşam” toplantısı düzenliyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’e bağlı sendika şubelerinin geçtiğimiz yıl bir araya gelerek kurduğu İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu, 1 Aralık’ta şube yöneticileri, işyeri temsilcileri ve işçilerin katılımıyla “asgari değil insanca yaşam” toplantısı düzenliyor. “Asgari değil insanca yaşama yetecek ücret”, “vergide adalet” ile “sendikal hareket içerisindeki sorunlar ve çözüm yolları” gibi başlıkların tartışılacağı toplantı Şişli’de bulunan Nâzım Hikmet Kültür Sanat Vakfında saat 13.00’te gerçekleşecek. Gazetemize konuşan platform üyesi sendika yöneticileri, “Ortak problemler için ortak bir mücadele platformu gerekiyor” diyerek etkinliğe katılım ve platformu güçlendirme çağrısı yaptı.

"ORTAK MÜCADELE PLATFORMU TÜM İŞÇİLERİN BEKLENTİSİ"

Ahmet Arıkan (DİSK/Genel-İş İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı): 1980 darbesi öncesi ve sonrası sendikacılık arasında ciddi farklılıklar var. Darbe sonrası çıkarılan yasalarla sendikacılık tabandan, işçilerin elinden alınarak merkeziyetçileştirildi. Bu merkeziyetçilik de birbirinden kopuşlara neden oldu. Aslında farklı sendikaların, konfederasyonların üyesi olan işçilerin tamamının dertleri ortak. Bu ortak problemler için ortak bir mücadele platformu gerekiyor. Ancak bu merkeziyetçilik yüzünden bir türlü gerçekleşmedi.

Yukarıda birbirinden uzak duran sendikacılar işçiyi birbirinden kopardı. Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’daki işçi sendikalarının konfederasyon ya da sendika farkı gözetmeden tabanda bir araya gelerek bir oluşum içerisine girmeleri çok olumlu bir yaklaşım. Bu olumlu yaklaşım nihayetinde işçiye yansıyacak. Yani farklılıkları değil ortaklıklarımızı bir araya getirerek mücadele ağı oluşturma fikri zaten yıllardır işçilerin beklentilerini karşılayacak bir şey. Dolayısıyla çok değerli ve önemli. Biz de bunun bir parçası olarak işçilerin sınıf ekseni üzerinden birleştirilmesi için yapılan çalışmaları önemsiyoruz. Yaşanan krizin bedeli, faturası vergilerle, zamlarla işçilere, yoksul halklara ödetiliyor. O yüzden kendi kaderini belirleyecek yapılanmaya gitmesi ve söz sahibinin işçinin kendisinin olması anlamında bu platform önemli.  

Öte yandan sendikacılığı bürokratik sendikacılıktan kurtarmak gerekiyor. Zaruretten doğan ve sınıfın içerisinden inşaların kurduğu sendikalar zaman içerisinde bürokratlaşarak sınıftan kopuyor ve uzaklaşıyor. Yani aşağıdaki problemleri ve dertleri anlayamaz ve çözümleyemez duruma geliyor. Dolayısıyla bu tür platformlar sendikalarla tabandaki işçiyi birbirinden koparmadan, tam da işin içine katan, yani komitelerle bu işi yukarıdan aşağıya ören, aşağıdan yukarıya yapısal anlamda gerçek bir sınıf mücadelesine çeviren bir noktaya gidiyor. Bu da çok önemli. Yani problemini derdini tespit de ve onunla ilgili mücadelede söz sahibi olması, onunla ilgili karar alabilmesi çok önemli. Merkeziyetçilikten çıkarıp sınıf demokrasisini, işçi kültürünü burada yaygınlaştırmak önemli, bunu amaçlıyor. Biz de çok önemsiyoruz o yüzden bunu. Yani farklılıklarımızı değil, ortaklıklarımızı görüşüp onlar üzerinden yol yürümek önemli olan.  

"BİR ARAYA GELMEK, SÜREKLİ TARTIŞILAN TEMEL BİR İHTİYAÇ"

Veysel Arslan (Türk-İş/DERİTEKS İstanbul Avrupa Yakası Sorumlusu): Aslına bakarsanız bir araya gelme ihtiyacı tabandaki işçiler açısından sürekli tartışılan temel bir ihtiyaç. İşçiler belki bunu koşullarından ya da doğru temsiliyetin olmamasından kaynaklı olarak dile getiremiyor. Sorunların çözümü için mutlaka ortak hareket etmenin gerekliliğini zaten biliyorlardı. Herhangi pratik bir eylemde, bir fabrika direnişinde bir güçle ya da ortak bir dayanışmayla bu kazanımın daha hızlı ilerleyeceğini biliyorlardı. Özel lokal sorunlar olsa bile sendikaların ilgilendiği temel sorunlar üç aşağı beş yukarı aynı. Burayı ayrışma siyasi iktidarların müdahalesiyle ortaya çıkıyor. Temelde işçiler bunu isteyerek yapmadılar. Konfederasyonlara bölünmeyi işçiler değil, sermaye ve siyasi iktidarlar istiyor. Sermaye ve iktidarlar daha parçalı işçi hareketi yaratarak kontrolü kolaylaştırmak istiyor.

İşçilerin ortak sorunları var. Bunları tüm sendikalar da biliyor, görüyor. Bizim derdimiz bu sorunları daha fazla yüzeye çıkarmak adına adım attık. İstanbul İşçi Sendikaları Platformu bu bakımdan çok önemli. Konfederasyon farkını gözetmeden doğrudan tabanın sesine kulak vermeye çalışan bir platform bu. Bugün platformda olmayan sendikaların tabanı da aslında bunu istiyor. Biz yönetici ve temsilcilik düzeyinde bir tartışma yürüttük. Ama biraz daha tabana yayarak, hem bu platformun niteliğini hem de önümüzdeki en temel sorunlardan bir tanesi olan asgari ücret ve vergideki adaletsizlik meselesini de gündeme alarak iç içe yürüsün istedik. Bu etkinlikte bu ihtiyaç üzerinden çıktı. İşçilerin kendi taleplerinin daha yüzeye çıktığını görebilsinler, ona sahip çıkabilsinler, bunu tartışabilsinler istedik. Bu ve bundan sonraki etkinlikleri biraz daha tabana yaymayı, sorunları ve çözümlerini tabanda tartışmayı önemsiyoruz.

Mustafa Tayfur (Hak-İş/Liman-İş İstanbul Şube Başkanı): Bu toplantımızın tek amacı işçilerin, işçi temsilcilerinin, sendikaların bireysel menfaatlerinden ziyade topluma hitap edebilecek bir ortam sağlayabilmek, hemfikir olmak, bir arada tek el olup üyelerimize sahip çıkmak... Türkiye şartlarını biliyorsunuz. Bir kira 1500 lira, asgari ücret ise 2 bin lira. Çalışanların işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları çok, çalışma koşulları ne yazık ki kötü durumda, iş güvenceleri yok, aldıkları ücretler tatmin edici değil. Dolayısıyla tüm bu sorunlar karşısında ilimizde bir araya gelip, çalışanların hak ve hukuklarını koruyabilecek bir ortam sağlamak, bunun da Türkiye genelinde de örnek olmasını istiyoruz. Herhangi bir yerde işten atmalar, ya da hak gasbı yaşandığında buna karşı ortak bir tavır gösterilsin istiyoruz. Nasıl ki patronların birlikleri var, bizim de tüm sorunlara karşı birlik olmamız gerekiyor. Birlik olalım ki yenilmeyelim. Çalışanlarımıza da bir güven verelim istiyoruz. Tüm sendikalar bir arada, arkanızdayız, siz varsanız biz de varız, bundan sonra haklarımızı birlik, beraberlik içerisinde savunacağız duygusunu yaratmak istiyoruz.

"ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ ASGARİ ÜCRET GÖRÜŞMELERİNDEN İYİ BİR SONUÇ ELDE ETMEK"

Banu Tuna (Türk-İş/TGS İstanbul Şube Başkanı): Platformun kuruluşu geçen yaza dayanıyor, çok eski değil, yeni bir başlangıç. Çıkış noktası da şu: “İşçi sınıfının öncelikli sorunları var. Sendikaların kendi aralarındaki fikir ayrılığının üstünde tutulması gereken öncelikli, hayati sorunları var.” Biz İstanbul şube başkanları olarak farklılıklarımızı bir kenara bırakıp “insanca yaşam” gibi asgari taleplerimizin altında toplanmak istedik. O yüzden Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’e bağlı sendikaların İstanbul şubeleri olarak bir araya geldik. Öncelikli hedefimiz asgari ücret görüşmelerinden iyi bir sonuç elde etmek, ona tesir edebilmek. Öte yandan Türkiye’de malum sendikalaşma oranı düşük basın iş kolunda bu çok daha düşük. Hürriyet örneğindeki gibi her seferinde bu çaba işverenin işten atmasıyla baltalandığında yara alıyor. Ama biz bu sefer korkup geri durma niyetinde değiliz.  TGS olarak da derdimiz, sendikalı işçi gazeteci sayısını ve toplu sözleşme yaptığımız gazete sayısını artırmak, işsiz gazetecilere bir şemsiye olmak ve dayanışmak niyetindeyiz.

"SORUNLAR A YA DA B SENDİKASININ DEĞİL TÜM İŞÇİLERİN"

Nedime Yıldırım Mutlu (Türk-İş/Sağlık-İş İstanbul Şube Başkanı): İşçi temsilcileri işçi sınıfı içerisindeki işçi önderleridir. Bundan dolayı süreci doğru kavrayabilmek için ve ülkemizde sendikal hareket içerisinde gelişen, işçi sınıfını ilgilendiren bir dünya sıkıntılar yaşanıyor. Bunların konuşulacağı bir platform olsun istedik. Bu ihtiyaç üzerinden doğdu bu etkinlik. Bu platformda da en azından bir araya gelelim, sorunlarımızı ortaklaştıralım, çözüm arayalım, neler yapabileceğimiz konusunda. Enflasyon ve işsizlik rakamları ortada, eğitimli işsizlik yüzde 25’lerde, iş cinayetleri zaten almış başını gidiyor, işsizliğe bağlı intiharlar gelişmeye başladı... Bu sorunlar, sadece A sendikasının ya da B sendikasının değil tüm işçilerin sorunları. Tüm bu sorunlara karşı tüm üyelerimizi, temsilcilerimizi davet ederek sorunlarımızı ortaklaştıralım ve ortak çözüm yolları üretelim istiyoruz.

"BİRLİK GÜÇLENİRSE HÜKÜMETİN KEYFİYETİ ORTADAN KALKAR"

Erol Özdemir (Türk-İş/Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Başkanı): Çalışma yaşamının sorunları ortak. Farklı konfederasyonlarda örgütlü olmak birlikte mücadele edilemeyeceği anlamı gelmez. Ortak sorunlarda ortak hareket edebilmeliyiz, ediyoruz da zaten. Vergi sistemindeki adaletsizlik, asgari ücretin belirlenmesi önümüzdeki gündemler... Hükümet yeni yeni şeyler çıkarıyor, vergiyi de hep çalışana yüklüyor. Burada bir adaletsizlik var zaten. Dolaylı ya da direk vergilerle kazancımız eriyip gidiyor. Bu sorunlar tek başına ne DİSK’in, ne Türk-İş’in ne de Hak-İş’in sorunu. Ortak bir sorun. En son Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda asgari ücretin insanca yaşanılabilir ücret olması ve vergide adalet taleplerini kamuoyuyla paylaştığımız gün 3 konfederasyonun genel başkanları da ortak bir açıklama yaptı. Bu da bizim ne kadar doğru bir yerde durduğumuzun işareti. 3 konfederasyonun genel başkanlarının ortak sorunlara ilişkin açıklama yapması çok önemli. Tabii bunun altının doldurulması gerekir. Buraya dair adımlar atılırsa hükümetin keyfiyeti de ortadan kalkar diye düşünüyoruz. Burayı beslemek istiyoruz işin doğrusu. Hükümetin bu keyfiyetini ortadan kaldırmak için hem kendi konfederasyonumuzu hem de diğer konfederasyonları tavır almaya zorlamak bizim görevimiz. 1 Aralık’ta yapılacak toplantının da buraya hizmet etmesi amacımız. Derdimiz, ortak sorunlar karşısında ortak duruş sergilemeyi örgütlemek.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İşçi mektubu: Zaten geçinemiyorum, üç kuruş zam teklifiyle masaya oturdular

SONRAKİ HABER

5 Haziran saldırısı davasında polislerin mahkemeye getirilmesi talebi reddedildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa