16 Kasım 2019 04:18

İşçi mektubu | Bir dokunduk bin ah işittik: Türkiye gibiyiz

"Bu hükümete artık yeter demenin vakti geldi de geçiyor. Bunun için bu milletin manevi duygularını kullanıyorlar."

Fotoğraf: Delwin Steven Campbell/Flickr

Paylaş

Bir Kamu İşçisi
Kayseri

Merhaba Evrensel okurları...

Sizlerle, neredeyse her gün sabah önünden geçtiğim pastanede yaptığımız muhabbetten bahsetmek istiyorum. Sözün başında söyledim, her sabah aynı muhabbet ama bu sabahki başkaydı.

Her gün önünden geçerken sadece kokuları alıp, önünde oturan sahibiyle epeydir selamlaşıyorduk. Kim istemez ki her gün pastaneden simit vb. alıp kahvaltı yapmayı.  Bugün daha güzel koktu da alayım dedim. İki yıllık evli, bir hayli de borçlu olan yaklaşık 12 yıldır kamuda çalışan bir işçiyim. Her gün dışarıdan alıp yemek, aylık hesap yaptığımızda epey bir külfet olacak. Bunun için her gün 2 saat erkenden kalkıp evde kahvaltı yapıp öyle çıkıyorum. Çünkü diğer türlü lükse kaçmış olacağımı düşünüyorum.

Velhasıl, esnafa “İşler nasıl ağabey” diye sordum. Esnaf, “İşler nasıl olsun aynı Türkiye gibi” diye cevap verdi. “Nasıl yani ağabey?” dedim, “Türkiye ne durumda ki?” Dertli esnaf şöyle cevap verdi: “20 yıldır pastanem var, Kayseri’nin en eski pastanelerindenim. İşlerim her geçen gün kötüye gidiyor. Önceden gıda sektöründe işler çok iyiydi. Şimdi gıda sektöründe de işler kötü. Tabii kötüye gider. İnsanlar artık yiyeceğinden kesmeye başladı. Çünkü alım gücü yok. Dışarıdan bir şey alıp yemek artık günümüzde lüks oluyor. Milletin çoğu yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Asgari ücretli bir insan nasıl her gün benim pastaneden simit vb. şeylerden alsın. Zaten aldığı ücret ev kirası ve faturalara anca yetiyor. İşte bunun için bizim işler de aynı Türkiye gibi dedim. Memlekette çok kötü ekonomik kriz var. Bu ekonomik krizin faturasını da kime yükleyecekler. Tabii ki gariban işçiye, memura yükleyecekler. Bu hükümet ve zenginler de krizden faydalanıp garibanın sırtına vuracak kırbacı. Ama kırbacı da bir yere kadar vururlar” dedi.

“Bu millet de bir gün artık yeter der” diyen esnaf şöyle devam etti: “Bu hükümete artık yeter demenin vakti geldi de geçiyor. Bunun için bu milletin manevi duygularını kullanıyorlar. Suriye’de bizim ne işimiz var. Elin memleketinde at koşturmak öyle kolay olmaz. Atı koşturmak için iyi yemlemek lazım. İşte orda koşturduğumuz atın yemini kimden alacak, vatandaşın sırtına yükleyecek vergileri. Bu operasyonlarda kullanılan askeri malzemeleri nasıl karşılayacak? Gariban işçiyi, memuru da vatan millet Sakarya edalarıyla kandıracaklar kardeşim. Neyse sen işine geç kalma, bende laf bitmez.”

Son olarak, simitlerin parasını vermek için 20 TL uzatıyorum. Kasayı açıyor "Daha ilk siftahı senden yaptım kardeşim. Bozuk para yok, yarın sabah verirsin” diyor. Kendi yaşantım ve çevremdeki işçilerin yaşantısına bakıyorum. Birbirinin aynısı. Esnaf ağabeyin dediği gibi: “Türkiye gibiyiz.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Eyüp Akdemir: Ülkenin bütçesini oluşturanlar bütçeden en büyük payı almalı

SONRAKİ HABER

Sıfır Gelecek aktivistlerinden Taksim'de eylem: COP’a güvenme iklim için harekete geç

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa