15 Kasım 2019 04:12

Ekrem Ekşi dosyasına ulaşıldı: Emniyet ve yargı "tezgah" kurmuş

12 Eylül darbesi sırasında işkenceyle katledilen Ekrem Ekşi’nin dava dosyasına yıllar sonra ulaşıldı: 6’şar yıl 8’er ay ceza alan işkenceci polisler bir gün bile hapis yatmamış!

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Meltem AKYOL
İstanbul

Arkadaşları, 12 Eylül darbesi döneminde işkence ile katledilen Ekrem Ekşi’nin dosyasına ulaştı. 2008’de zaman aşımından düşen dosya, işkence ile insan öldürme suçunun nasıl devletin karanlık dehlizlerine gömüldüğünü gözler önüne seriyor. Dosyaya göre yapılan yargılama sonucunda 2 polis ceza alıyor ama bir gün bile hapse girmiyor! Ortaya çıkan ‘itirafçılar’ da polisleri kurtaramayınca 20 yıllık zaman aşımı kalkanı polisleri hiç çekmedikleri cezadan kurtarıyor. Dosyaya ulaşan Avukat Kamil Tekin Sürek, polislerin aldığı cezanın zaten çok hafif dolduğunu belirterek, “Sanık polisler hiç tutuklanmamışlar. Zaman aşımı süresi doluncaya kadar polisler emniyet tarafından yakalanmamış. Sanıkları kurtarmak için emniyet ve yargı tarafından bir tezgah kurulmuş” dedi.

EKŞİ, 14 EKİM 1980’DE İŞKENCE İLE ÖLDÜRÜLDÜ

12 Eylül darbesinin ilk saatlerinde Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi olmak suçlamasıyla gözaltına alınan Ekrem Ekşi, 14 Ekim 1980’de Haydarpaşa Numune Hastanesinde yaşamını yitirdi. Ekşi’nin yaşamını yitirmesinin ardından ağabeyi İbrahim Ekşi dava dilekçesi verdi. Ekşi’yi işkence ile öldüren polislerden Kadim Alptekin ve Osman Orduhan hakkında 1981 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı 3 No’lu Askeri Mahkemesinde “Kastın aşılması sonucu Ekrem Ekşi’nin ölümüne neden olmak” suçlamasıyla dava açıldı.

Ekşi’nin ailesi ve yakın çevresi davayı takip etti, tanıkları buldu. Sabri Temel ve Besim Yiğiter -Yiğiter’in isteği üzerine uluslararası güvence sağlandı- ailenin çabaları ile tanık olarak dosyaya girdi. Ve dava 1984 yılında karara bağlandı, işkenceci iki polise 6’şar yıl 8’er ay hapis cezası verildi. Mahkemeye göre öldürme kastı yoktu, “Öldürme kastı olmadan, dövme, yaralama” vardı! Sanık avukatları kararı temyiz etti, Askeri Yargıtay 1. Dairesi ise kararı 1985 yılında onadı. Böylece mahkumiyet kararı kesinleşmiş oldu. Polisler ceza aldı ancak “nedense” bir türlü bulunamadılar. Bu süreçte davalar, itirazlar devam etti, sanık avukatları dilekçeler verdi, hiç yurt dışına çıkmayan sanıklar ise “Ortada yoktu".

MAHKEME YALAN İFADELERLE BERAAT VERİYOR

Dosyadaki bilgilere göre; tarihler 14 Ocak 1991’i gösterdiğinde müstafi (Görevinden kendi isteğiyle ayrılmış) Polis Mehmet Emin Kete emniyet müdürlüğüne bir dilekçe vererek 2 sanık polise yüklenen suçu kendisinin işlediğini söyledi. Kete’nin 9 tane de kendisi gibi polis tanığı vardı!

Dosyaya giren ifadeye göre Kete, “Ekrem Ekşi’yi ben dövdüm ama sadece kollarına ve bacaklarına birkaç kere, korkutmak için vurdum. Yoksa öyle ölecek yerlerine vurmadım” diyordu. Davanın görüldüğü İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Kete’nin eyleminin “Ölüme iştiraki olmaksızın maktulün eline-koluna vurmak” olduğunu kabul etti. Bu arada 7.5 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini belirten mahkeme Kete hakkında davanın düşürülmesine karar verdi. Bu karar sonrası 2 sanık polisin avukatları yargılamanın yeniden yapılması için başvuruda bulundu. Yeniden yapılan yargılama sonucu sanık polisler zaten hiç hapse bile girmedikleri suçtan beraat etti.

YARGITAY: SANIKLARI CEZADAN KURTARMA İFADESİ

Ancak savcı beraat kararına itiraz etti. Bunun üzerine dosya 2003 yılında Yargıtay 1. Ceza Dairesine geldi. Daire, Kete’nin ifadesini “Mehmet Emin Kete isimli müstafi polis memurunun, üstlendiği suça ilişkin davanın zaman aşımı süresinin dolmasından sonra ortaya çıkarak sanıkları cezadan kurtarmaya yönelik ikrarda bulunması” şeklinde yorumlayarak kararı bozdu. Yapılan yargılama sonucunda 2 sanık polisin 6’şar yıl 8’er aylık cezası kesinleşmiş oldu.

ZAMAN AŞIMIYLA KURTARIP MEMNU HAKLARINI İADE ETTİLER

Yargıtay kararı bozdu bozmasına ama sanık polisler yine yoktu ve 2008 yılına gelindiğinde bir gün bile hapse girmemiş iki polisin Ekrem Ekşi’yi öldürmekten ceza aldıkları dava, 20 yıllık zaman aşımı süresi geçtiği için Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından düşürüldü! İki sanık polisin “memnu hakları” da Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2011’de kendilerine iade edildi.

"POLİSLER YARGI VE EMNİYET TARAFINDAN KOLLANMIŞ"

Dava dosyasına ulaşan Avukat Kamil Tekin Sürek Evrensel'e konuştu. Ekrem Ekşi öldürüldüğünde arkadaşlarının çoğunun ya cezaevinde ya da kaçak durumda olduğunu belirten Sürek, “Babası vefat ettikten sonra uzun süre dava dosyasına ulaşılamadı. Bir süre önce Ekrem’in ’78’li arkadaşları SAV (Sosyal Araştırmalar Vakfı) bünyesinde Ekrem ile ilgili bir çalışma başlattı. Ekrem’i tanıyan kişilerle röportajlar yaptılar, yakınlarına ulaştılar” diyerek süreci anlattı.

Birkaç gün önce de dava dosyasına ulaştıklarını belirten Sürek şu bilgileri aktardı: Dava önce İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 3 No’lu Askeri Mahkemesinde görülmüş. Sıkıyönetim kalkınca Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesine devrolmuş. Anadolu yakasındaki adliyeler birleşince de İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine gitmiş. Elimizde vekaletname olmadığı için dosyanın fotokopilerini alamadık. Yakında vekaletname de alacağız. Şimdilik dosyaya sadece göz atabildik.

Sürek şöyle devam etti: İlk bakışta anlaşılıyor ki, ceza alan polisler ilk andan itibaren yargı ve emniyet tarafından korunup, kollanmış. Birinci olarak cezalar çok hafif. ‘Kasıt olmadan ölüme sebebiyet vermekten’ ceza verilmiş. Oysa, ‘Canavarca hislerle, bilerek ve isteyerek adam öldürme’ suçundan ceza verilmesi gerekirdi. Sanık polisler tutuksuz yargılanmış. Hiç tutuklanmamışlar. Zaman aşımı süresi doluncaya kadar polisler emniyet tarafından yakalanmamış. Sanıkları kurtarmak için emniyet ve yargı tarafından bir tezgah kurulmuş.

"İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR, ZAMAN AŞIMI OLMAMALI"

İşkence ile öldürme suçunun adliye koridorlarında nasıl sümen altı edindiğine de değinen Sürek şunları aktardı: Polislikten ayrılan bir kişi güya kendiliğinden emniyete başvurarak Ekrem’e işkence yapılmadığını iddia ediyor ve suçu üstleniyor. Mahkeme de buna ‘İkna olup’ basit yaralama olduğuna kanaat getiriyor. Basit yaralama suçunun zaman aşımı da 7.5 sene olduğu için mahkeme sözde itirafçı Mehmet Emin Kete’nin davasını düşürmüş. Fakat, bununla da yetinmemiş, asıl suçlu itirafçı Kete diye daha önce cezaları kesinleşmiş iki polis hakkında beraat kararı vermiş. Tezgahı görüyor musunuz? Bir taşla iki kuş vuruluyor, böylece ceza alan polis kalmıyor. Bereket ki Yargıtay bu saçmalığa ‘Bu kadar da olmaz’ demiş de tezgahı bozmuş. Fakat, sonuçta 20 sene yakalanmayan polisler cinayet suçundan bir gün bile cezaevinde kalmadan kurtulmuşlar.

Gelinen aşamada ne yapacakları konusunda tartışmaya devam ettiklerini söyleyen Sürek, “Şimdi bu aşamada neler yapabiliriz diye araştırıyoruz. Yeni başvurular yaparak ‘AYM ve AİHM’ye gidebilir miyiz’ diye düşünüyoruz. İşkence insanlık suçu. İşkencecilere zaman aşımı olmaması gerekir” ifadelerini kullandı.

EKREM EKŞİ KİMDİR?

1955 yılında İkizdere’de doğan Ekrem Ekşi, 1974 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Mimarlık Fakültesine girdi. Yurtsever Devrimci Gençlik Derneğinde (YDGD) gençlik sekreterliği yapmış, İTÜ ve İstanbul gençlik mücadelesinde önde gelen isimlerindendi. Tam da bu nedenle 12 Eylül darbesinin sabahında ilk gözaltına alınacaklar listesinde (bayrak listesi) adı vardı. 12 Eylül sabahı gözaltına alınan Ekrem Ekşi’ye yoğun işkenceler yapıldı.

Ekşi’nin işkenceden geçirildiğini gören tanıklar da vardı. 24 Haziran seçimlerinde CHP’den Manisa Milletvekili adayı olan Sabri Temel bu isimlerden biriydi. Temel, o dönem Ekrem Ekşi ile aynı hücrede kalmıştı ve Ekrem Ekşi’nin işkenceden geçirilmiş halde hücreye getirildiğini, bütün vücudunun simsiyah olduğunu fenalaşınca da polislerin onu apar topar götürdüğünü anlattı. Aynı dönemde işkence ile öldürülen Ahmet Karlangaç da o sırada hücrede bulunuyor.

Ekşi 13 Ekim 1980 günü akşam saatlerinde Haydarpaşa Askeri Hastanesinin acil servisine bırakıldı. 14 Ekim’de nakledildiği Haydarpaşa Numune Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümünde hayatını kaybetti. Otopsi raporunda kaburgalarının kırıldığı, kırılan kaburgaların akciğeri delmesi sonucu iç kanama ve akciğer sönümlenmesi sonucu hayatını kaybettiği yazıyordu.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İsmail Sağdıç: MEB, otizmli çocuklar konusunda sınıfta kaldı

SONRAKİ HABER

Balıkesir'de 3.7 şiddetinde deprem

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa