20 Kasım 2019 18:00

Giden yoldaşların ardından...

Emek Partisi MYK Üyesi İsmet Dursun, geçtiğimiz hafta yaşamlarını yitiren EMEP MYK Üyesi Metin İlgün ve EMEP Üyesi Fazlı Aksoy’un ardından yazdı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

İsmet DURSUN
Emek Partisi MYK Üyesi

Birisi tarih boyunca haksızlığa uğramış ama baş eğmemiş, baskılar karşısında mücadele yolunu seçmiş bir halkın öfkesinin ve direncinin daha genç yaşta çelikleştirdiği bir devrimci. Diğeri ise genç yaşta işçilik hayatına başlayan ve Kenan Bilgin’in de içinde olduğu bir grup ileri işçinin öncülüğünde Parsan, Malazlar Kibrit fabrikası etrafında şekillenen mücadelenin içinde yetişen partili bir işçi önderi.

Bu iki devrimci komünistin hayat serüveni aynı zamanda, işçi sınıfının partisinin tarihsel gelişimindeki belirli dönemeçlerin de izlerini taşır. Her ikisinin de hayatını biçimlendiren temel özellik; yenilgiler yaşamış ama teslim olmamış, yenilgilerden dersler ve deneyimler edinerek ilerlemiş, devrimlere öncülük etmiş bir sınıfın, işçi sınıfının mücadelesinin ihtiyaçlarına göre yaşamlarını düzenlemeleridir.

Hiçbir kişisel hesap içinde olmadan yaşamlarını mücadeleye adadılar, bütün enerjileriyle mücadeleye katıldılar, işçi sınıfı başta olmak üzere sömürülen ve ezilen halkların davasına öğrenme ve öğrendiklerini paylaşma bilinci ve tutkusuyla bağlandılar.

Partimizin tarihi, böylesi sıra neferlerinin harcıyla yoğruldu. Metin ve Fazlı yoldaşlar da örnek ve mütevazı yaşamlarıyla bu kervana son katılanlar oldular.

***

80 sonrası devrimci hareketin yeniden toparlanma süreci, modern revizyonizmin yaratığı hegemonya ve propagandanın gölgesinde ve ondan etkilenerek biçimlendi. Marksizme, dolayısıyla bilimsel sosyalizme yönelik saldırılar çok yönlü ve “Marksizmi-sosyalizmi yenileme, aşma” kisvesi altında yapılıyordu. Marksizmin 20. yüzyılın ihtiyaçlarına yanıt vermediği ve işçi sınıfının, sömürülen ve ezilen sınıfların devrimci öncüsü olma niteliğini yitirdiğine ilişkin tartışmalar yaygın bir şekilde yapılıyordu.

Proleter-sosyalist hareket bu tartışmaların yarattığı inkarcı ve tasfiyeci tutuma karşı dünya ölçeğinde Marksizmi, dolayısıyla bilimsel sosyalizmi yeniden savunmak ve işçi sınıfının her zamankinden daha çok devrimci bir partiye ihtiyaç duyduğunu ilan ederek, oportünizme ve tasfiyeciliğe karşı kararlıca mücadele etmek için bayrak açmıştı. Genç bir devrimci olarak cezaevine giren ve orada olgunlaşarak kendini geliştiren Metin yoldaş, tereddütsüzce bu çağrıya ilk katılanlardandı.

Özgürlüğüne kavuştuktan sonrada bu çizgiden hiç sapmadı ve partisinin verdiği her görevi mütevazı bir tutum ve disiplinle yerine getirmek için çalıştı. 90’larda büyük Zonguldak Madenci Direnişi’ni resmeden ve haberleştiren muhabir, kuruluşundan başlayarak günlük işçi basınının güçlenmesi için çalışan, işçi-sendika editörlüğünü yapan emektar, sabahın köründe pankart ve bayrakları omuzlayarak miting alanına götüren parti işçisi, miting başladığında bir komutan (Mehmet Başkan Metin’e böyle seslenirdi) disipliniyle mitinge yön veren bir komünistti Metin.

Büyük küçük demeden çağrılan her işçi toplantısına, her görüşmeye üşenmeden ve yarına bırakmadan giderdi. Metin yoldaşın, İstanbul’un her fabrika ve emekçi semtinde ayak izleri, işçi-emekçi evlerinde, kahvelerinde soluğu var demek bir abartı değil, gerçeği ifade etmektedir.

Soğuk bir kış günü bir yoldaşın ölüm haberini verişiyle başlayan tanışıklık ve yitirdiğimizin yerine konularak başlayan mücadele arkadaşlığı...

Yoldaş sıcaklığı, yoldaşça güven, gözünden sakınırcasına ve kıskançça partiyi savunmak, bana ve bize bıraktığın değerlerin başında geliyor.

***

İşçi sınıfının devrimci ve öncü rolünü yitirmediğine ilişkin sınıf partisinin yaptığı saptama 89-90 Bahar Eylemleriyle kendine güçlü bir zemin bulmuştu. Tam da o yıllarda genç bir işçi olarak sınıf mücadelesinin saflarına katılan Fazlı yoldaş, bulunduğu bölgede sınıf partisinin kökleşmesi ve güçlenmesi için hemen hemen bütün eylemlerin içinde yer aldı ve bir çoğunun da örgütlenmesinde aktif rol oynadı.

Pendik Tersanesi işçilerinin E-5’i kapatma eyleminde, Malazlar Kibrit Fabrikası ve Parsan grevlerinde ve niyetinde 89-90 bahar eylemlerindeki tutumuyla, partisinin açtığı platformun güçlenmesi mücadelesine ileri bir işçi ve parti militanı olarak katıldı.

Fazlı yoldaşla, genç bir devrimci olarak ziyaret ettiğim ilk grev yerinde yollarımız kesişmişti. Grev sözcüsüydü ve grevin başarısı için nasıl örgütlendiklerini, işçilerin oluşturduğu komitelerin nasıl işlediğini, diğer sınıf kardeşlerinin ziyaretlerinin kendilerini nasıl heyecanlandırdığını coşkulu ve etrafına enerji yayarak, adeta Pendik in bütün fabrikaları onu dinliyormuşçasına müthiş bir inançla anlatmıştı.

***

8 Kasım’ı 9 Kasım’a bağlayan gece arka arkaya gelen acı haberleriyle sarsıldı yüreğimiz. Şimdi her iki yoldaşımız da bedenen aramızda yoklar. Ancak, her iki yoldaşımızın bize bıraktığı mücadele birikiminin, onların her zaman aramızda olmasını sağlayacağına da kuşku yoktur.

Çünkü, kendilerinden önceki kuşakların büyüttüğü değerlere yaşamlarıyla yeni zenginlikler katanlar unutulmazlar...

Gözünüz arkada kalmasın yoldaşlar…

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

13 tane termik santrale "zehir saçma" izni veren teklif Meclis gündeminde

SONRAKİ HABER

Öğrenciler, KYK önünde taleplerini dillendirdi: Eğitim hakkımız, burs ihtiyacımız!

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa