TGS etik gazetecilik için cinsiyet eşitliği rehberi hazırladı

Cinsiyetçilikle mücadele amacıyla “Etik gazetecilik için cinsiyet eşitliği” rehberi hazırlayan TGS, rehberin yalnızca kadın ve LGBTİ+ gazeteciler için hazırlanmadığını vurguladı.

22 Kasım 2019 10:43
Son Güncellenme Tarihi: 22 Kasım 2019 11:30
Paylaş

Türkiye Gazeteciler Sendikası “Cinsiyetçiliği yok sayma, yapmadığını var sayma” diyerek “Etik gazetecilik için cinsiyet eşitliği rehberi” hazırladı. Rehberde “Eşitsizliği yeniden üreten değil, eşitliğe dayanak olan bir habercilik ‘Sadece mümkün değil, aynı zamanda vazgeçilmez!” denildi. Rehberde gazetecilerin haberlerinde cinsiyet eşitliğini nasıl kullanacakları ve nelere dikkat etmeleri gerektiği yer alıyor.

Cinsiyetçiliğin, sistematik bir sorun olduğu belirtilen rehberde “Cinsiyetçilikle mücadele de sistematik bir mücadele gerektirir. Bu mücadelede görsel ve yazılı medyaya çok kritik roller düşüyor. Cinsiyetçilikle ve ayrımcılıkla mücadelede, yaygın olarak kabul gören klişelerin, önyargıların, varsayımların asılsız olduğunu göstermek, bunların yerine ‘gerçekleri’ ve ‘doğruları’ koymak için medyanın çok önemli bir rolü ve görevi var” deniliyor.

Medyanın toplumun nasıl düşündüğünü, nasıl konuştuğunu etkileme gücüne vurgu yapılan raporda cinsiyetçiliğin ve ayrımcılığın yeniden üretilmemesi için dili, anlayışı değiştirmeye, farkındalıkları artırmaya, birbirimizden ve ayrımcılığın öznesi olanların hak mücadelelerinden öğrenmeye ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Rehberin yalnızca “kadın ve LGBTİ+” gazeteciler için hazırlanmadığı vurgulanırken “Kadınların sadece ‘kadınlara değen’ konulara sıkıştırıldığı, LGBTİ+’ların görmezden gelindiği haber yaklaşımına karşı, her alanda yapılan her haberde toplumsal cinsiyeti ‘yok saymama’ya, eşitsizliği üreten eril anlatımı, klişeleri sarsacak bir dil kullanmaya, söylem ve pratikleriyle ikincilliği yeniden üreten yaygın habercilik anlayışına karşı cinsiyet eşitliğini gözeten bir habercilik anlayışını ‘etik ve sorumlu gazeteciliğin vazgeçilmez bir parçası’ haline getirmeye çalışıyoruz” deniliyor.

TGS: GÜCÜMÜZÜ EŞİTLİKLE, EŞİTLİĞİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZLE KAZANACAĞIZ!

TGS raporunda şöyle devam etti: “Eşitsizliği yeniden üreten değil, eşitliğe dayanak olan bir habercilik yalnızca mümkün değil, aynı zamanda vazgeçilmez bir ihtiyaç! Gazetecilerin öz örgütü olan Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak, sendikal mücadelemizin bir yönünün de eşitlik mücadelesi olduğunu düşünüyor, bunun sorumluluğunu taşıyoruz. Bu kılavuzu hazırlarken yararlandığımız değerli çalışmalara bizim katkımız, “cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten ve meşrulaştıran bir konumda olmak yerine, tüm mekanizmalarıyla eşitliği sağlama, cinsiyetçi yargılarla savaşma, ayrımcılık ve ötekileştirmeyi yok etme noktasında sorumluluk alan" sendikal mücadelenin önemine dikkat çekmek olacaktır. Gücümüzü eşitlikle, eşitliği örgütlülüğümüzle kazanacağız!”

TGS, rehberi buradan paylaşıma açtı.

YOK SAYMA VARSAYMA

TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonunun rehberde yer alan hatırlatma ve uyarıları şöyle:

  • Genel olarak medyada kullanılan dilin ve kavramların “doğru” olduğunu varsayma, konunun öznelerine, onları temsil eden hak örgütlerine danış, sor, önerilerini ve yayınlarını takip et.
  • Hangi kullanımın doğru olduğunu öğren, zaten bildiğini varsayma…
  • Örneğin, cinsel şiddet suçlarında ‘…tecavüzcüsü’ ifadesinin çok kullanıldığını görüyoruz, dilbilgisi bakımından sorun oluşturmayan bu iyelik belirten ifade hak örgütlerince eleştiriliyor. Cinsel şiddet suçlularına “pedofil, sapık, cani” yakıştırmalarının birer klişe olduğunu, şiddetin çoğunlukla patolojik değil, toplumsal nedenleri olduğunu yok sayma!
  • Haberlerde sıklıkla faillerin “cani”, “canavar” gibi sıfatlarla yer aldığını, bu yaklaşımın şiddet olayının, “caninin teki tarafından gerçekleştirilmiş, tekil bir vaka” olduğu izlenimi yarattığını unutma!
  • Cinsel şiddet suçlarında “objektiflik” adına “… iddiasıyla”, “…öne sürülen” gibi kalıpları hangi bağlamda kullandığınız ÇOK ÖNEMLİ! Bu kelimelerin özellikle cinsel şiddete uğradığını beyan eden kişinin cümleleri için çok kullanılması faili değil, şiddete uğrayanı “şüpheli” hale getirir. Peki bunların yerine ne kullanabilirsiniz? Eğer bir dava süreci varsa, “iddia edilen” demek yerine “cinsel saldırı ile suçlanan…” kalıbını da kullanabilirsiniz.
  • Haberlerde örneğin bir kadın ya da trans cinayetinin nedenine yanıt aramak için yalnızca adli tutanaklara ve polis raporlarına başvurulması ve failin ifadelerinin haberde tek verili gerçek olarak sunulması ön yargıları olumlayan bir bağlam yaratıyor. Sadece adli tutanaklar ve polisiye kaynaklara referansla haber hazırlamak olayın insani boyutunu gölgeliyor ve cinayeti kolayca kanıksatacak sıradan bir “mesele” haline getiriyor
  • Kadına yönelik şiddet ve LGBTİ+’lara karşı nefret suçlarının, özellikle mağdur bireyler ve bu bireylerle ortak özelliklere ve deneyimlere sahip daha geniş kesimler üzerinde yaratacağı etkinin hayati sonuçları olduğunu yok sayma! Şiddete uğrayan kişinin ne giydiği, mesleği, hangi saatte nerede olduğu, alışkanlıkları, medeni hali, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi, geçmiş ilişkilerine vurgu yapmak, şiddeti “hak ettiğini” ima eden mitleri yeniden üretir! Klişelerin bu mitleri yeniden ürettiğini yok sayma!
  • Ayrımcılık, cinsiyetçilik ve nefret söylemi içinde potansiyel şiddeti de barındırır. İşlevlerinden biri de şiddetin alt yapısının hazırlanmasıdır. Klişeler, bu alt yapının en büyük harcıdır. Klişeleri kullanarak yazdığın haberin daha kolay anlaşılacağını varsayma! Toplumsal cinsiyet rollerini, (kişiden kişiye değişen) ahlaki değerleri bahane olarak kullanma. Mağduru, suçlu ve şiddetin sebebi / şiddeti hak etmiş gibi gösterme. Şiddete uğrayan kişinin herhangi bir hareketinin şiddeti doğurmuş olabileceğini varsayma!
  • Kadına yönelik şiddet suçları ve nefret söyleminin yöneldiği kişi/gruplarda bu söylemin sonucunda gelecekte de benzeri saldırılara maruz kalacağı ve şiddetin daha da artacağı konusunda bir korku oluşması doğaldır. Bu duygu, kendilerini tecrit edilmiş ve tehdit altında hissettirir. Bu korkuyu yok sayma!
  • Şiddete, tacize ya da travmatik bir olaya maruz kalan kişinin yaşadıklarının haber olmasını isteyeceğini varsayma! Röportajlarda, şiddete maruz kalan kişinin olayı tekrar tekrar yaşamasına neden olma. Gerekirse röportajdan önce bir sosyal hizmet ya da ruh sağlığı uzmanına danış, nasıl konuşulacağını zaten bildiğini varsayma!
  • Haberde fotoğraf, kimlik ismi gibi detayları kullanmadan önce haber kaynağından izin almak esastır. Seninle görüşmeyi kabul etmesinin, sorularını yanıtlamasının bunlara izin vermek anlamına geldiğini varsayma!
  • Konuyla ilgili özel bir bilgi aktarımının suça maruz kalan bakımından yeni bir tehdit oluşturmamasını sağlamak etik sorumluluktur. Haberinin yeni bir hak ihlaline yol açmaması için sorumluluğun olduğunu yok sayma!

Sendika, 11 kadın gazetecinin şiddete, ayrımcılığa, ötekileştirmeye, nefret söylemine karşı etik bir gazetecilik için uyarıları dile getirdiği bir video da yayımladı.

10 KADIN GAZETECİDEN 6’SI AYRIMCILIĞA UĞRUYOR

TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu Mart 2018’de 221 kadın gazeteci ile gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarını hatırlattı:

  • Her 10 kadın gazeteciden 6’sı “iş hayatımda cinsiyetim nedeniyle ayrımcılığa uğradım/uğruyorum” diyor.
  • Her 10 kadın gazeteciden 4’ü başarılı görülmek/takdir edilmek için erkek meslektaşlarından daha fazla çalışmak zorunda kaldığını ifade ediyor.
  • Kadın gazetecilerin yaklaşık yarısı iş hayatında cinsiyeti nedeniyle en az bir kere şiddete maruz kaldığını anlatıyor.
  • Hem işyerinde hem de mesleklerimizi icra ettiğimiz alanlarda kadın gazeteciler şiddet riskini daha fazla taşıyor, toplumsal ön kabuller ve toplumsal eşitsizlikler evdeki yükleri artırırken bu eşitsizliklerin yarattığı eşitsiz sonuçlar gözetilmediği için kadınlar her alanda “var olma” mücadelelerinde daha büyük engellerle karşılaşıyor. (İstanbul/EVRENSEL)
ÖNCEKİ HABER

Ters Akıntılar ve Bir Avuç Hemşin

SONRAKİ HABER

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı: Doğalgaz, olması gerekenden yüzde 59 daha ucuz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa