18 Kasım 2019 20:21

Örümcek ağının arasında yok olur gidersin: Kozalar

Tek güdüsü kazanç olan kapitalizm toplumları ve insanları olumsuz etkilemiş, gelişen iletişim koşullarına rağmen insanlar daha çok yalnızlığa itilmiş durumdadır.

Paylaş

Meyra ÇOBAN

Diyarbakır

“Kurduğum güvenlikli ortamımdan çıkmadan yaşar, hiçbir şeye karışmazsam benim başıma hiçbir şey gelmez. Eğer birilerinin başı derde giriyorsa bir şeylere karıştıkları içindir.” diye düşünenleri konu alan Adalet Ağaoğlu'nun 1971 yılında kaleme aldığı tek perdelik absürt komedi tarzındaki Kozalar oyunu 48 yıl önce soğuk savaşın olduğu dönemde yazılmış olmasına rağmen kadının toplumdaki yeri, terör, iç savaş ve mültecilerle ilgili konulara ışık tuttuğundan dolayı güncelliğini hala koruyor. Oyunun yazıldığı dönemle 21. Yüzyıl dünyasının sorunları karşılaştırıldığında ise çelişkilerin çözülemediği hatta daha da keskinleştiğini görmek mümkün. Soğuk savaş dönemi bitmiş ama daha insancıl bir dünya kurulamamıştır. Tek güdüsü kazanç olan kapitalizm toplumları ve insanları olumsuz etkilemiş, gelişen iletişim koşullarına rağmen insanlar daha çok yalnızlığa itilmiş durumdadır.

KENDİ KOZASINDA HAPSOLMAK

Dışarıda kopan kıyametin uzağında kalmaya çalışan üç burjuva kadının ev içindeki diyaloglarıyla ilerleyen oyun bize kadınların sadece kendi kozaları içerisinde "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." mantığı ile yaşadıklarını gösteriyor. Kozalarından çıkmayan bu üç kadının nasıl büyük bir yanılgıya düştüklerini ise en sonunda kapılarına dayanan yılanla anlıyoruz. Evin içinde bir delik bulup korkudan o deliği de tıkayan kadınlar gitgide kendilerini evin içerisine hapsediyorlar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar kapıya dayanan yılan bir türlü gitmiyor. Sadece kendilerini dış dünyadan, ilerleyen hayattan soyutlamakla kalıyorlar. Kısaca özetlersek bugün bize dokunmayan yılan gider dolaşır can yakar, döner gelir yine bize çatar. Bu dünyada yaşıyorsak dünyada olan biten hiçbir şeyden kendimizi soyutlayamayız. O yılan illaki dokunur bize. Kendini korumaya yönelik önlemleri sıraladığında kendini sağlamda hisseden, toplumda var olan sorunlara mesafeli ve duyarsız kalan, kendi ördüğü kozasında kendi kurtuluşunun mümkün olduğunu zannedenler bilsin ki o koza giderek kalınlaşır ve örümcek ağının arasında yok olur gidersin. Ve mutlak sırası gelince sana da dokunur o “ben dokunmuyorum, bana dokunmazlar” dediklerin.

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Diyarbakır’da liseli bir kadınım ben

SONRAKİ HABER

Nükleer Karşıtı Platform, inceleme toplantısına alınmadı: Toplantıyı yok sayıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa