26 Ekim 2012 11:22

Yasayla sendikal güvenceye tırpan!

Bir ülke düşünün. Her yıl binlerce işçi, sendikalı olduğu için işten atılıyor. İşçilerin yüzde 88’i sendikalı olduğu takdirde işverenin onları cezalandıracağını düşünüyor. Ve bu ülkede yeni bir sendikalar yasası çıkıyor, sendikal güvenceyi artırmak bir yana tırpanlıyor!Örgü

Yasayla sendikal güvenceye tırpan!

Paylaş

Onur Bakır

Bir ülke düşünün. Her yıl binlerce işçi, sendikalı olduğu için işten atılıyor. İşçilerin yüzde 88’i sendikalı olduğu takdirde işverenin onları cezalandıracağını düşünüyor. Ve bu ülkede yeni bir sendikalar yasası çıkıyor, sendikal güvenceyi artırmak bir yana tırpanlıyor!

Örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakları birbirini bütünleyen, biri eksik olduğunda hepsi eksik kalan haklar. Örgütlenme hakkı ve özgürlüğü, zincirin ilk halkası; örgütlenme gerçek anlamda güvenceye alınmadığı sürece sendikal haklardan söz etmek mümkün değil. Gerçek bir sendikal güvence sağlanıp sağlamadığı üç temelde değerlendirebilir. Yasalar, sendikal örgütlenme özgürlüğüne etkin bir koruma sağlıyor mu? Yasaların öngördüğü güvence, uygulamada, sonuç veriyor mu? İşçiler, kendilerini güvende hissediyor mu?

TÜRKİYE’DE SENDİKAL GÜVENCE VAR MI?

Mevcut yasaya göre işçiler, sendikaya üye oldukları ya da sendikal faaliyetlere katıldıkları gerekçesiyle işten çıkarılamaz. Peki, buna rağmen işveren işçiyi çıkarırsa ne olur? İşçi, eğer iş güvencesi kapsamındaysa, sendikal nedenle fesih üzerinden işe iade davası açabilir. Ancak işçi davayı kazansa bile; işveren, işçiyi, asgari 12 aylık sendikal tazminatı (ve işçinin diğer yasal haklarını) ödeyerek işbaşı yaptırmayabilir. İşçi iş güvencesi kapsamında değilse, işe iade davası açamaz, ancak sendikal tazminat talebi ile dava açabilir.  

VER TAZMİNATI, ENGELLE SENDİKAYI!

Yasaların öngördüğü güvencenin, yeterli koruma sağlamadığı uygulamada görülüyor. Her yıl binlerce işçi, sendikaya üye olduğu için işten atılıyor. Cebinde parası olan işveren, sendikal tazminatı ödemeyi göze alarak, sendikalı işçileri, rahatlıkla işten çıkarabiliyor, örgütlenmeyi engelleyebiliyor. Bu durumun sayısız örneği var. Örneğin, Birleşik Metal-İş Sendikası’nın örgütlendiği Sinter Metal Fabrikası ile Tek Gıda-İş Sendikası’nın örgütlendiği YÖRSAN’da işveren, sendikalı 350-400 işçiyi birden işten attı, işçiler davayı kazandı; işverenler, işbaşı yaptırmadı, milyonlarca TL tazminat ödedi, örgütlenmeyi engelledi.  Hal böyle olunca, işçiler de kendini güvende hissetmiyor.

YENİ YASA NE GETİRDİ?

Bu tablo karşısında yeni yasanın yeterli ve etkin bir sendikal güvence getirmesi gerekiyordu. Gerçek bir güvence ise ya sendikal nedenle fesih halinde tazminatı gerçekten caydırıcı bir düzeye yükseltmek ya da mutlak bir işe iade sistemini (işveren ya işbaşı yaptırır ya da işçinin ücretini çalışıyormuş gibi ödemeye devam eder) getirmekle mümkündü.

Ancak, bu iki yöntemden birinin benimsenmesi bir yana bunlar tartışılmadı bile. Yasa Meclis’e gelmeden önce, mevcut düzenlemeden farklı üç düzenleme içeriyordu. Birincisi, sendikal nedenle fesih halinde, işveren işçiyi işbaşı yaptırsın ya da yaptırmasın, sendikal tazminat ödeyecekti. İkincisi artık iş güvencesi kapsamındaki işçi, işe iade davası açmadan doğrudan sendikal tazminat davası açabilecekti. Bu iki düzenleme de Meclis’ten geçti, ancak bunlar sendikal güvence bakımından esaslı hiçbir değişiklik getirmedi.

YENİ YASA NE GÖTÜRDÜ?

Meclis’e gelen yasanın getirdiği tek önemli yenilik, iş güvencesi kapsamı dışında olduğu için işe iade davası açma hakkı olmayan işçilere, sendikal nedenle fesih halinde, işe iade davası açma hakkı tanımasıydı. AKP hükümeti, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği başta olmak üzere patron örgütlerinin yoğun baskısı karşısında diz çöktü ve Meclis’te AKP’lilerin verdiği bir önerge ile bu düzenleme Yasa’dan çıkarıldı. Böylece kısmi bir iyileştirme son dakikada yok edildi. Ancak bu da yetmezmiş gibi, iş güvencesi kapsamı dışındaki işçilerin mevcut, “sendikal tazminat davası açma hakkı” da ortadan kaldırıldı. Dolayısıyla ilerleme bir yana geriye gidildi. Artık iş güvencesi kapsamı dışındaki işçiler, sendikaya üye oldukları için işten çıkarılırlarsa, sendikal tazminat dahi talep edemeyecek.  AKP hükümeti, patronların karşısında diz çöktü. Peki, AKP hükümeti karşısında diz çöken yandaş konfederasyona ne demeli? Yasaya “hayırlı olsun” diyorlar, televizyonlara çıkıp, bu yasayı Arslanlar gibi savunuyorlar. Ne diyelim? Yazıklar olsun!


BU TABLO DEĞİŞECEK Mİ?

Gezici Araştırma Şirketi’nin Vatan gazetesi için yaptığı araştırmaya göre, her iki işçiden biri, “işten atılmaktan korktuğu” için sendikaya üye olmadığını söylüyor. İşçilerin yüzde 77,7’si özgürce sendika seçme hakkı olmadığını, yüzde 87,9’u sendikaya üye olduğu takdirde, işveren tarafından cezalandırılacağını düşünüyor. Yeni yasanın işte bu tabloyu değiştirmesi gerekirdi. Yasa, bunu değiştirmek bir yana, iş güvencesi kapsamı dışındaki işçilerin sendikal tazminat hakkını da yok ederek, tabloya bir kara daha çaldı.


10 İŞÇİDEN 6’SININ SENDİKAL GÜVENCESİ YOK!

İş Yasası’na göre iş güvence kapsamı içinde olmak için üç şartın birden gerçekleşmesi gerekiyor: * İşçi, 30 veya daha fazla işçi çalıştıran bir işyerinde çalışacak. * İşçi, işyerinde en az 6 aydır çalışıyor olacak. * İşçinin sözleşmesi, belirsiz süreli iş sözleşmesi olacak. SGK’nın Temmuz 2012 verilerine göre Türkiye’de işyerlerinin yüzde 96’sında 30’dan az işçi çalışıyor. Bu işyerlerinde, kayıtlı işçilerin yarısı (6 milyon işçi) çalışıyor. Ancak bu işyerlerinin bir kısmı toplam işçi sayısı 30’dan fazla olan işletmelere olduğu için, buralarda çalışan işçiler, iş güvencesi kapsamında yer alıyor. Ancak iş güvencesinde aranan diğer iki şart, bu istisnayı ziyadesiyle telafi ediyor. Türkiye’de işgücü devir oranı yüksek olduğu için, kayıtlı işçilerin azımsanmayacak bir kısmının son işyerindeki kıdemi 6 aydan az. Öte yandan Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 10’u belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor. Dolayısıyla, kesin bir orana vermek mümkün olmasa da, Türkiye’de işçilerin yaklaşık yüzde 60’ının iş güvencesi kapsamı dışında olduğunu söyleyebiliriz. İşte, yeni yasa ile, işçilerin yüzde 60’ının sendikal tazminat talep etme hakkı dahi kaldırıldı. Kayıtlı 10 işçiden 6’sının hiçbir sendikal güvencesi yok!


E-DEVLETİN GÖRÜNMEYEN SAKINCALARI

Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası, sendikaya üyelik ve istifada noter şartını kaldırdı, yerine e-devlet kapısını getirdi. Ancak, e-devlet üzerinden üyelik ve istifanın görünmeyen sakıncaları, noter şartını bile aratabilecek durumda: * İşçiler yalnızca, işverenlerin SGK’ya yaptıkları bildirimlerde yer alan işkolundaki sendikalara üye olabilecek. İşverenler, SGK’ya yaptıkları bildirimlerde işkolunu farklı göstererek, işçilerin sendikalaşmasını engelleyebilecek. *  Türkiye’de özel sektörde kayıt dışı çalıştırılan 3 milyon 739 bin işçi, SGK’ya kayıtlı olmadıkları için artık sendikalara üye olamayacak. * Muvazaalı (hileli) biçimde çalıştırılan taşeron işçilerinin, asıl işverenin işkolundaki sendikalara üye olması ve sendikal hak arama mücadelesine girişmesi engellenecek. * İşverenler işçilerden e-devlet şifrelerini toplayarak işçilerin sendikaya üye olup olmadığını denetleyebilecek. İşverenler, çeşitli yöntemlerle işçilerin izini sürebilecek. İşçileri daha kolay sendikadan istifa ettirebilecek.

YARIN: Toplu pazarlık hakkı, barajlarla nasıl yok ediliyor?

evrensel.net

ÖNCEKİ HABER

Suriye'den ateşkes kararı

SONRAKİ HABER

İsviçreli aktör Bruno Ganz hayatını kaybetti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa