04 Kasım 2019 04:37

Ford işçileri yazdı: Seyirci koltuğunda tiyatro seyrediyoruz

Ford işçileri yazdı: Krizde, savaşta patronlar kâr eder, faturası bizlere çıkar. Bunlar böyle olmamalı, bir an önce sınıf bilinci ile hareket etmeliyiz.

Fotoğraf: Ford Otosan Basın Bülteni

Paylaş

Ford Otosan işçisi
Kocaeli

IMF geldi, 8 maddelik adına reform delinen ama bizim için hiç de hayırlı olmayan paket açıkladı. AKP Hükümeti “IMF ile işimiz yok” dese de bu görüşmenin ardından o da reform paketi açıkladı. IMF'nin açıkladığı paketteki ilk dört madde hemen uygulamaya geçildi, diğerleri de ocak ayında uygulanacağa benziyor.

Krizin ve de savaşın faturası bizlere çıkarıldı. Patronlara ise yine vergi indirimi, yine vergi afları. Vergilerde artış olacak, bu artış da tabana yayılacak. Futbolcular bile yüzde 15’te sabitlenen vergi öderken, bize gelince “Siz çok kazandınız vergisi” sene sonuna doğru belimizi iyiden iyiye bükmeye başladı.

Dünyada doğal gaz krizi yok iken ne oluyor da sürekli doğal gaza zam geliyor mesela? Birilerinin verdiği kararların bedelini, faturasını sürekli canımızla, paramızla ödüyoruz. Artı KDV ve ÖTV gibi uydurma vergiler de kapıda.

Türkiye’de milyonlarca insan asgari ücret ile hayatını sürdürmeye çalışıyor. Avrupa’da toplam 27 ülkede asgari ücret uygulanıyor. Avrupa’da 27 ülke arasında Türkiye asgari ücret seviyesi avro bazında 23’üncü sırada yer alırken cumhurbaşkanı ücreti sıralamasında birinci sırada yer alıyor. Türkiye’de cumhurbaşkanı asgari ücretin 30 katından fazla maaş alıyor. Geçtiğimiz günlerde cumhurbaşkanı maaşına yüzde 9 zam yapılacağı söylendi. Bu yüzde 9 zam asgari ücretin 3.34 katı (6 bin 750 TL). Zam sonrası maaşının 81 bin 250 TL olacağı belirtiliyor. Sadece yapılacak zam bu. Şimdi şunu düşünmek gerekiyor bu zam neden bu kadar önemli? Çünkü biz metal işçilerinin, asgari ücretle çalışanların, tüm kesimlerin maaşı buna göre zamlanacak ve sonra da çıkıp denilecek ki cumhurbaşkanı ile aynı oranda zam verdik.

Görünen köy kılavuz istemez, geçmiş yıllara bakmak yeterli... Bizler gün geçtikçe yoksullaşırken kitaptan zeytine, tuvalet kağıdından doğal gaza kısaca iğneden ipliğe her şey zamlanmışken bu kabul edilebilir bir durum değildir. Üstüne bizlerin tek geçim kaynağı aldığımız bu maaştır. Kira, faturalar, mutfak tüm giderlerimizi buradan ödüyoruz. Bir de hedeflenen enflasyon muhabbeti var. Bugüne kadar hiç hedeflenen enflasyonu yakaladık mı? Hadi yakaladık diyelim enflasyon muhakkak hesap oyunları ile hep daha düşük çıkmıyor mu? Enflasyon hesaplanırken bizim yaşamımız değil saçma sapan kriterler baz alınmıyor mu? Ve tabi maaş zamlarının olacağı aylarda enflasyon eksi çıkartılmıyor mu? Tüm bunları bir arada düşünürsek bizlerin ölümlerden ölüm beğenmesi onlar gibi yalancıktan değil gerçekten ay sonunu getirmek için büyük hesaplar yapmamız gerekmiyor mu?

“Bir mermi kaç para biliyor musunuz” diye sormuştu cumhurbaşkanı. 4 kişilik bir aile, ortalama bir metal işçisinin maaşına 3 bin lira diyelim, nasıl ay sonunu getirebilir, çocuk okutmanın, kira derdinin, kredi kartını borç ile döndürmenin ne olduğunu biliyor mu? Bilmiyor tabi. Biz de işçiler olarak seyirci konumunda bütün bu tiyatroyu seyrediyoruz. Bir çözüm üretmekten uzağız. Bunlar böyle olmamalı, bir an önce sınıf bilinci ile hareket etmeliyiz. Krizde, savaşta patronlar kâr eder, faturası bizlere çıkar. Uyumayalım ve birlikte hareket edelim.


OPERASYONUN MALİYETİ BİZE NASIL KESİLECEK?

Ford Otosan işçisi
Kocaeli

Geçim sıkıntısı, vergi dilimi, arka arkaya gelen zamlar, tüm bu sorunlara bir çare olur mu denilen sözleşme süreci... Biz metal işçileri tüm bu sıkıntıların nasıl üstesinden geleceğiz diye düşünürken birden gündemimize Barış Pınarı Harekatı düştü.

Terörle mücadele gerekçesi ile başlatılan harekat ilk birkaç gün tüm bu gündemleri aldı, götürdü. Herkes için farklı oldu etkileri. Kendi ülkemin askerinin bir başka ülkenin topraklarına girmesini, hükümetin bizleri Suriye'de bir batağın içine çekmesini doğru bulmayan benim gibi arkadaşlarım savaşa karşı çıkarken fabrikada oluşacak atmosferden de endişe içindeydik. Daha önceki operasyonlarda öyle olmuştu çünkü. Savaşa karşı çıkmak teröre destek vermekle eş tutulmuştu, aramızda gerginlikler yaşanmıştı. Harekat başladığı gün işe giderken tedirgindim acaba arkadaşlar bir şey diyecek mi, gerginlik olacak mı, bir de bu ortamda sözleşme konusu iyice arkaya itilir mi diye.

Benim çevremdeki arkadaşlar genel olarak Ak Partiyi ya da Milliyetçi Hareket Partisini destekliyor. İlk birkaç gün sadece sosyal medya paylaşımları gördüm, hiç kimse molada ya da yemekte bu konudan bahsetmiyordu. Bundan önce İmamoğlu’nu, krizi, sözleşmeyi tartışan arkadaşlarım bu konuda çok suskundu. Bu durum beni ilk başlarda çok şaşırttı. İlk birkaç günün ardından biraz da bu suskunluktan cesaret alarak ben ve benim gibi düşünen arkadaşlarımız konuşmaya başladık. Konuştukça gördük ki terörle mücadele denilse de arkadaşlarımız bu harekata ikna değildi, tıpkı bizler gibi onların da kafasında soru işaretleri vardı. Bu kriz ortamında “Niye operasyon, çok mu gerekliydi” tepkileri parti ayrımı yapmaksızın en çok duyduğumuz şey oldu. Ak Partili arkadaşlarımız arasında “Bizim Suriye'de ne işimiz var?” diyenler mi dersiniz, “Konut inşa edeceklermiş kimden çıkacak o paralar?” diyenler mi, “Ben de teröre karşıyım ama madem Suriye rejimi ile görüşebiliyordun neden kan dökülmeden, askerimiz şehit olmadan yapmadın?” diyene kadar çokça tepkiye tanık oldum.

Benim gibi bu operasyona karşı çıkan bir arkadaşım kendi çalıştığı bölümde de tablonun aynı olduğunu Ak Partiye oy veren işçiler arasında bile bu operasyona destek veren tek bir kişiye denk gelmediğini söyledi. Aslında herkes bu savaşın faturasının biz işçilere çıkacağını biliyor. Sık sık “Sözleşmeyi etkiler mi bu durum?” diyen çok arkadaşım oldu. Erdoğan'ın seçim meydanlarında zamlar karşısında “Bir mermi ne kadar haberiniz var mı?” sözlerini herkes hatırlıyor. Kısaca dememiz o ki bu operasyon en azından bizim kendi bölümlerimizde çalışan arkadaşlardan anladığımız kadarıyla Ak Partiye oy olarak dönmeyecek.

Aksine Trump'ın mektubu, ABD'nin yaptıkları karşısında hükümet ve Erdoğan'ın sessizliği, Rusya ile yapılan pazarlıklar derken düne kadar emperyalistlere kafa tutan Erdoğan imajı da zedelenmiş gibi duruyor. Operasyon başladığı gibi aniden de bitti ya asıl kafa karışıklığı o zaman arttı.  Operasyon bitti destekleyen, desteklemeyen herkesten şunu duyuyoruz şimdi “Niye böyle oldu?”, “Madem baştan belliydi sonucu, niye gidildi?” Şimdi hepimizin aklındaki tek soru bu kriz ortamında bu işin maliyeti bize nasıl kesilecek, sözleşmemiz bu süreçten nasıl etkilenecek?

Madem hepimiz, faturanın bize kesileceğini biliyoruz, o zaman bu savaşa ve faturanın bize kesilmesine karşı ses çıkarmamız gerekmiyor mu? Sözleşme birlik olmak ve birlikte itiraz etmemiz için bir fırsat, gelin bu fırsatı doğru değerlendirelim.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Metal Dosyası | MESS sözleşmesi ve metal sektöründe güncel gelişmeler

SONRAKİ HABER

Savunma Bakanı Hulusi Akar: Bedelli askerlikten 688 milyon lira tahsil edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa