25 Kasım 2019 03:13

İşsizlik artıyor, üniversitelilerde kaygı yükseliyor

Adana’daki üniversiteliler anlatıyor: İş bulamayınca ikinci kez üniversiteye başlayanlar, okuyabilmek için çalışmak zorunda kalanlar, atanmadığı için başka bir öğretmenlik dalı okuyan öğretmenler!

Paylaş

Seren ELATAŞ
Melike YILDIRM
Olcay AYTÜRK
Adana

İşsizlik oranının yüzde 14, genç işsizlik oranının yüzde 27.4 olduğu ülkemizde işsizlik ve gelecek kaygısı üniversite sıralarındaki etkisini günden güne artırıyor. Çukurova Üniversitesinde konuştuğumuz öğrencilerden kimi iş bulamayınca ikinci üniversiteye başlamış, kimi okula devam etmek için çalışmak zorunda, kimi mezun olunca geri ödemek zorunda olduğu krediyi kara kara düşünüyor. Öğrencilerin hemen hepsi mezun olduktan sonra iş bulmakta zorlanacağını, iş bulamayacağını düşünüyor.

ÖĞRETMENLİK OKUYAN ÖĞRETMENLER!

Öğrencilere işsizlik konusunda bir dokunan, bin ah işitiyor. Okul öncesi öğretmenliği 4’üncü sınıf öğrencisi ‘Sosyal Bilgiler Öğretmenleri’ ile konuşuyoruz.

Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünü bitirdikten sonra kendileri ‘ataması yapılmayan öğretmen’ olmuş. Kafelerde, geçici işlerde çalışmış, mesleklerini yapacak alan bulamamışlar. İşsizliği aşmak için bu kez başka bir öğretmenlik dalı eğitiminin son yılındalar. Daha çok atamanın olduğunu söyledikleri ‘Okul Öncesi Öğretmenlik’ okuyorlar.

Maddi imkanı nasıl sağlıyorlar? “Artık kredi alamıyoruz” diyor, “Yazları çalışıp biriktirdiğim para ile okuyorum.” Ülkenin mevcut ekonomik durumunu iyi bulmuyor ve endişeleri artıyor: “Kriz şu anda kontrol altına alınmaya çalışılsa da ben 2020’de ekonomik krizin daha da artacağını düşünüyorum.”

Tek hedeflerinin öğretmen olarak atanmak olduğunu anlatan diğer öğrenci ise atanmayan, ücretli çalıştırılan öğretmenlerin yaşadıkları baskıya dikkat çekiyor, son zamanlarda artan intihar vakalarını hükümetin, adaletsizliğin, hukuksal sistemin ve çevre baskısının sonuçları olduğunu söylüyor.

"ÇEVREM VAR AMA…"

En güvencesiz işler için bile artık ‘çevre’ gerekiyor. Elektrik Mühendisliği 3. Sınıf öğrencisi, ciddi bir kriz ve işsizlik olduğunu inkar etmiyor. Kendi güvencesi, kendi ifadesiyle ‘geniş çevresi’. Ancak iş bulabilmek için yalnızca geniş çevresine güvenmek yetmiyor olacak ki, bir yandan da açık öğretimde bir başka bölüm okuyor.

Aldığı öğrenim kredisini ise mezun olduktan sonra kolayca ödeyebileceğini düşünmüyor: “Ödeme gücü olmayanların kredi ödemesi adaletsizce bir durum. Spor kulüplerinin borçları siliniyorken öğrencilerin KYK borçları silinmiyor.” İntihar vakalarını ekonomik krize bağlayan öğrenci, tek korkusunun bunun tekrarlanan bir durum haline gelmesi olduğunu ekliyor.

MALİYECİ VE MÜHENDİSİN ORTAK NOKTASI: İŞ BULMA ÜMİTSİZLİĞİ

Biri biyomedikal mühendisliği, biri makine mühendisliği ve diğer ikisi maliye bölümü dört öğrenci ile bir masadayız. Hepsinin öğrenci olmasının dışında bir ortak noktaları daha var: Mezun olduktan sonra iş bulabileceklerine inançları yok! Biyomedikal Mühendisliği okuyan öğrenci “Ülkenin ekonomik durumu çok kötü olmasından dolayı işsizlik var ve üniversite sayısı artırıldığı gibi iş olanakları da artırılmalı” diyor. İktisat bölümü 2. Sınıf öğrencisi aldıkları kredinin giderlerine yetmediğini belirtiyor, “Babam emekli. 3 kardeş okuyoruz. Devlet bir emekli maaşı ile üç çocuğun okuyabileceğini nasıl düşünür?”

"TARIM EKONOMİSİNDE ATAMA YOK, POLİS OLACAĞIM"

Bir başka masaya geçiyoruz. Bir genç tarım ekonomisi bölümünden mezun olduğunu, diğeri de bu bölümde hâlâ okumakta olduğunu söylüyor. Tarım Ekonomisi bölümü mezunları için kamuya 28 aydır atama yapılmıyor! Mezun olan genç atama yapılmadığı için KPSS yerine polislik sınavlarına hazırlandığını söylüyor. Henüz öğrenci olan gencin de yolu aynı, o da polis olmaktan başka çare görmüyor.

Bazı öğrenciler kredilerin geri ödenmesinin kendilerinden sonra gelenlere kredi verilebilmesi için gerekli olduğunu düşünüyor. Aynı sınıftan bunu söyleyen öğrenciye başka bir öğrenci itiraz ediyor. Bir işçi çocuğu olduğunu ve üç kardeş olmalarına rağmen kendisine kredi çıktığını, durumu daha iyi olan arkadaşlarına burs çıktığı için adaletsizlik olduğunu düşünüyor.

ÜNİVERSİTE BİTTİ, KPSS VAR

Bir de KPSS’ye çalışanlar var. Edebiyat bölümü mezunu olan iki arkadaş, her atamada kamuya atanan 500 edebiyat öğretmeninin içinde olma hayali kuruyor. Atamaların yeterli olmadığını söyleyen edebiyatçılara göre, sürekli artan savaş bütçesine rağmen eğitim bütçesinden yapılan kesintiler ülkeyi yönetenlerin eğitime gereken önemi vermemeleri anlamına geliyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Beyoğlu Kaymakamlığı 25 Kasım eylemini yasakladı, kadınlar Taksim sokaklarına çağırdı

SONRAKİ HABER

Kadınların tüm dünyaya yayılan danslı protestosuna İstanbul’da gözaltı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa