26 Kasım 2019 04:13

İşçi mektubu: Bu gidişata dur deme vakti geldi

Tuzla'da tersanede çalışan bir işçi, ülkedeki ekonomik ve politik durumunun işyerinde nasıl tartışıldığını yazdı.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Tersane İşçisi
Tuzla

Tersanede geminin güvertesinde çay molasında arkadaşlarla tersanedeki iş cinayetlerini ve ülkenin ekonomik durumunu konuşuyoruz.

Bundan 10 gün önce yan tarafımızdaki tersanede gece mesaiye kalan işçilerden biri 9 metre yükseklikte makine dairesinden düştü ve bu iş cinayetinde yaşamını yitirdi. İş cinayetlerinden kendi kârları ve rantları için o arkadaşa ve onun gibi daha birçok işçiye güvencesiz, kötü çalışma koşulları dayatan patronlar ve patronların temsilcisi mevcut iktidar sorumludur. Sadece ekim ayında 155 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti. 155 aile perişan haldedir, şimdi empati kurmak bile zor geliyor.

Bir arkadaşımız anlatıyor: “Ucuza çalışıyoruz, verilen maaş yetmiyor. En kötü kira 1000 lira. Her seferinde elektriğe, doğal gaza, temel ihtiyaçlara zam geliyor. Aldığımız maaş asgari ücretin biraz üstü, neye yetecek? Patronlara teşvik var. Hazineye ait olan arsaları ucuz ucuz patronlara verirken bizim üç kuruşluk maaşımıza da göz dikiyorlar. Ondan da vergi alınıyor.” Yine bir arkadaşımız, “Böylesi zamanlarda işçi ölümleri gerçekten artıyor, kriz derinleştikçe patronlar işçilere baskı yapar. Krizi bahane ederek esnek çalışmayı dayatır ve işçi işinden olmamak için bazı şeylere göz yumar. İnsan tehlikeli alanda çalışmak ister mi? Mevcut şartlar zorluyor bizleri, ekonomik durumu görebiliyoruz. Başımızdaki hükümet hâlâ sağlığa, eğitime, emekçiye değil de savaşa ve patronlara bütçe ayırıyor. Rusya ve ABD arasında cirit atıyor, ekonominizi çökertirim dediği zaman da sesleri çıkmıyor. Ama işçisi emekçisi hak istedi mi ya gözaltı ya da vatan haini damgası vuruluyor” diyor.

Başka bir arkadaşımız, muhalefeti eleştiriyor: “Tutarlı olmak gerekir, nedir bu koltuk sevdası? İnsan hiç mi memleketini düşünmez? İktidara diyecek bir şeyim yok, zaten yönetemiyor, gücü azalıyor. Ülkenin bu kadar zor şartlardan geçtiği, iş cinayetlerinin çoğaldığı, toplu intiharların art arda geldiği dönemde insanları ‘güvenlik sorunu yerli ve milli’ diyerek kandırıyor. Yine Suriye Kürtlerine tehdit yağdırıyor. Madem terör sorunu var neden zamanında kırmızı halılarda karşıladınız PYD Eş Başkanı Salih Müslim’i diye sorarlar. Ekonomik durum ortada, çocuklarımıza elbise alamıyoruz. Tenceremizde bayramdan bayrama et görüyoruz.”

Bir diğer arkadaşımız ise şunları söylüyor: “Bugün iş cinayetleri çoğalıyor. Ucuz iş gücü dayatılıyor. Kıdem tazminatımıza göz dikiliyor. Zorunlu BES dayatılıyor, asgari ücrete yapılacak zam yaklaşıyor ve enflasyonu düşük göstermeye çaba gösteriyorlar. Her ay illa ki bir iki temel ihtiyaca zam yapılıyor. Meclisteki muhalefet partilerinden, sendikalardan yeterli ses çıkmıyor, sadece kıdem kırmızı çizgimizdir deyip geçiyorlar. Üretimden gelen gücümüzü sendika başkanları olsun, iktidar olsun, herkese karşı kullanabiliriz.”

Biz dünya sorunu üzerine kafa yoran ileri işçiler, sendikalardaki bürokrasiye karşı birleşip mücadele etmeliyiz. Yine bugün Irak, İran, Lübnan, Şili gibi halk ayaklanmaları olan ülkelerde olduğu gibi daha örgütlü ve bilinçli bir şekilde bu gidişata dur deme vakti gelmiştir. Üreten biziz yöneten de biz olmalıyız. Birleşirsek güçlüyüz.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mektup: Sendika şubesi niye düşman görülüyor?

SONRAKİ HABER

"Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu’nun gazeteciliğine tanığız"

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa