14 Kasım 2019 15:33

Siyaset bilimciler yorumladı: Trump-Erdoğan masasında silah sarmalı

Doç. Dr. Hakan Güneş, Siyaset Bilimci Sezin Öney ve Prof. Dr. Serhat Güvenç Trump-Erdoğan görüşmesini değerlendirdi.

Fotoğraf: AA

Paylaş

Meltem AKYOL
İstanbul

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’la yaptığı görüşmeye ilişkin tartışmalar devam ediyor. Görüşmeyi Evrensel’e değerlendiren İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş, Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Güvenç ve Siyaset Bilimci Sezin Öney farklı değerlendirmeler yapsalar da bir noktada aynı fikirde. Üç isim de ABD ile yeni silah anlaşmalarının geleceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Doç. Dr. Hakan Güneş, yeni silah ihalelerine ilişkin adımların atılacağının sinyali verildiğini belirterek, bu anlaşmaların büyük ekonomik maliyetler anlamına geldiğini söyledi. Güneş maliyeti esas olarak vatandaşın finanse edeceğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Serhat Güvenç ise ana gündem başlıklarında bir ilerleme gözlenmiyor olsa da gayri resmi kanallarda yürütülen müzakerelerden sürpriz sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Güvenç “Türkiye’nin S-400’leri devreye almama karşılığında F-35 programına geri dönüşü gibi şeyler olabilir” dedi.

Siyaset Bilimci Öney ise iki ülkenin iç koşullarının fazlasıyla şekillendirdiği bir görüşme yapıldığına dikkat çekerek, “Bu ziyarete genel olarak baktığımızda, Ankara’nın Moskova’ya karşı bir kez daha ABD ile ortaklık, NATO üyeliği ve Batı İttifakı’nın parçası olma vurgusu yapmaya döndüğünü gözlüyoruz” dedi. Öney, Rusya’nın ne yapacağı sorusunun ise ortada durduğuna dikkat çekti.

ÖNEY: İKİ ÜLKENİN İÇ KOŞULLARININ FAZLASIYLA ŞEKİLLENDİRDİĞİ BİR ZİYARET OLDU

Siyaset Bilimci Sezin Öney, Erdoğan’ın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği çok tartışılan ziyaretinin tam da ABD Başkanı Donald Trump’ın azil sürecinin kritik bir eşiğin başladığı güne denk geldiğine dikkat çekti.

ABD ziyaretini Türkiye ve ABD’nin iç siyasi koşullarının bugünkü halini göz önüne alarak incelemek gerektiğinin altını çizen Öney, “İki ülkenin iç koşullarının fazlasıyla şekillendirdiği bir ziyaret oldu bu. ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonunda kameralar karşısında, azle yönelik ifadeler ve ayrıntılar, canlı yayında milyonlarca ABD’linin ve dünyanın izleyebileceği şekilde açığa dökülecek. Türkiye’de ise, 31 Mart yerel seçimleri ardından yenilenen İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimleriyle ilk kez iç politikada siyasi dengelerin değiştiği, belediye başkanları arasından yeni lider adaylarının ortaya çıktığı bir süreci yaşadık. Öte yandan, ekonomik sorunlar, işsizlik, enflasyona yönelik algıların negatifleştiği, Suriyeli mülteciler konusunun Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri olarak gösterilmeye başlandığı bir döneme geldik. Tam da Türkiye’de iktidar politikasına yönelik negatif algıların yükseldiği, yeni partilerin de kurulma tarihlerinin yaklaştığı bir anda, ‘Barış Pınarı Operasyonu’ ile algılar değişti. Ekonomi konusunda kötümserlik ve negatif algılar düştü, Suriyeli mülteciler ve işsizlik, enflasyon konularının mesele edilmesindense, güvenlik ve terör endişeleri birden tavan yaptı. Askeri operasyonun, toplumsal algıları değiştirdiği somut bir gerçeklik, ancak bu algıların uzun bir süre teyakkuz halinde tutulamayacağı da başka bir gerçeklik” diye konuştu.

Öney şöyle devam etti: “Türkiye’de iktidarın S-400 ve ‘Barış Pınarı Operasyonu’ nedeniyle gelebilecek yaptırımların ekonomik etkilerinden kendini koruması gerek; bir giyotin gibi üç yıldır asılı duran Halkbank davasını da hesaba kattığımızda, Ankara’nın ABD’den ‘kullanmamasını’ beklediği bu önemli kartlar var. Ancak, yaptırımlar ve Halkbank davası konularındaki nihai sonucu belirlemek, Ankara’nın sırtını tamamen dayadığı ve ‘işi tepeden bağladığı’nı düşündüğü, Trump yönetiminin tamamen elinde bir şey değil. Bu ziyarette, pohpohlama taktiği ile Trump, adeta Erdoğan ve iktidarın ‘lobi şirketi’ gibi çalıştı ama son kertede, Demokratlar başta olmak üzere tüm ABD kamuoyu tarafında, Türkiye ve iktidar ile ilgili de negatif algı tavan yapmış vaziyette. ABD medyasının ayrımsız olarak Ankara ve özellikle de ‘Barış Pınarı Operasyonu’ ile ilgili algısı çok olumsuz. ‘Trump, lobi şirketi gibi çalıştı’ dedim ama, o da ‘Türkiye’deki yandaş gazeteci egemenliğine’ ve dolayısıyla da ‘ifade özgürlüğü eksikliğine’ yaptığı atıflarla, aslında Türkiye’ye yönelik algıyı negatife çekmiş oldu. Genel olarak baktığımızda da Türkiye’de iktidar, Trump ile işi bağladığını düşünürken, tüm ABD politikasını ve kamuoyunu kaybetmiş oluyor. Kaldı ki, Trump da günü gününe uymayan, çıkarını başka yerde görünce saf değiştiren bir kişi, lider.”

ÖNEY: DİPLOMATİK TEAMÜLDE, ‘İADE ETME’ VAR, ‘TAKDİM ETME’ YOK

Ziyaretin dikkat çekici yönünün, Beyaz Saray’ın ziyaret sonrası paylaştığı ‘çerçevede’ de olduğu gibi, ‘savunma sanayindeki iş birliği’nin önem kazanması olduğuna dikkat çeken Öney, “Bu da Türkiye’nin F-35 programına geri alınması ve Rusya’dan almakta olduğun S-400’lerin bir biçimde âtıl bırakması demek. Erdoğan, kendisine ‘Trump’ın mektubu’ ile ilgili soru soran ABD’li bir gazeteciye, mektuptan çok Rusya’nın ‘YPG lideri ile temasına’ atıfta bulunarak cevap vermesi dikkat çekici idi. Bu arada, mektupla ilgili ‘Beyaz Saray’a takdim edildiği’ söyleniyor; diplomatik teamülde, ‘iade etme’ vardır, ‘takdim etmenin’ anlamı meçhul” diye konuştu.

“Bu ziyarete genel olarak baktığımızda, Ankara’nın Moskova’ya karşı bir kez daha ABD ile ortaklık, NATO üyeliği ve Batı İttifakı’nın parçası olma vurgusu yapmaya döndüğünü gözlüyoruz” diyen Öney, “Son günlerde, Kuzey Suriye’de Esad güçleri ile de TSK ve Milli Suriye Ordusu’nun çeşitli kereler karşı karşıya geldiği düşünülürse, Şam-Ankara anlaşmasından çok geriliminin de iktidarın gündeminde olduğunu söyleyebiliriz. Rusya, tüm bunlara karşı ne hamle yapar; o soru da önümüzde duruyor” ifadelerini kullandı.

ÖNEY: TRUMP TARAFLARI EŞİTLEDİ, MHP İTİRAZ ETMEDİ

Öney görüşmeye ilişkin şu dikkat çekici notu da aktardı:

“Ziyaretin dikkat çeken başkaca konuları şunlardı: Trump, YPG lideri Mazlum Kobane’nin terörist olduğuna ve onunla temasın Türkiye’yi rencide edeceğine yönelik ‘soruya’, ‘Temastayız hem Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile hem onunla iş birliği içindeyiz’ diyerek yanıt verdi. Sosyal medyada, daha çok Trump’ın ‘dost canlısı/hükümete çalışan gazeteci’ atıfları gündeme geldiyse de aslında o soruya verilen bu yanıt çok çarpıcı idi. Tarafları tamamen eşitleyen ve YPG ile de iş birliğinden vazgeçilmeyeceğini vurgulayan bir cevaptı bu. ABD ziyaretine katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı’nın da önünde böyle bir yanıt alınması, buna itiraz edilmemesi ilginçti.”

GÜVENÇ: F-35’E GERİ DÖNÜLEBİLİR

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Güvenç, görüşmeyi ABD’deki yansımaları açından değerlendirdi. Görüşmenin ABD’de azil sürecinin gölgesinde gerçekleştiğinin altını çizen Güvenç, “Trump her ne kadar ‘izleyecek vaktim yok’ diye süreci hafife alsa da ifade veren isimlerin saygınlığı Trump’ın işinin zor olduğunu gösteriyor. Bazı önemli Cumhuriyetçi senatörlerin Erdoğan ile buluşturması Kongre’de Türkiye aleyhine dönen havayı ne denli değiştirebilir bilmiyorum. Ama bu iki tarafta da ilişkileri tamamen kopartma iradesi olmadığına işaret ediyor. Aslında ziyaretin olumsuz havaya rağmen gerçekleşebilmiş olması ilişkileri kurtarma iradesinin göstergesi sayılabilir. Bir de kameralar önünde yapılan açıklamalara dayanarak yorum yapmak yanılgıya neden olabilir. Zira hem Trump hem de Erdoğan gayri resmi kanalları kullanmayı tercih ediyor. Kurumsal ilişkilerin yerini kişisel ilişkiler aldı” dedi.

“Her ne kadar ana gündem başlıklarında bir ilerleme gözlenmiyorsa da gayri resmi kanallarda yürütülen müzakerelerden sürpriz sonuçlar çıkabilir” diyen Serhat Güvenç şunları söyledi:

“S-400’leri devreye almama karşılığı Türkiye’nin F-35 programına geri dönüşü gibi şeyler olabilir. Kişisel ilişkilere dayalı diplomasi konusunda Trump’ın hareket alanı Erdoğan’a göre hala kısıtlı. O yüzden elinden geldiğini kanıtlamaya çalışıyor. Ama işler ters giderse de topu ABD kurumlarına atabilecek marj da bırakıyor.”

GÜNEŞ: ERDOĞAN MÜLTECİ KARTINI KULLANIYOR

İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş’e göre Türkiye-Amerikan ilişkilerindeki son 10 yıldaki en zorlu dönem geride bırakıldı ve iki ülke arasındaki ilişkiler yeni bir düzenlenme yolunda. Güneş şöyle devam ediyor:

“Bundan sonrası da diğer gerilimleri düzeltmek için yapılan hakla ilişkilerdi zaten, yaptırım meselesi, mektup vb. bunlar konusunda iki taraf da kendi taraflarına seslenecek bazı adımlar attılar. Bunlar tabi ki sorun ama bana sorarsanız önemli olan bu değil. İki taraf da bu konuda birbirlerini üzmeyecek bir dil geliştirmeye çalıştılar yani mektubun iadesi konusunda, Mazlum Kobani ile görüşme konusunda... İki taraf da sınırları zorlamadı ve görülen o ki bu konuda iki taraf da kendi halkla ilişkilerini yapmaya devam edecek.”

Erdoğan’ın süreçten memnun olduğunun altını çizen Doç. Dr. Güneş, Erdoğan’ın uzun süredir kullandığı mülteci kartını bir kez daha masaya sürdüğünü söyledi: “Erdoğan masada da mülteci kartını güçlü bir biçimde kullanıyor ve Trump da bunu bir parça almaya başlamış görünüyor ve Avrupalı liderlere de bu konuda Erdoğan’ın politikalarına finansal olarak destek vermeleri gerektiğini söyledi. Dikkat ederseniz Erdoğan Trump’ın yanında Rakka ve Deyrizor’un da mültecilerin yerleşimi için sınırların genişletilmesi söyledi. Tabii ki Trump bunu onaylamadı ama reddetmedi de. Türkiye mülteci kartı üzerinden Avrupa ve ABD ile önümüzdeki dönemde sahasını genişletme politikasını sürdürecek, bunu bu açıklamada görmüş olduk.”

GÜNEŞ: SİLAH İHALELERİ KARŞILIĞINDA DAHA AZ YAPTIRIM...

Erdoğan ve Trump’ın sözlerine yansıyan ekonomik ilişkiler meselesine dair de değerlendirmede bulunan Güneş, “Ekonomik ilişkiler, özelde de askeri-ekonomik ilişkiler önemli bir gündem. Burada henüz resmileşmemiş olan verilmiş sözler olduğu anlaşılıyor. Bu sözlerin Trump açısından çok ikna edici olduğu görülüyor. Trump, gayrisafi milli hasılasının yüzde 2’si civarında bir payı askeri harcamalara ayırdığı için Ankara’dan övgü ile bahsetti ve diğer devletlere örnek gösterdi. Dolayısıyla tıpkı Katar-Suudi Arabistan krizinde olduğu gibi, Katar yüklü bir silah aldığı anda ABD Katar’ın yanına geçmiş, daha doğrusu Suudi Arabistan’ı dengelemişti. Aynı şekilde Türkiye’ye yönelik yaptırım ve negatif başka adımları yeni silah ihaleleri karşılığında azaltacağını açıkça görüyoruz. Zaten Erdoğan yönetimi de esasen Trump’ı bu şekilde cezbetmeyi planlamıştı. Bu plan işliyor ama ekonomiye yeni riskler yüklüyor. Zaten zor durumda olan Türk ekonomisinin daha da zor duruma gireceği görülüyor. Yeni silah anlaşmaları çok büyük ekonomik maliyetler demek. Bu maliyeti esas olarak vatandaş finanse edecek... Türkiye, daha çok silahlanma yarışı içine girmiş, biraz Rusya ve biraz Amerika’dan silah siparişi vererek desteğine muhtaç olduğu bu güçlere kendini daha çok mahkum hale getirmiştir. Bu nedenle Pirus zaferidir ve büyük bir başarısızlığın içinde bir başarıdır” dedi.

GÜNEŞ: ÇIKIŞ HALKLARIN İŞ BİRLİĞİNDE

Güneş son olarak şunları söyledi:

“Buradan çıkmanın yolu bölgedeki diğer ülkelerdeki sorunların ve Türkiye’nin en önemli sorunlarından olan Kürt sorununun barışçıl araçlarla çözülmesidir. Daha çok silahlanma ve daha gergin bir Ortadoğu denklemi içinde güç olma çabası görüyoruz. Hem Amerika’ya hem Rusya’ya bağımlılığını artıran yaklaşımlar görüyoruz. Sonuç olarak Erdoğan’ın istediğini aldığını, bu bakımdan başarı olduğunu ama bütün tabloya baktığımızda tuzağa düştüğünü ve başarısızlık olduğunu düşünüyorum. Bölgedeki ülkeler ve Kürt siyasi hareketi başta olmak üzere siyasi güçlerin, Filistin hareketinin, Lübnan’daki özgürlük güçlerinin, işçi ve kadın hareketlerinin zaman zaman çıkarları emperyalist bir ülkenin çıkarıyla örtüşebilir ama nihai olarak çıkışın bunlarla birlikte olmadığı görüldü. İşçi, kadın ve ulusal kurtuluş hareketlerinin, bu Filistin’i de kapsar Kürt hareketini de Irak’taki işsiz hareketini de Lübnan’daki hareketi de Türkiye’deki hareketleri de kapsar, bunların iş birliği olmadan emperyalizmin tuzağından çıkılamaz.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

HDP'li belediyelere yönelik kayyum, yargılama ve tutuklama bilançosu ne oldu?

SONRAKİ HABER

Kanada hükümeti, İzmir Barosunun Kaz Dağları mektubuna yanıt verdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa