13 Kasım 2019 20:29

"Şehir hastaneleri yoksulların sağlığa erişimini engelledi"

İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip ve Prof. Dr. Uğur Emek şehir hastanelerini ve AKP’nin 17 yıllık sağlık politikalarını değerlendirdi.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip (solda), Prof. Dr. Uğur Emek (sağda) |  Fotoğraf: MA | Kolaj: Evrensel

Paylaş

Ferhat ÇELİK
Lezgin TEKAY

Türkiye'de kamu-özel ortaklığı ile hayata geçirilen ‘Şehir Hastaneleri Projesi’, sağlık sisteminde onarılmaz sorunlara yol açmış durumda. AKP Hükümetinin “Türkiye’yi sağlıkta geleceğe taşıma” iddiasıyla 2002 yılında başlattığı Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın  bir aşaması olarak hazırladığı proje ile 2017 yılında Adana, Mersin, Isparta, Yozgat, 2018 yılında Kayseri, Manisa, Elazığ, Eskişehir ve 2019 yılında Bursa ve Ankara’da olmak üzere 10 şehir hastanesi açıldı. Bunlara 11 şehir hastanesinin daha eklenmesi planlanıyor.

Şehir Hastaneleri Projesi, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO) tarafından 9 Kasım’da İstanbul’da Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde düzenlenen “Şehir Hastaneleri: Yalanlar ve Gerçekler” başlıklı sempozyumda masaya yatırıldı. Yapılan sunumlarda şehir hastanelerinde hizmet kalitesinin düştüğü, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin arttığı ve dünyanın bu sistemi terk ettiği vurgulandı.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi olan İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ile Bilkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Uğur Emek, şehir hastanelerini ve AKP’nin 17 yıllık sağlık politikalarını değerlendirdi. İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip, şehir hastanelerini binlerce yatağı olan fabrikalara benzetti. Prof. Dr. Uğur Emek ise, şehir hastanelerinin açılmasıyla birlikte yaşlılar ve yoksulların sağlık hizmetine ulaşamadığını kaydetti.

DÖNÜŞÜMÜN SON AŞAMASI

Dünya Bankasının sağlığı ticarileştirmek için oluşturduğu sağlıkta dönüşüm projesinin son aşamasının şehir hastanelerine geçiş olduğunu kaydeden İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip şu tespiti yaptı: “Şehir hastanelerinin ilk ayağı insanlarsa sağlık talebinin giderek artırılmasıdır. Yani burada öncelikle halkta bir sağlık talebi yaratılıyor ve insanlar bir sürü tetkik vs. gibi şeylerden geçiriliyor. Bu şekilde insanların özel sağlık sigortasının yaptırılması sağlanarak insanların özel hastanelere yönelmesi sağlanmaya çalışılıyor. Şehir hastaneleri için kamu-özel iş birliği deniliyor ama bu hastaneler daha çok özel bir hastane işletmeciliğidir. Devlet bunu kamu yararına olduğu için tercih etmiyor. Devlet üzerine düşen harcamalardan kurtulmak için böyle bir yol izliyor”.

"BİNLERCE YATAĞI OLAN BİR FABRİKA"

Saip, bu nedenle kamucu bir bakış açısı ve halk sağlığı açısından bakıldığında şehir hastanelerindeki amacın anlaşılmaz olduğunun altını çizdi. Halk sağlığına ilişkin bir yararın olmadığını belirttiği şehir hastanelerini binlerce yatağı olan kocaman fabrikalara benzeten Saip, buralarda tamamen özel şirketlerin yararının söz konusu olduğunu vurguladı.

"YÖNETİCİLERE İKİ AVANTAJ SAĞLADI"

Şehir hastanelerin yapımının başlangıcında devletin cebinden para çıkmıyormuş gibi göründüğünü belirten Prof. Dr. Uğur Emek ise, ancak bunun 25 yıl boyunca kira ödemesi şeklinde bir yük getirdiğine dikkat çekti.

Devlet başlangıç ödemesi yapmadığı için aynı anda birçok hastanenin yapılabildiğini dile getiren Emek, “Bir de muhasebe denetiminde bu hastanelerden kaynaklanan borçlar devlet borcu içerisinde raporlaştırılmıyor. Devlet borcu bu şekilde olduğundan daha az görünür. Yöneticiler bununla iki avantaj sağlamaya çalıştılar. Bugün hem para harcamadan bu modeli hayata geçirdiler hem de devlet borcunu olduğu gibi göstermiyorsunuz. Böylece kamu finansmanınız olduğundan güzel görünüyor” ifadelerini kullandı.

"EN BAŞTA YOKSULLAR VE YAŞLILAR ULAŞAMIYOR"

Programın temelinin evrensel sağlık hizmeti sağlama zorunluluğu olduğunu, bunun başında da yaşlılar ve yoksulların geldiğini söyleyen Uğur Emek, ancak durumun böyle olmadığını ifade etti. Emek, “Şehir hastaneleriyle birlikte en başta yaşlılar ve yoksullar bu sağlık hizmetine ulaşamıyor. Mesela Bursa Şehir Hastanesi ile şehir merkezi arasında taksiye bindiğinizde bu 60 dakika sürüyor ve burada taksiciye 150 lira vermek zorunda kalıyorsunuz. Doğal olarak yoksulların ve yaşlıların buraya ulaşması güç” diye belirtti. (İstanbul/MA)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kayyum yolsuzluklarının araştırılması önergesi AKP-MHP oyları ile reddedildi

SONRAKİ HABER

Tez-Koop-İş Başkanı Haydar Özdemiroğlu: Tepkisiz bir Türk-İş istemiyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa