16 Kasım 2019 04:03

Eyüp Akdemir: Ülkenin bütçesini oluşturanlar bütçeden en büyük payı almalı

Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Eyüp Akdemir, işçilerin ücret artışı talebini daha fazla dillendirdiğini söylüyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Dilara KANIK
Gebze

Devlet bütçesinin yüzde 62’sinin çalışanlardan kesilen vergilerle oluştuğuna dikkat çeken Petrol-İş Gebze Şube Başkanı Eyüp Akdemir, “Ülkenin bütçesini biz oluşturuyorsak, bütçeden en büyük payı biz almalıyız” dedi.

Hükümetin yaptığı “ekonomik program” açıklamalarının hepsini bugüne kadar takip ettiklerini ifade eden Eyüp Akdemir, “Tüm programların birinci önceliği sermaye, ikinci önceliği savaş ekonomileri. Devletin en büyük ekonomik gelirini elde ettiği kesim olan çalışanlara ilişkin ise sürekli kesintiler var. Vergi dilimlerini arttırarak, vergi kalemlerini arttırarak sistemi yürütmeye çalışıyorlar. Yani bizim paramızla bizi vuruyorlar. Bugün devlet bütçesinin yüzde 62’si çalışanlardan kesilen vergilerle karşılanıyor. Dolaylı vergiler bunun dışında. Sermayenin ülke bütçesine katkısı ise yüzde 22. Ülkenin bütçesini biz oluşturuyorsak, bütçeden en büyük payı biz almalıyız” dedi.

"TİS’LERDE ÜCRET ARTIŞI TALEBİ DAHA FAZLA DİLLENDİRİLİYOR"

Süreç itibariyle TİS dönemlerinde ücret artışının daha fazla ve ısrarcı bir şekilde dillendirildiğini belirten Akdemir, “Gelir seviyesinin düşmesi, alım gücünün azalması çalışanları öncelikle ücret artışı konusuna itiyor. Çalışanlarımızın da bizden talepleri ilk olarak ekonomik koşulların iyileştirilmesi oluyor. Bizim de ana odaklandığımız nokta bu. Temel veya referans ücret modeli enflasyon bazlı oluyor. Enflasyonun yüzde 9’lardan yüzde 26’lara değişen bir çizgide olduğunu görüyoruz. Çalışanlar ücretlerinin piyasadaki artış kadar yükselmesini istiyor. İkisi aynı oranda olmayınca birçok sorun baş gösteriyor. Devletin asgari ücret politikası belli zaten. Sürekli baskılama, kontrol altında tutma çabasında” diye konuştu.

"ŞİKAYET ETMEK YETMİYOR"

Sermayenin emek üzerindeki saldırılarını arttırdığını dile getiren Akdemir, “Planlarını hızlı bir şekilde ilerletiyorlar. Bunun karşısında sendikal örgütlülüğün son dönemlerdeki geldiği nokta da belli. Dolayısıyla hem sahada örgütlenme faaliyetini güçlendirmek hem de örgütlü yapıların kendi içerisindeki mücadelelerini ortaklaştırması esas oluyor bu noktada. Dolayısıyla sendikaların birbiriyle dayanışması, mücadelelerini ortaklaştırması önemli. Aksi takdirde sistem boş durmuyor. Bu da bizim sahada mücadelemizi otomatikman kırıyor. Bugün sistemden şikayetçi olmak yetmez. Biz icra makamlarıyız. Biz uygulayıcı kesimleriz. Dolayısıyla şikayet eder pozisyondan durumu çıkartmamız, sisteme karşı mücadele etmemiz lazım” dedi.

KIDEM TAZMİNATINI PAZARLIK HALİNE GETİRMEMELİYİZ

Hükümetin dönem dönem kıdem tazminatını gündeme getirdiğini hatırlatan Akdemir, “Kıdem tazminatının fona devri meselesini tek başına değerlendirmemek gerekir. Sistemin bize hazırladığı kayıp bir model var. Kıdem tazminatının fona devriyle, bireysel emeklilik ve tamamlayıcı sağlık sisteminin oluşturulması da var önümüzde. Kısacası kıdem tazminatı fonu ile birlikte devlet sağlıkta ve emeklilikte taşeronlaştırmaya gitmek istiyor. Bu durumu pazarlık haline getirmemek lazım” diye konuştu.

ORMAN KANUNLARI YERİNE İŞÇİLERİN ÖRGÜTLÜ BİRLİĞİ

Örgütlü çalışma ile örgütsüz çalışma arasındaki ciddi bir farkın olduğunu dile getiren Akdemir, şunları söyledi: “Örgütsüz işyerlerinde çıplak ücret ile çalışma, bunun tek başına yetmediği, yoğun mesailer yaparak ücretini artırmaya çalışma zorunluluğu modeli var. Biz örgütlendiğimiz işyerlerinde öncelikle insanca bir çalışma koşullarının oluşturulmasını hedefliyoruz. İşçinin yasal olan 8 saatlik çalışma diliminde kazandığı ücretin geçinilebilir olması lazım. Dört ikramiye modelini temel olarak kuruyoruz. Çalışma hayatına ilişkin işçi sağlığı ve iş güvenliğini oradaki yapılan sözleşmeye ve fabrikanın koşuluna ve işçinin sağlıklı şekilde çalışmasına göre uygun hale getiriyoruz. Sosyal hakların iyileştirilmesine ilişkin doğum, ölüm, yıllık izinler ve bayram ödeneğine kadar geliştirdiğimiz maddeler var.”

Patronların “Aramıza üçüncü kişi girmesin, bir yevmiyeniz neden sendikaya gitsin, aramızda hallederiz” gibi söylemlerde bulunabildiğini belirten Akdemir, “Sendikanın o işyerinde ücret, sosyal hak ve başka birçok hakkı koruyacak kuralı sağlayacağını bilen işveren orman kanunları ile fabrikayı yöneteceğini sanıyor. Sendikal mücadele yolu haklı bir yol. Bu yolda örgütlenme düzgün yapıldığında ve işçilerin gönüllü birliği sağlandığında, karşılarında sermaye duramaz” dedi.

Ancak pratikte sendikal örgütlenmede engellerle karşılaştıklarını vurgulayan Akdemir, “İş kolunun değiştirilmesi, itiraz süreçlerinin arttırılması, mahkeme süreçlerinin uzaması hepsi örgütlenmenin önündeki engeller. Bu kadar sıkıntıya rağmen işçilerin sendikası ile beraber doğru bir zeminde, sağlam ve istikrarlı olduğunda, iyi bir politik zeminde olduğunda, her türlü sorunun üstesinden gelindiği ve aşıldığı görülecektir” diye konuştu.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

KARDEMİR'de iş cinayeti: Fırın patladı, 1 işçi yaşamını yitirdi, 1 işçi yaralandı

SONRAKİ HABER

Sıfır Gelecek aktivistlerinden Taksim'de eylem: COP’a güvenme iklim için harekete geç

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa