27 Kasım 2019 04:10

Doç. Dr. Ceren Ergenç: Hong Kong seçim sonuçları iki taraf için de şaşırtıcı oldu

Hong Kong seçimlerini Evrensel'e yorumlayan Ergenç: ‘Beş Talep’i destekleyen adaylar ezici bir çoğunlukla temsilcilikleri aldılar. Bu da göstericilerin meşruiyetlerini yitirmediklerini göstermiş oldu.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Elif GÖRGÜ
İstanbul

Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde aylardır süren protestoların ortasında geçtiğimiz pazar günü yerel seçimler yapıldı. Pekin yanlısı adaylar yenilgiye uğradı. Bölgenin en büyük Pekin yanlısı partisi olan İyileştirme ve İlerleme için Demokratik İttifak Partisi, 179 adayından sadece 21’ini belediye meclislerine sokabildi. Çoğunluğu Çin karşıtı protestoların desteklediği adaylar kazandı.

Seçim sonuçlarını ve kitlesel olarak geçtiğimiz hazirandan beri devam eden protesto hareketini Liverpool Üniversitesi Suzhou Kampusu Çin Çalışmaları Bölümünden Akademisyen Doç. Dr. Ceren Ergenç ile konuştuk. Ergenç, seçim sonuçlarının “Göstericilerin meşruiyetlerini yitirmediklerini” gösterdiğine dikkat çekti. 

"SONUÇLAR İKİ TARAF İÇİN DE ŞAŞIRTICI OLDU"

Hong Kong Kayıt ve Seçim Ofisinin kesinleşen verilerine göre 18 seçim bölgesinin 17’sinde kazanan Çin karşıtları, toplam 452 sandalye için yarışılan mahalli idare seçiminde yüzde 76.1 oy oranıyla 344 sandalyenin sahibi oldu. Pekin yanlılarının yüzde 12.8 oy oranıyla sadece 58 sandalye alabildiği yerel seçimde, bağımsız adaylar ise yüzde 9.1 oy oranıyla 41 sandalye kazanabildi.

Doç. Dr. Ergenç, seçim sonuçlarının hem göstericiler hem de Pekin hükümeti için bir bakıma şaşırtıcı olduğunu belirtiyor. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Her ne kadar beyaz yakalılar öğrencilere düzenli destek veriyorduysa da polis şiddetine karşı kampüslerde ve kent merkezinde hayatın durmuş olması ve göstericilerin şiddeti sonucu ölenlerin olması yüzünden halkın desteğini kaybetmiş olabilirlerdi. Bunun böyle olmadığı belediye seçimlerine benzer düşünebileceğimiz bölge temsilciliği seçimlerinde anlaşıldı.

2015’te yüzde 50’lerde olan katılım bu seçimlerde yüzde 70’lere çıktı; 2015’te Pekin hükümetinin desteklediği adaylar çoğunluktayken bu seçimde ‘Beş Talep’i destekleyen adaylar ezici bir çoğunlukla temsilcilikleri aldılar. Bu da göstericilerin meşruiyetlerini yitirmediklerini göstermiş oldu.”

"UZUN VADELİ SİYASİ PERSPEKTİFTEN YOKSUN"

Bahsi geçen “Beş Talep” suçluların Çin’e iadesini içeren yasa tasarısının tamamen iptal edilmesi, gözaltındaki göstericiler için genel af çıkarılması, göstericilere “isyancı” denmemesi, polis şiddetinin soruşturulması ve Yasama Meclisi ve Özerk Bölge İdarecisinin doğrudan halk tarafından seçilmesiydi. 

Ergenç, bu taleplerin henüz kabul etmediğine dikkat çekiyor ancak çeşitli süreçlerden geçen protesto hareketi içindeki kimi sorunlara da işaret ediyor: “Yazın başlayan protestoların 2014’teki Şemsiye Hareketi’nde olduğu gibi okullar açılınca sönümleneceği beklentisi vardı ama öğrenci ağırlıklı göstericiler eylemlerini üniversite kampüslerine taşıdı. Yazın başlayan protestoların nedeni suçluların anakara Çin’e iadesi yasa tasarısının düşünce suçluları için de kullanılması endişesiydi. Bu yasa tasarısı durdurulduktan sonra göstericiler Beş Talep’le geldiler. Ne Pekin hükümeti ne Hong Kong hükümeti bu talepleri henüz kabul etmedi. Taleplerin ilk dördü mevcut yönetimle müzakere edilebilecekken beşincisi, yani doğrudan seçimler çok daha uzun vadeli bir siyasi gündemi gerektiriyor. Göstericiler ise henüz bu perspektiften yoksun. Bunun nedeni, sokak çatışmaları nedeniyle hareket içerisindeki değişik grupların bir araya gelerek ortak bir siyasi tavır geliştirememiş olması. Hong Kong’un sol camiası gösterilere destek vermekle birlikte gündemi belirleyecek güçten yoksun; liberallerin hakim olduğu hareketse kendi içinde bölünmüş durumda.”

ÇİN YÖNETİMİ NE YAPACAK?

Bir diğer önemli mesele ise Çin yönetiminin bu sonuçlar karşısında ne yapacağı. Seçim sonrası ilk yorumu yapan Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, “Hong Kong’da ne olursa olsun Çin topraklarının parçası olmaya devam edecek” demişti. 

“Pekin hükümeti bu sonuçlara şaşırmış gibi duruyor” diyen Akademisyen Ceren Ergenç, devlet medyasının da sonuçları çok geç ve eksik verdiğini belirtiliyor: “Anakara kamuoyuna mesele bir vatanseverlik eksikliği olarak sunulduğu için seçim sonuçları kafa karıştırıcı oldu. Ama, gün içinde kısa bir bocalamanın ardından editörlerden seçim sürecinin sağlıklı geçmediği, sonuçların yanıltıcı olduğu yorumları gelmeye başladı. Bu yüzden, kamuoyu da kısa zamanda milliyetçi tepkilere döner diye tahmin ediyorum. Hükümetin ne yapacağına gelince, ben bu aşamada seçim yeniletmek gibi tepkiler beklemiyorum açıkçası ama elbette bu birkaç gün yakından takip etmek gerekir.” 

SEÇİMİN İKİ ÖNEMLİ SONUCU

Ergenç’e göre seçimin biri doğrudan diğeri dolaylı olmak üzere iki önemi var: “Doğrudan önemi, seçilen temsilciler özerk bölge idarecisini seçecek olan komiteyi belirliyor. 2022’de yapılacak seçimde şimdi seçilenlerin çoğunun Pekin hükümetinin politik etkisine karşı olması Hong Kong yönetimini de etkileyecek. Dolaylı etkisi ise 2020’nin ocağında yapılacak olan Tayvan genel seçimlerine olabilir. Bu seçimlerde Çin yanlısı adayın kazanması bekleniyor ama o zamana kadar bağımsızlık yanlıları Hong Kong seçimlerini kampanyalarında kullanabilir. Bu iki nedenden, Pekin hükümetinin seçim sonuçlarını değil sonrasındaki süreci kontrol altında tutmaya çalışacağını düşünüyorum.”

"DIŞ GÜÇLERLE İLİŞKİLENDİRİLMEYE TEPKİLİLER"

Hong  Kong’daki Çin karşıtı protesto hareketinin başından bu yana en çok tartışılan boyutlarından biri “dış müdahale” konusu. Özellikle Çin’e karşı ekonomik ve siyasi hamlelerini sürdüren ABD’nin süreci açıktan desteklemesi, Batı medyasının harekete ilgisi ve açık desteği ve kimi protestocuların ABD bayrakları taşıması gibi unsurlar bu tartışmanın zeminini oluşturdu. 

Doç. Dr. Ceren Ergenç, bu konuda hareketin uluslararası destek alma çabasına dikkat çekiyor: “Yaz döneminde göstericilerin kendi içindeki siyasi ayrılıklar ve rota belirsizliği Yasama Meclisi işgal edildiğinde Çin bayrağının indirilip sömürge dönemi İngiliz bayrağı asılması gibi noktalarda örgütlü bir tepki vermeyi engellemişti. Bir yandan hâlâ uluslararası kamuoyunun desteğini sağlamaya çalışırken, zaman içerisinde dış güçlerle ilişkilendirilmeye kamuoyunda bir tepki oluşmuş gibi duruyor. Nitekim, ABD Senatosundan geçen destek yasası da büyük coşkuyla karşılanmadı. Bunda, Trump’ın pragmatik bir yaklaşımla her an taraf değiştirebilecek olmasının bilinmesi de rol oynuyor elbette.”

PROTESTOLARI KİM YAPIYOR, KİM YÖNETİYOR?

Peki Hong Kong’da aylardır süren ve zaman zaman kitleselliği azalsa da istikrarını koruyan protestoları kimler gerçekleştiriyor?

Doç. Dr. Ceren Ergenç, “Hong Kong’un 2014’teki Şemsiye Hareketi de adını #SuOl etiketinden alan Su Hareketi de liberallerin hakim olduğu bir hareket” diyor ve şu bilgileri veriyor:  “Hong Kong’da gücünü sendikacılıktan alan ve kendini antikapitalist olarak tanımlayan bir sol hareket var. 2014’teki, Şemsiye Hareketine paralel olan, ‘Central Meydanını İşgal Et’ hareketini de onlar düzenlenmişti. Sınırın diğer tarafında Foxconn ve benzeri çok uluslu şirketlerin fabrikalarında çalışan, çoğunluğu köyden kente göçmüş işçileri örgütleyenlere destek veren de onlar. Ama Şemsiye Hareketi ve Su Hareketinde merkezi rolde değiller çünkü bu hareketler, diğer yeni toplumsal hareketler gibi ‘ideolojiler ötesi’ ve gayrihiyerarşik olma iddiasındalar. Hong Kong solu şu anda devam eden harekete de katılıyor ve destek veriyor ama hareketin uzun vadeli planlamasında söz sahibi değil.”

HAREKETİ YENİ BİR KUŞAK DEVRALDI

“Zaten hareketin uzun soluklu planlaması da henüz yapılabilmiş değil. Şemsiye Hareketinin öğrenci liderleri ya seçim siyasetinde yer alarak, tutuklanarak ya da yurt dışına okumaya giderek sahneden çekildiler. Şu an yeni bir kuşak devralmış durumda ve aralarında öne çıkan liderler henüz yok. Bu kuşağın daha önce örgütlülük ve eylemlilik geçmişi olmadığı ama küresel finansal kriz sonrasında yetiştikleri için beyaz yakalı prekarya sınıfı sayılıyorlar. Azınlıklar ve göçmenler ‘Beş Talep’e destek verse de, eylemlere aktif katılmıyor. 
Pekin hükümeti, gösterilerin bu yeni prekarya sınıfının geleceğe dair ümitsizliğinden kaynaklandığını söyleyip sosyal yardım politikaları öneriyor. Örneğin, emlak piyasasının finansallaşmasını bir çözüm olarak adanın büyük sermayesine kamu-özel iş birliği modelinde toplu konut projelerine yatırımı zorunlu kıldı. Ama göstericiler taleplerinin sadece iktisadi değil aynı zamanda politik olduğunu söylüyor. Bu taleplerin tam ne olduğu ise belli değil. Bir kısım ada için bağımsızlık isterken diğer gruplar siyasete katılım hakkı ve içişlerinde özerkliğin korunmasını talep ediyor."

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Almanya'da çiftçiler hükümetin tarım politikalarını protesto etti

SONRAKİ HABER

Öğrenip, güçleneceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa