03 Kasım 2019 15:32
Son Güncellenme Tarihi: 03 Kasım 2019 20:41

Gıda-İş 33. Olağan Genel Kurulu gerçekleşti: Fedakarlığı işçiler değil sermaye yapsın

DİSK'e bağlık Gıda-İş'in 33. Olağan Genel Kurulu pek çok fabrikadan 200'e yakın delegenin katılımıyla gerçekleşti. Tek listeyle gidilen seçimlerde Seyit Aslan yeniden genel başkan oldu.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Vedat YALVAÇ
İstanbul

DİSK’e bağlı Gıda-İş Sendikası 33. Olağan Genel Kurulu, Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Pek çok gıda fabrikasından 200’e yakın delegenin katılımıyla gerçekleşen genel kurula, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun yanı sıra sendikaların genel başkanları katıldı.

Genel kurulda konuşan Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, yaklaşan asgari ücret görüşmelerini hatırlattı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının değişmesi gerektiğini söyleyen Aslan, "Sermaye ve iktidar tarafı asgari ücreti belirlerken, yine ‘Krizdeyiz, çıkış için fedakarlık yapılmalı’ diyecekler. Bir kez daha söylüyoruz, fedakarlık yapan taraf işçiler değil, sermaye ve iktidar olmalıdır. Asgari ücret belirlenme süreci, aynı zamanda bir mücadele sürecidir. Sanayi sitelerinde, sanayi bölgelerinde, fabrikalarda, emekçi semtlerinde mücadeleyi yükselterek taraf olmalıyız, hakkımız olanı almak için mücadele etmeliyiz" dedi.

SEYİT ASLAN: KRİZ DERİNLEŞEREK DEVAM EDİYOR

Türkiye'nin birçok yerinde sendikalaşma mücadelesi verdiği için işten atılan ve direnişlerini sürdüren işçileri selamlayarak konuşmasına başlayan Aslan, "Dünyanın bir çok ülkesinde sermaye programlarına karşı halklar ayakta. Şili’de, Irak’ta, Lübnan’da işsizliğe karşı, yoksulluğa karşı, daha insanca yaşamak için halklar sokakta ve değişim istiyorlar. Onlara da selam gönderiyoruz. 32. genel kurulumuzdan bugüne kadar geçen sürede Türkiye işçi sınıfına ve emekçi halklara çok saldırı gerçekleşti" diye konuştu.

Bir önceki genel kuruldan itibaren geçen sürede Türkiye’de iktidarlar eli ile kapitalist sistemin sömürüsünün ve baskısının daha da arttığını ifade eden Aslan, “15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, demokratik hak ve özgürlüklerin şiddetle bastırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Siyasal alanda, sosyal alanda, ekonomik alanda işçi ve emekçilere dönük baskılar hız kesmeden devam etti” dedi.

Buna 2018 yılının ikinci yarısında başlayan ekonomik krizin de eklendiğini belirten Aslan, “Bu kriz 2019 yılında daha derinleşti. Krizin faturası işten atmalar, işsizlik, yoksulluk, iş cinayetleri, sendikasızlaştırma, düşük ücret, ücretsiz izinler, yüksek enflasyon, tüm tüketim ürünlerine zam olarak işçi ve emekçilere yansıyor” diye konuştu.

Hükümetin krizden çıkış adı altında, 2018 yılında Yeni Ekonomik Program’ı (YEP) açıkladığını, aradan bir yıl geçmeden, dört defa revize ettiğini dile getiren Aslan, “Açıklanan programlar dikiş tutmuyor, patlıyor. Şurası çok açık ki her açıklanan program işçi ve emekçilerin haklarını elinden alma, krizi işçi ve emekçilere ödetme programıdır. Sermaye ve iktidar krizi fırsata dönüştürüyor. Vergiyi tabana yayacağız diyorlar. Vergiyi bu ülkenin yer altı, yer üstü kaynaklarının sömüren, talan eden, işçi ve emekçileri köle gibi çalıştıran, iş cinayetlerinde öldüren, yerli ve uluslararası tekellerden, iş birlikçi sermayeden alın. Koç’tan, Sabancı’dan, Ali Ağaoğlu’ndan, Cengiz Holdingden, Ethem Sancak’tan, Ülker gurubundan alın. Buradan yönetenlere sesleniyoruz, işçiler ve emekçiler çok fedakarlık yaptı. Krizlerin faturasını hep bizler ödedik. Artık bizler ödemeyelim. Artık faturayı bu ülkenin zenginleri ödesin” dedi.

"SENDİKAL BÜROKRASİ ARKADAN BIÇAKLIYOR"

Son süreçte imzalanan TİS’leri hatırlatan Aslan, “Kamu TİS sürecinde, tekstil sözleşmelerinde sendikal bürokrasinin nasıl arkadan bıçakladığını gördük. Türk-İş Başkanı, Başkanlar Kurulu yüz binlerce işçinin ve emekçinin emeğini ve alın terinin karşılığını almadan sözleşmeleri imzaladı. Sonra açık kalan mikrofondan her şeyi itiraf etmiş oldu. Sermaye ve iktidarla iç içe geçmiş sendikal bürokrasiyi eleştiriyoruz. ÇAYKUR işçilerine hiçbir hak almadan TİS imzalayan sarı sendikacıları ve onların anlayışını eleştiriyoruz. 1 milyon 800 bin TL’lik araca binen Özçelik-İş Başkanı şahsında ortaya çıkan sendikal anlayışı eleştiriyoruz. Sendikacıların ücretlerine sınırlama gelmeli. Harcamalarına sınırlama gelmeli. İşçiler asgari ücretin biraz üzerinde maaş alırken, on binlerce lira maaş almaları kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

"ASGARİ ÜCRET VERGİ DIŞI BIRAKILMALI"

Ocak 2020 yılında başlayarak geçerli olacak asgari ücret görüşmelerinin yakında başlayacağına dikkat çeken Aslan, “Buradan yönetenlere sesleniyoruz, gelin siz bu parayla bir geçinin bakalım, nasıl geçineceksiniz? Asgari ücretin belirlenmesi milyonlarca işçiyi ilgilendiriyor.  Ülkenin en büyük toplu iş sözleşmesidir. Asgari ücret artışında hep sermayenin dediği olmuştur. Komisyonda yer alan Türk-İş, ne yazık ki gerekli tutumu alamamış, sermaye ve iktidara boyun eğerek açlık sınırının altına imza atmıştır. Açlık sınırının 2 bin 067 TL, yoksulluk sınırının 6 bin 900 TL olduğu koşullarda, asgari ücret bilimsel kriterlere göre hesaplanmalı, en az, en düşük memur maaşı seviyesine çıkarılmalı, kesinlikle vergi dışı bırakılmalı” dedi.

İşçi sınıfının sendikal hak ve özgürlüklerine de vurgu yapan Aslan, “Türkiye’de gerçek anlamda sendikal hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir yasa yoktur. Sendikalaşmak adeta ateşten gömlek giymek gibidir. Sermayeye her türden yasal dayanaklar verilirken, işçilerin örgütlenmesinin önüne engeller çıkarılıyor. İktidar yanlısı sendikalar, iktidar eliyle örgütlenirken, gerçek mücadele edenlerin önüne duvarlar örülüyor. Sendikal barajlar halen yasalarda yerini koruyor. En basit bir hukuk mücadelesi, işe iade davası yıllarca sürmektedir. Grevler iktidar eliyle yasaklanıyor, işçiler sermaye karşısında kırk katır mı, kırk satır mı ile karşı karşıya bırakılıyor. Ne yazık ki tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı, sermaye toplantılarında, “Grevleri sizin için yasaklıyoruz” demekten geri durmuyor. Grev yasağı olan bir ülkede, işçiler nasıl hak alacak? Grev yasaklarına birçok sendika ses çıkarmıyor, Türk-İş, Hak-İş grev yasakları karşısında susuyorlar. Grev yasağına karşı susanlar, işçilerin hak ve çıkarlarını koruyamaz, işçileri gerçek anlamda temsil edemez. İşçilerin sahip çıkmadığı, örgütlenmesinde görev almadığı sendikaların gidecekleri yer sermaye iş birlikçiliğidir. Onun için, gıda işçileri olarak sendikanıza sahip çıkın, örgütlenin! Bu sendika sizin sendikanız, bu kürsü sizin kürsünüz. Kendi iş kolunuzda sendikal bürokrasiye karşı örgütleneceğiniz en doğru yer burasıdır” ifadelerini kullandı.

"KADIN EMEĞİ DAHA DA DEĞERSİZ KILINIYOR"

Aslan’ın Suriye, tarım ve çevrenin yanı sıra konuşmasında dikkat çeken konulardan biri de kadına ve çocuğa yönelik istismar oldu. "Giderek artan ve vahşileşen kadın cinayetleri, çocuk istismarı, gündelik hale gelen şiddet, taciz, tecavüz kadınların, kadın emekçilerin en büyük sorunu olmaya devam ediyor” diyen Aslan şöyle devam etti:

“Kadın cinayetleri ile birlikte, kadın işçiler üzerindeki ekonomik baskı, mobbing ve şiddet sürmektedir. Ekonomik kriz, kadın işçiler için yoksullaşma, ağır çalışma koşulları, öncelikle işten atılmak demektir. Uzun çalışma saatleri ve zorunlu mesailer kadınların ev içi yüklerini artırıyor. Patronlar kreş açma yükümlülüğüne uymamak için pek çok hileye başvuruyorlar. Ekonomik krizin kadınların emeğini daha da değersiz kılmak, kadınların emeklerini ve bedenlerini daha fazla sömürmek için bir bahane olarak kullanılmasına karşı mücadele edeceğiz.”

ARZU ÇERKEZOĞLU: YAN YANA GELİP MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ

Türkiye ekonomisinin çok büyük bir krizin içine girdiğini ifade eden DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da şöyle konuştu:

"Kriz yok, yaşananlar psikolojik’ diyorlar. Ama biz çarşıya pazara gittiğimizde, evimize faturalar geldiğinde görmüyoruz kriz var mı yok mu, psikolojik mı değil mi diye. Krizin 3 temel sonucu oldu. Birincisi işsizlik. Her 4 gençten biri işsiz. Ücretlerin düşmesi yani baskılanması ve gelir dağılımı adaletinin bozulması işte krizin en önemli sonuçları. Düşününki bugün Türkiye’de en zengin yüzde 20’nin geliri, en yoksul yüzde 20 kesimin 8 katı oldu. Bu kadar ciddi adaletsizliğin olduğu bu tabloyu yarattı bu ekonomik kriz. İşte böylesi bir dönemde işimize ekmeğimize sahip çıkmak ve haklarımız için yan yana gelmek, örgütlenmek ve mücadele vermek zorundayız."

İŞÇİLERDEN MÜCADELE İHTİYACI VURGUSU

Pek çok gıda fabrikasından çok sayıda işçinin katıldığı genel kurulda işçiler tarafından yapılan konuşmalarda fabrikalarda biriken sorunlar ve buna karşı oluşan mücadele ihtiyacı vurgusu öne çıktı.

Tariş işçisi: "Yüzde 90 üye sayısına ulaşmamıza rağmen TARİŞ yönetimi işçilerin sendikalaşma iradesini tanımamış, öncü işçileri tek tek odalara çekmiş, bununla yetinmeyip benim de içinde olduğum 7 kişiyi kapının önüne koymuştur. İşten atmalara karşı fabrikanın bahçesinde beklediğimiz sırada 70 arkadaşımızı gözaltına aldırdılar. Dava açıp 15 ay ceza verdiler. Tüm bu saldırılara, hak gasplarına karşı Gıda-İş öncülüğünde direnişe başladık. Şu an da hukuki mücadelemiz devam ediyor. Türkiye'nin dört bir yanında başka işyerlerinden işçi arkadaşlarımız sendikalaşma mücadelesi veriyor. Zaman yeni bir solukla mücadele bayrağını yükseltme zamanıdır. İşçilerin birliği, sermayeyi yenecek."

Banvit işçisi: "2004 yılında bir mücadele başlattık ve maalesef başarısız olduk, diğer sendikalar yüzünden. Örgütlenemedik. Oradan çıkardığımız derslerle beraber iki yıl önce tekrar mücadeleye başladık. Daha yeniyiz. Fabrikamız kalabalık, 4 bin kişiyiz. Ağır ilerliyoruz ama umarım bu kongre mücadelemizi hızlandırır. Anayasal hakkımız olan sendikalaşma hakkımızı kazanırız."

ÇAYKUR işçisi: "3 ili temsilen buradayım. ÇAYKUR’da sendikamız Gıda-İş'in üye sayısı az. Sebebi de baskılar. Çalıştığımız yer devlet kurumu. Hükümet kuruma, kurumda işçilere baskı uyguluyor. Tabi biz bu baskıyı kırarak aşağı yukarı bine yakın üye yaptık. Sözleşmeden yararlanamadığı için mecbur mevcut sendikaya geçti arkadaşlar. Ancak biz bu baskıyı kıracağız."

Tayaş Gıda işçisi: "Tayaş, baskının, sömürünün olduğu bir fabrika. Tüm baskılara rağmen birleşmeye ve sendikalaşmaya karar verdik. Şu an da mücadelemiz devam ediyor. Yavaş ilerliyor ama emin adımlarla gidiyoruz. Şu an tonajı tutturacağız diye baskılar uyguluyorlar. Bizi sömürüyor. O yüzden bu baskılara karşı bir olmamız ve örgütlenmemiz lazım."

ASLAN YENİDEN BAŞKAN

Tek listeyle gidilen seçimlerde Seyit Aslan yeniden genel başkan olurken, Olcay Özak genel sekreter, Sedef Erdal, Ramazan Küçüksarı ve Mazhar Uzbek ise genel yönetim kurulu üyeleri oldu.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Mülteciler: Botlarımızı batırarak bizi 'kurtarıyor'lar!

SONRAKİ HABER

Cumhurbaşkanlığı seçimleri krizi çözmedi: Cezayir'de halk tekrar sokaklarda

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa