20 Kasım 2019 04:26

"Bin derde bin derman bulma gücünü işte böyle bulduk!"

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, 6 yıl önce kadınların yaşadıkları sorunlara karşı bir talep ve çözüm oluşturmak için kuruldu. Derneği, hayatlarına dokunduğu kadınlar anlattı.

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği çocuk istismarına karşı eylem yaptı

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Yasemin AKPINAR
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Üyesi

Sizi Tuzla ve Pendik’teki organize sanayi bölgelerinin arasına kurulmuş, ağırlıkla işçilerin yaşadığı, daha 15 yıl öncesine kadar tek katlı küçük evlerin penceresinden alabildiğine geniş boş araziler görünürken, zamanla türeyen müteahhitlerin kat üstüne kat çıktığı tıklım tıkış yoksul bir mahalleye götüreceğiz: Esenyalı’ya… 6 yıl önce bu mahallede kadınların yaşadıkları sorunlara karşı bir talep ve çözüm oluşturmak için kurulan Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğine. Derneğimiz, Gezi hareketinin mahalleye de yansıyan hareketliliğinden güç alarak parklardaki forumlara katılan 300 kadının ortak heyecanıyla kadınların yaşamlarına sahip çıkma, yaşadıkları sorunlara karşı bir araya gelme, güçlenebilecekleri bir yer arayışına yanıt olarak doğdu.

ZENGİNLİK KAYNAĞIMIZ: DAYANIŞMA

2013’ten bugüne işçi kadınların da ilk durağı oldu, şiddet gördüğü eşinden, ailesinden uzaklaşmak isteyen, ekonomik sıkıntılar yüzünden yardım talep eden, yalnızlıktan bunalan, çocuklarını depremde hasar gören okula göndermek istemeyen, ücretsiz kreş ve etüt merkezi isteyen kadınların da... Derneğin kapısından içeri adımı korkarak atanlar, o kapıdan “Hayat varmış” diyerek, güçlenerek çıktılar. Çaresizliğini sırtlanıp gelenler, dayanışmanın dermanıyla yüklerini azalttılar. “Ben de bir şeyler yapabilirim” heyecanıyla gelenler, her adımımızda çoğalan işlerimizin ucundan tuttular, yeni yeni işler koydular önümüze. Kimsenin bilmediği, varlığından haberdar olmadığı bir mahalleden bugün memleketin pek çok köşesinde hikayesinden feyzalınan bir kadın dayanışma derneği çıktı. Zengin miydik? Çok mu olanağımız vardı? Güçlülere mi dayamıştık sırtımızı? Binlerce kadının yarasına nasıl derman olmuş, binlerce kadının sırtında ellerimizi hissetmelerini nasıl sağlamıştık?

Dönüp bakınca görüyoruz ki zenginliğimiz, kıt kanaat geçinen ama elinde avucunda olanı esirgemeyen kadınların emeğiydi. Olanaklarımız, kimi zaman devletin kimi zaman kendini güçlü bilenlerin karşımıza ördüğü duvarlara çarpa çarpa edindiğimiz deneyimlerimizdi. Eczacısından hekimine, terzisinden fırınına, öğretmeninden psikoloğuna, avukatından esnafına herkes imkanlarını, bilgilerini, emeklerini sundu. Kadınlara yalnız olmadıklarını bin el olup çoğalarak hissettirdik. Kadınlara “Yardım etmek”, onları “Kurtarmak” için filan değil, kendi derdimizin ancak birlikte güçlenerek çözüleceğini gördük. Yalnızca mahallenin kadınları için değil, çocuklar için de güvenle gelebilecekleri bir yer oldu derneğimiz. Dernekte büyüyen dünün çocukları, bugünün dernek üyeleri oldu.

"BİRİKTİK, BİRİKTİRDİK"

Derneğimizin kurulduğu günden bugüne birlikte yol yürümeye devam ediyoruz. Bu yazıyı yazarken nereden başlasam, nasıl anlatsam diye sordum kendime... Vahşi şiddet olaylarıyla da baş ettik, yüzlerce kadının katıldığı 8 Mart etkinliklerinde; erbane, dans, halk oyunu kurslarında eğlendik de. “Bu kadarı da olmaz” dediğimiz yüzlerce şiddet vakasıyla, istismarla, tacizle, yoksullukla da karşılaştık; kadınların, çocukların başına bir şey gelmeden dayanışmayla hep birlikte koruma kalkanı da olduk. Yüzlerce söyleşi, etkinlik, atölye, buluşma, toplantı… Binlerce karar… Onlarca sayfa yazı, mektup, haber… Biz biriktik. Biriktirdik. Birikmeye devam ediyoruz. Tek bir kadın, tek bir çocuk bile kendini yalnız, çaresiz hissetmeyene kadar da devam edeceğiz…

"TEK BİR KİŞİ BİLE EKSİLMEDEN, ÇOĞALARAK…"

Adile DOĞAN
senyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı

Dernek fikrini tartışmaya başladığımız o ilk günlerde, tedirginlik, heyecan ve bir o kadar da kararlı yola çıktık. Ekonomik sorunlar, “Acaba kadınlar gelecek mi, acaba bizimle birlikte kaç kişi dayanışmayı büyütecek” endişesi ile başladık. 6 yıl içinde güçlü, birlikte iş yapmayı öğrenen ve öğreten, hangi koşulda olursa olsun birbirinin arkasında duran yüzlerce kadın olduk. Çocuklarımız bile birbiriyle büyüdü, büyüyor. 6 yıl içinde kendi adıma çok şey öğrendim, dertlerimizden, sevinçlerimizden, birçok kadının öyküsünden sonuçlar çıkartarak yol aldık, alıyoruz. Bu dayanışma ve mücadelede hiçbir çıkar gözetmeden 6 yıldır koşulsuz bir aradayız, olmaya da devam edeceğiz. Tek bir kişi eksilmeden daha da çoğalarak nice yaşları olsun mücadelemizin.

"ARTIK MAHALLEDEN ÇIKMAK BİLE İSTEMİYORUM"

Nevruz Mersin: Ben Esenyalı’yı sevmeyen, burada durmak dahi istemeyen biriyken dernekle tanıştıktan sonra mahalleden çıkmamaya başladım. Dernekle tanışmamın üzerinden çok uzun bir süre geçmese de hayatımda büyük değişim ve dönüşümlere neden oldu. Karşılıksız sevgiyi, dayanışmayı, beraber bir şeylerin üstesinden gelmek için biyolojik bağların önemli olmadığını öğrendim. Bu mücadele içerisinde olmaktan çok mutluyum…

"KIZ KARDEŞLERİMİ İYİ Kİ TANIMIŞIM" 

Ceyda Çakar: Dernekle ilk tanıştığımda “Üye olmayayım ama elimden geldikçe yardım ederim” demiştim, şimdi “Daha ne kadar çok içinde olabilirim” diye çabalıyorum. En derin yaralara merhem olup, sadece bireysel derdin peşine düşmeyip, toplumsal düşünüp, hiç tanımadığımız kadınlara dokunup, kimsenin yalnız olmadığını hissettirip, mücadele etmesine vesile olan kız kardeşlerimi iyi ki tanımışım.  

"O DAVET BENİM ELİMDEN TUTTU"

Sevgi Polat: Döndüm geriye baktığımda, bana uzatılan bir şenlik davetiyesini almak için elimi uzattığımda aslında o davetiyenin benim elimden tuttuğunu şimdi daha iyi anlıyorum: “8 Mart 2013 Dünya Emekçi Kadınlar Günü şenliğine davetlisiniz...” İnsanların dayanışması, sadece kalabalık olmanın ötesinde örgütlü olmanın getirdiği güç, güven ve beni ben yapan sanat... Arkadaşlığın değerini hissettiğim yere gelmenin 6. yılı… 

"7 KADINLA BAŞLADIK, YÜZLERCE KADINLA DEVAM EDİYORUZ"

Nazlı Ozan: Benim dernekle serüvenim derneğin kurulması fikriyle başladı. Derneği yasal anlamda hayata geçirmek için 7 kişiyi bile bulamamıştık. Ama yılmadık ve derneğimizi kurduk. Elbette çok zorluk çektik, bir dünya ön yargıyla karşılaştık, hatta “terörist” damgası yedik. Açılışta tüm bu ön yargılara rağmen katılım çok güzeldi. Seçim öncesine gelen 8 Mart etkinliğimiz tam bir olaydı; salon dolup taşmıştı. Bu bizi o kadar mutlu etti ki; “evet” dedik, “Başardık ve daha da iyisini başaracağız...”

Artık birçok insan bize ulaşmaya, en önemlisi de kadın mücadelesine inanmaya başladı. 7 kişiyle başladığımız bu mücadele şimdi yüzlerce kadınla devam ediyor. İyi ki inanmışız birlik olunca neleri başaracağımıza ve kadının kurtuluşunun ancak kadın mücadelesiyle olabileceğine… 

"SONUÇ BAŞARILI"

Fatoş Öztürk: Dernekle tanıştığımda evliliğimin 5. yılındaydım, evliliğimde yaşadığım sıkıntılar yüzünden kin tutmaya, bana sıkıntı yaratanların canını nasıl yakacağım diye plan kurmaya başlamıştım. Sonra derneğin grup terapisine başladım. Anladım ki intikam almak yerine mutlu olmak için uğraşmam gerekiyormuş ve öğrendiklerimi yapmaya başladım yani mutlu olmaya çalıştım. Sonuç başarılı.

"KENDİMİZE İNANDIK, BİRBİRİMİZE GÜVENDİK"

Gizem Çelik: Sadece kendimize inandık, birbirimize güvendik, ‘başaracağız’ dedik ve başardık. Hepimiz aynı çaba içine girdik; daha çok kadınla, çocukla dayanışma içinde olma çabasına... Başardık da. Kendimi dibe düşmüş, çaresiz hissettiğim çok zaman oldu, “Ben artık yapamıyorum” dedikçe sizler tuttunuz ellerimden. Özelikle Adile hepimiz için çok koşturan ve çok çabalayandır, sayesinde bu kadar büyük işler yaptık… 

"MAHALLEMİZ DERNEĞİMİZİN İSMİYLE BİLİNİR OLDU"

Çilem Tekalmaz: Bu 6 yılda, 20 yıldır oturduğum mahalleye ne kadar yabancıymışım dedim. Kapı komşumla kız kardeş oldum. İnatla devam etmeyi öğrendim. ‘Bu dernek bu mahallede tutunamaz’ diyenlere inat bütün mahalleyi kapı kapı dolaşıp, salonlara sığmadığımız etkinlikler yaptık. Bugün mahallemiz derneğimizin ismiyle bilinir oldu. Kaybettiğimiz arkadaşlarımız, birlikte yol yürürken tanıştığımız kız kardeşlerimiz oldu. Birlikte başardık.

"KENDİ BENLİĞİMİ BULDUM"

Zahide Kiper: Kendimi ifade edebileceğim, dayanışabileceğim, ezilmiş, örselenmiş kadın kimliğimin aslını bulabileceğim bir çatı altında olmanın heyecanı ile ikinci yılımı doldurdum. Sistemin ilk hedefi kadınlar olduğu için bu çatı olmazsa olmazımızdı ve deneyimlerimiz bunu kanıtlıyordu. Değişip dönüşmek, kendimizi onarmak, yaşamımızı güzelleştirmek ve yaşadığımız toprağı yeşertmek adına canla başla çalıştık. Bu işin ucundan kavrayıp tutabildiğimde ve benden daha önce emekleri olan kız kardeşlerimin emeği üzerine bir şey ekleyebildiğimde kendi benliğimi buldum. Daha fazla çalışmak boynumuzun borcu olsun.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Fotoğraflarla Yıldız Kenter

SONRAKİ HABER

Sıfır Gelecek aktivistlerinden Taksim'de eylem: COP’a güvenme iklim için harekete geç

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa