25 Kasım 2019 19:08

İHD şubelerinden 25 Kasım açıklamaları

İnsan Hakları Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla çeşitli illerde basın açıklamaları düzenledi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla çeşitli illerde düzenlediği basın açıklamalarında kadına yönelik şiddetin ve hak ihlallerinin boyutuna dair önemli veriler paylaşıldı, iktidarın cinsiyet eşitsizliğini artıran politikaları teşhir edildi.

Açıklamalardan bazıları şöyle:

İHD EŞ GENEL BAŞKANI EREN KESKİN: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HER GÜN İHLAL EDİLİYOR

İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin derneğin İstanbul şubesinde açıklama yapan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, iktidarın, altına imza attığı, kadına yönelik şiddetin engellenmesinde en ileri sözleşmeyi her gün ihlal ettiğini vurguladı.

Keskin, İstanbul Sözleşmesinin 2011 yılında İstanbul'da imzalandığını hatırlatarak, "2005 yılına kadar Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) kadına yönelik şiddet diye bir tanımlama yoktu. Kadına yönelik şiddeti düzenleyen, genel ahlak ve aileye karşı cürümlerdi” diye konuştu. Kadının TCK’ya göre ailenin bir unsuru olarak kabul edildiğine dikkat çeken Keskin, “Örneğin, tecavüzün tanımı yoktu. Örneğin cinsel taciz diye bir suç yoktu. Bereket kontrolü, bir işkence yöntemi olarak kullanılıyordu. 2005 yılına kadar, bir cinayetin namus nedeniyle işlenmesi indirim sebebi sayılıyordu. 2005’te kadınların örgütlü mücadelesiyle birtakım talepler kabul edildi. Kadınların mücadelesi sonucunda cinsel saldırı, tecavüz suç olarak tanımlandı" diye belirtti.

"İMZA ATTI AMA UYUYOR MU?"

Sözleşmede “Kadın ve erkek arasındaki ayrımcılıkları ortadan kaldıracaksın” dendiğine işaret eden Keskin şöyle konuştu:

“Sivil Toplum Örgütleri, Kadın örgütleri ve LGBTİ+ örgütleriyle birlikte çalışacaksın. Kadına yönelik fiziksel, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddeti önleyeceksin ve bunun için yargı makamlarını etkin bir biçimde çalıştıracaksın. Sözde namus anlayışını tartıştıracaksın ve ortadan kaldıracaksın. Türkiye bunlara imza attı ama uyuyor mu?”

Yükümlülüklere uyulup uyulmadığını denetleyen Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu’nun (GREVIO) toplantılarına katıldıklarını aktaran Keskin, “Türkiye’yi, eleştiren ve önermelerde bulunan bir rapor hazırlandı. Açıklanan rapor üzerine Türkiye’ye görev veriliyor, seni denetlemem üzerine bu raporu her yere dağıtacaksın. Kimse duydu mu bu raporu? Duymadı” cümlelerini kullandı.

Türkiye’de sadece 144 tane sığınma evi olduğuna dikkat çeken Keskin, “10 bin insanın yaşadığı yerde şiddetle ilgili danışma merkezi, 200 binden fazla yerleşim yerlerine sığınma evi açacaksın. Bu yükümlülüğü Türkiye yerine getirmiyor. Bulunduğumuz her yerde, sığınma evi talebinde bulunmamız lazım” diye belirtti.

Sözleşmede, LGBTİ+’ların haklarının güvence altında alındığına dikkat çeken Keskin, “Transfobi ve homofobi devlet eliyle yapılıyor. Trans kadınlar sokak yürürken bile kabahatler kanununun ‘çevre kirliliği’ kıstasından ceza kesiliyor. Bu ırkçılık” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)


İHD İSTANBUL ŞUBESİ: KADINA YÖNELİK ŞİDDET, SİSTEM POLİTİKALARININ SONUCUDUR

 

İHD İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu, 25 Kasım'a ilişkin dernek binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Açıklamayı okuyan İHD İstanbul Şube Sekreteri Leman Yurtsever, kadına yönelik şiddetin sistem politikalarının sonucu olduğuna dikkat çekti.

Yurtsever, “Erkek egemen siyasetinin tüm uygulamaları, kapitalizmin devam edebilmesi için kullanılan tüm araçlar, eşitsizlik, savaş ekonomisi, tekrar tekrar üretilen şiddeti meydana getirmektedir. 2011 yılında Suriye’de başlayan savaşta beş bine yakın Ezidi kadın, IŞİD tarafından esir alınmış ve 3 bin kadının hâlâ akıbetleri bilinmemektedir. Suriye’de IŞİD’den alınan Bağuz yakınlarında, kadın ve çocukların gömüldüğü toplu mezarlar ortaya çıkarılmıştır. Binlerce kadın ve çocuk yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır. Kadınlar ve çocuklar köle olarak esaret altında kalmış, şiddete uğramışlardır. Daha yenilerde Ankara Keçiören’de IŞİD’li birinin elinde esir olarak bir kadın ortaya çıkartılmış ve ailesi tarafından geri alınmıştır” diye konuştu.

Dünya Ekonomik Formu tarafından 2018’de yayınlanan “Cinsiyet Eşitliği” raporuna göre Türkiye’nin 149 ülke arasında 130’uncu sırada olduğuna işaret eden Yurtsever, “Ülkenin mevcut olan siyası yapısı, toplumsal cinsiyet eşitliğini yok saymakta ve siyasetçilerin söylemleri de bu yönde olmaktadır. Mevcut olan politikalar kadını daha çok ev içine hapsetmekte, toplumsal hayattan ve toplumsal yaşama eşit katılımdan uzak tutmaya çalışmaktadır" cümlelerini kullandı.

"KADINLAR İÇİN KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM ÜRETİLMİYOR"

“Neredeyse her gün üç kadın katlediliyor” diyen Yurtsever, “Kadınlar boşanmak istedikleri eşleri, ayrılmak istedikleri partnerleri, ağabeyleri, babaları ve en yakınlarındaki erkekler tarafında şiddete uğruyor veya öldürülüyorlar. Ev içi şiddet, ev içi taciz çoğu zaman yargıya taşınamıyor, ev ve aile içinde konu kapatılıyor. Yargıya taşınabilen vakalarda failler, genel olarak iyi hal ve tahrik indirimi gibi nedenlerle cezasızlıkla mükafatlandırılıyorlar. Kolluk, çoğu vakalarda ev içi şiddeti ailenin özel durumu olarak görüyor ve bu şekilde telkinde bulunarak görevini kötüye kullanıyor. Kadını, tekrar şiddet gördüğü alana terk ediyor. Şiddete uğrayan kadınlar için sığınma evlerinin sayısı yeterli değildir. Sığınma evlerinde sınırlı bir zaman diliminde kalabilen kadınlar için kapsamlı bir çözüm üretilmiyor" dedi.

"LGBTİ+’LAR TOPLUMUN HER ALANINDA ŞİDDET GÖRÜYOR"

Yurtsever, LGBTİ+’ların toplumun her alanında şiddete maruz kaldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Lambdaistanbul’un 2010 yılında yaptığı araştırmaya katılan 104 trans kadının %89’u polis gözaltısında fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirttiler. Bu sayı, sözlü şiddet, küfür ve aşağılama gibi muameleler söz konusu olduğunda %97’ye çıkmaktadır. Araştırmaya katılanların %77’si cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtirken %86’sı polisin gözaltına alınmaları ile ilgili bir kayıt tutmadığını belirtti." (istanbul/EVRENSEL)


İHD ANKARA ŞUBESİ: KATİLLERİN CESARETİ, CEZASIZLIK POLİTİKASININ ÜRÜNÜ

Ankara'da İHD Merkezi Kadın Komisyonu tarafından 25 Kasım'a ilişkin yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddete karşı gerekli politikaların izlenmediği, hatta siyaset ve yargının kadını suçladığı belirtilerek, “Kadınları katledenlerin cesareti, cezasızlık politikasının ürünü” denildi.

İHD Merkezi Kadın Komisyonu, tarafından yapılan açıklamada erkek egemen siyaseti, kapitalizmin devam edebilmesi için kullanılan tüm araçların eşitsizlik, savaş ekonomisi, tekrar tekrar üretilen şiddeti meydana getirdiği kaydedildi.

Kadınları katledenlerin cesaretinin cezasızlık politikasının ürünü olduğu ifade edilen açıklamada, yargı ve siyasetin önce kadını suçladığına ve mahkemelerde katillerin avukatlarının kadınların yaşamlarını sorguladığına dikkat çekildi.

Şule Çet’in failleri hâlâ ceza almadığı, Nadira Kadirova’nın ölümünün cinayete işaret etmesine rağmen hâlâ etkili bir soruşturma açılmadığı belirtilen açıklamada, “Devlet kadına karşı şiddeti önlemek için her türlü tedbiri almalıdır. Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırmak için politikalar üretmelidir. Cinsiyete dayalı ayrımcılığı ortadan kaldırmalıdır. Kadına karşı şiddet uygulayan failler hakkında etkili cezalandırma yoluna gidilmeli ve cezasızlık politikalarından vazgeçilmedir” denildi. (Ankara/EVRENSEL)


İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ: BÖLGEDE SON 1 YILDA 54 KADIN KATLEDİLDİ

İHD Diyarbakır Şubesi, 25 Kasım dolayısıyla son bir yılda Bölge illerindeki kadına yönelik şiddete dair rapor açıkladı.

16 kadının intihar ederek yaşamına son verdiği belirtilen raporda, "3 kadın intihara teşebbüs etti. Aile içi şiddet sonucu 41 kadın yaşamını yitirirken, 40 kadın yaralandı. Toplumsal alanda kadına yönelik saldırı sonucu 13 kadın yaşamını yitirirken, 21 kadın yaralandı. 9 kadın cinsel saldırıya maruz kaldı. 13 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi" denildi.

Aile içi ve toplumsal alandaki cinayetlerin gerçekleştiği illerin de yer aldığı raporda, "Urfa’da 8, Diyarbakır’da 7, Antep’te 6, Maraş’ta 5, Batman’da 4, Malatya’da 4, Mardin’de 3, Iğdır’da 1, Elazığ’da 3, Dersim’de 3, Ağrı’da 3, Erzurum’da 2, Van’da 1, Bitlis’te 1, Şırnak’ta 1, Bingöl’de 1 ve Hakkari’de 1 olmak üzere 54 kadın katledildi" bilgisine yer verildi.

Açıklamada konuşan İHD Kadın Komisyonu Üyesi Ezgi Sıla Demir, geçmişten bu güne kadına yönelik şiddetin dünyanın her yerinde her alanda devam ettiğini söyledi. Demir, “Kadınların siyasete katılımı erkeklerle eşit oranda olmamaktadır. Parlamento’da 600 milletvekilin yalnızca 102’si kadındır. Ülkenin parlamentosu aslında bu hali ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en çarpıcı göstergesidir. Kadın politikalarına erkekler karar vermektedir” dedi.

 

Kadına yönelik şiddete karşı mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Demir, devletin kadına yönelik şiddete karşı caydırıcı ve tedbir alması çağrısında bulunarak konuşmasını noktaladı. (Diyarbakır/EVRENSEL)


“ADANA’DA BİN 78 KADIN EŞİ TARAFINDAN YARALANDI, BİN 960’I TEHDİT VE HAKARETE MARUZ KALDI”

İHD Adana Şubesi Kadın Komisyonu, 2019’da kadınlara yönelik yaşanan hak ihlallerini paylaştı. Rapora göre; Adana’da gerçekleşen kadına yönelik şiddetin failleri, eş, ayrıldığı eş, erkek kardeş, baba gibi birinci derece yakınlar. 13 cinayetin 5’inin faili bilinmiyor, 4’ünün faili eşi, diğerlerinin failleri ayrıldığı eşi, erkek kardeşi, damadı, babası.

Rapora göre son 11 ayda sadece Adana’da en az 13 kadın öldürüldü, 9 kadın intihara sürüklendi, 3’ü hayatını kaybetti. Yargıya yansıyan bilgilere göre kadınlara yönelik eşi tarafından gerçekleşen yaralama bin 78, hakaret ve tehdit bin 960. Ayrıca 3 kadın tecavüze maruz bırakıldı.

Basın toplantısında konuşan Komisyon Üyesi Baran Öner, verilere yansıyan şiddet ve cinayetlerin kadınların yakınları tarafından işlendiğine dikkat çekerek, “Kadınlar boşanmak istedikleri eşleri, ayrılmak istedikleri partnerleri, ağabeyleri, babaları ve en yakınlarındaki erkekler tarafında şiddete uğramakta veya öldürülmektedir. Ev içi şiddet, ev içi taciz çoğu zaman yargıya taşınamamakta, ev ve aile içinde konu kapatılmaktadır. Yargıya taşınabilen vakalarda failler, genel olarak iyi hal ve tahrik indirimi gibi nedenlerle cezasızlıkla mükafatlandırılmaktadırlar” dedi. (Adana/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Türkiye'deki internet sansürüne ilişkin rapor AİHM'ye sunuldu

SONRAKİ HABER

HDP: Sessiz kaldıkça yeni kayyumlar gelecek

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa