25 Kasım 2019 04:13

25 yıldır bir gazeteyi ayakta tutan nedir?

Kemal Deniz, Edremit'te Evrensel'le dayanışma etkinlik düzenleyen okurlarımızı ve etkinliğe dair izlenimlerini yazdı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Kemal DENİZ

Koca koca holdingler, hükümetler, partiler tarafından desteklenen birçok gazete battı gitti, yaşayamadılar. “Evrensel’i 25 yıldır ayakta tutan kimdir, nedir?” diye sorarlar.

Günlük tirajı 4 bin ila 5 bin arasında olan, bazen 7-8 bini bulan bir gazeteyi yaşatan güç nedir?

Bu soruya bir devlet görevlisi, “Dış güçler” diyebilir. Bir başkası, “Vardır arkalarında çok paralı birileri” der. Ünlü Alman Şairi Brecht şöyle der, “Halkın ekmeği” adlı şiirinde;

"onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?
Öteki ekmeği kim pişiren?"

Evrensel’i pişiren O’dur.

Sennur Sezer’e kulak verelim:

"Bir sözle kuruldu dünya
Hep o sözü aradım ve buldum: Emek…"

Edremit’te Emek Partili kadınlar daha önce de Evrensel’le dayanışmak için çeşitli etkinlikler düzenlemişlerdi.

Evrensel’in 25. yılında bir etkinlik yapacaklardı zaten. Ancak Evrensel’e 400 bin lira tazminat davası açıldığını duyduklarında çok öfkelendiler, üzüldüler, kızdılar. Çünkü Evrensel onların çocukları gibiydi. Çocukları için yürekleri nasıl bir serçe gibi titriyorsa, Evrensel için de aynı duyguları besliyorlardı. Ne zorluklarla çıkmıştı Evrensel. Bugüne getirmek için ne emekler vermişlerdi.

Evrensel onlar için emekti, inançtı, kavgaydı. Denizdi, Yusuf’tu, Hüseyin’di, Erdal’dı, İmran’dı...

Evrensel’in 25. yılı dolayısıyla yemekli bir gece düzenleme kararı alınmıştı. Daha bir aydan fazla zaman vardı ama ancak hazırlanırlardı. Davetiyeler basılacak, dağıtılacak, etler, sebzeler ve diğer malzemeler derken zaman geçerdi.

Tüm mezeler ve yemekler evde hazırlanacaktı. Büyük bir salon tutulacaktı.

“Yemekleri biz el birliğiyle hazırlarız” dedi Kadriye başkan. “En güzelini yaparız” dedi Zekine, Nazife, Gülsüm, Necmiye, Fikriye, Yeter, Havva, Sevgi, Kiraz, Songül, Rahime, Sevinç, Heval…

Hemen işe koyuldular, “Etleri Ümit Ayvacık’tan getirecek. Yeter’in yerinde doğrar, pişiririz” dedi Kadriye.

“Çarşamba günü Edremit Cumhuriyet Meydanı’nda kadın mitingi var. O gün orada etkinlik sonrası pazarımızı yapar, sebzelerimizi alırız” dedi Zekine.

“Ama her şeye para veremeyiz” dedi Kadriye başkan: “Zeytin yağı, meyve ve diğer bazı malzemeleri çevremizden para vermeden alabiliriz.”

Susurluk’tan Şuayip kendi bahçesinde yetiştirdiği elmaları getirecek. Rıza komşularının bahçesindeki mandalinaları toplayacak, zeytinyağını İsa getirecek. Humus için nohutları Balıkesir’den Fatma yollayacak.

“Haydi başlayalım” dediler. Fikriye ve Heval okul çıkışı evde nohutları kaynatıp, robottan geçirdiler. Düdüklüye o kadar çok nohut koymuştu ki Heval tam bir saat düdüklünün sıkışan kapağını açmak için uğraştılar. Neyse ki sonunda açıldı. İkinci seferde daha az nohut koyarak devam ettiler. Okul sonrası üç akşamlık ikinci mesai ile gecenin mezesi humus hazırdı.

Yeter’in yerinde hummalı bir çalışma var. Sebzeler yıkanıyor, doğranıyor, Ümit’in getirdiği etler kavurmalık için kesiliyor, brokoliler haşlanıyor. Havuçlar için robot arayışı sürüyor. Kamil’in Hıdır ağabeyin getirdiği robotlar işe yaramadı. Üçüncü kez gelecek yeni robot bekleniyor.

Bu kadar havucu elle rendelemek saatler alır.

Yeter’in mütevazı küçük lokantası ilk kez bu kadar kalabalık. Malum esnafın işleri kesat. Zaten Yeter, dükkanı kapatmayı düşünüyor. Fakat büyük bir heyecanla çalışıyor Yeter. Evrensel’i biliyor, O’nun yaşamasının büyümesinin kendi geleceği ile bağını kuruyor. Bu kalabalık çevredeki esnafın da dikkatini çekiyor. Merakla izliyorlar. Yandaki kuaför abla dükkanındaki takılarını kadınlara uzatıyor, “Bunları isterseniz gecede takabilirsiniz” diyor bizim Evrenselcilere.

Ve bir gün önceden tüm mezeler ve yemekler hazır. Şimdi bunları salona taşımak üzere erkek ve kadın yoldaşlar birlikte hazırlar.

Akşam 19.00’daki yemek için saat 14.00’te orada olmak gerekir. Etler ısıtılacak, pilav yapılacak, ordövr tabakları hazırlanacak, meyveler doğranacak, servisler açılacak, ses sistemi ayarlanacak…

“Bütün bunları yapacak elemanınız var mı?” diye soruyordu salon görevlisi Soner.

Saat 18.00’de mutfakta tabaklar hazırdı. Masalara servisler dört bir koldan yapıldı. Kadın erkek tüm Evrenselciler yuvalarına ekmek taşıyan karıncalara benziyorlar. Su, çatal, peçete, bardak... Her şey hazır. Gelen misafirlerin karşılanması, gruplara yer ayrılması bu da tamam. Salonda boş yer kalmadı.

İşletme sahibi Atilla Bey, yapılanları hayranlıkla izliyor.

Ve program başladı.

“Bu kadar lezzetli pilavı ilk kez yiyorum, yapanların eline sağlık” dedi Seyit başkan. Seyit başkanla birlikte geceye katılan Ahmet abi, “Sizdeki bu dayanışma dünyada yok. Sizin olayınız bu. Herkes karınca gibi çalışıyor. Sizi kutluyorum” diyor. Lezzetli yemekler bitti ama iş bitmedi. Masalardaki tabaklar ve diğer malzemeler toplanıyor, atıklar sokak hayvanları için ayrılıp kalan kısmı çöpe atıldıktan sonra tabaklar bir bir suya tutulup, makinelere konuyor. Salonu aldığımız gibi teslim etmemiz gerekiyor.

Necmiye, Kadriye, Fikriye, Lale, Gülsüm, Yeter, Şuayip, Muzo, Ergün, Salman… Mutfakta hararetli bir çalışma, güzel bir iş bölümü var. Antalya’dan gelen Salman masalardan tabakları ve kalanları topluyor, mutfağa yardım ediyor, koşturuyor. Salman’ın kızı Elif soruyor: “Öğretmenim benim babam misafir, benim babam beni görmek için geldi niye çalışıyor?”

“Senin baban devrimci kızım, o insanlığın emekle kurtulacağına inanıyor, onun için çalışıyor” diyorum.

Ve kürsüden Evrensel’in sesi yankılanıyor: “Evrensel yalnızca bir gazete değildir, o emekçinin kendi yaşamıdır. Evrensel işçi sınıfının sınıfsız sömürüsüz bir dünya mücadelesinin habercisidir.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Olağanüstü kongre işçilerle, belediyenin sendikacıları arasında olacak

SONRAKİ HABER

Ankara JİTEM davası bugün devam edecek: #PekiFailiKim?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa