30 Ekim 2019 01:37

Hayvanlara yapılan eziyet gündeme gelmiyor

"Hayvanların ve doğanın yok olması hepimizin yok olmasıdır. Eğer kendi kaderimizi başkalarının eline teslim edersek işte o gün yok olacağımız gündür."

Fotoğraf "artvinden.com" sitesinden alınmıştır. 

Paylaş

Büşra KAYA
İ. Birbet AKACAN
Antep

Yıllardır ülkemizde bulunan ancak hepimizin görmezden geldiği haber kanallarında kendine bir türlü yer edinemeyen ve katlanarak artan bir sorunla karşı karşıyayız. Maalesef ki maddi geçim sıkıntısı, işsizlik oranının yüksek olması, ekonomik kriz, eğitim sisteminde gözlenen niteliksizlikler, kadın cinayetleri, çocuk istismarı gündemimizden düşmüyor. Hayvanlara yapılan eziyetler gündeme yansımıyor ve ne yazık ki bizler sessiz kalıyoruz.

Bunun nedeni bu problemin bizim çıkarlarımızı direkt olarak etkilememesinden olabilir mi?

Çok geçmişe değil yakın tarihe bakalım. Geçtiğimiz aylarda Ankara Batıkent’te yaşanan hayvan katliamını duymuş olmalısınız. Hayvanlara dağıtılan zehirli etler birçok sokak hayvanının yaşamını yitirmesine neden olmuştu. Bu katliam sosyal medya paylaşımlarından, esnaf sohbetlerine kadar yansıdı ama birkaç gün sonra unutuldu. Tıpkı kadın cinayetleri, çocuk istismarı vakalarının da unutulduğu gibi. Ama bize daha fazlası gerekiyor. Hepimiz dünya adını verdiğimiz bu gezegende yaşıyoruz. Ama kendimize göre şekillendirerek devam ettiriyoruz varlığımızı. Biz nasıl istersek öyle değişiyor dünya, insanoğlu nasıl isterse…

Değiştirdikçe doğayı, kirlettikçe dünyayı, yok ettikçe ekosistemi kendi sonumuzu da getiriyoruz. Dünyanın hali her geçen gün daha da kötüleşiyor ve fark ettiyseniz eğer yoluna giren bir şey yok biz ise bu süreçte hayatımıza renk veren hayvanları dışlayarak bu süreci daha da zorlaştırıyoruz. Oysaki onlarla aynı yaşam alanlarını paylaşıyoruz. Her geçen gün kentleşen dünya bizlerin olduğu gibi onların da yaşam alanlarını yok ediyor. Değişen ve betonlaşan yaşam alanlarımızda hayatta kalmaya çalışan can dostlarımız bazen dükkan önlerinde, bazen araba kenarlarında kendilerine yer edinmeye çalışıyorlar. Bu canlıların biz insanlara ne tür bir zarar verdiğini anlamış değilim. İnsanlar günlük hayatta yaşadığı sorunlarından kaynaklanan streslerini bu canlılardan çıkararak ne elde ediyorlar bilmiyorum. Ya da onlara zarar vererek güçlü olduklarını mı düşünüyorlar?

Kızılderili atasözünde de dediği gibi, “Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.”

Dünyanın gittikçe kötüleşmesinde bizim rolümüz büyük. Yalnız, aynı zamanda bu sistem de bu gidişatın başrollerinden. Bu düzen, düzeltmek için adım atmak yerine, her geçen gün doğayı yok ediyor. Kentsel dönüşüm hızını kesmeden artıyor. Millet bahçeleri adı altında doğa yok oluyor ve kapitalist sistem çıkarları doğrultusunda doğayı sömürüyor. Buna karşı çıkan halk da susturuluyor. Bizler ise sadece izliyoruz. Kötü gidişatın farkındayız ama susmak çok daha cazip geliyor bize. Ama daha güzel bir dünyada yaşamak hepimizin hakkı ve tabii ki bu noktada hayvanları da düşünmeliyiz. Şunu bilmeliyiz ki, geleceğe güzel bir dünya bırakmak hepimizin sorumluluğu. Daha güzel ve daha yaşanılır bir dünyada yaşamak istiyorsak ve geleceğe dünyayı doğal alanlarıyla bırakmak istiyorsak ilk önce kendimizi düzeltmeliyiz. Doğaya ve hayvanlara zarar vermemeli ve zarar verenlere de karşı durmalıyız. Bizler kendi sorumluluğumuzu bilip kimseye fırsat vermemeliyiz. Birleşmeli ve sesimizi duyurmalıyız. Hayvanların ve doğanın yok olması hepimizin yok olmasıdır. Eğer kendi kaderimizi başkalarının eline teslim edersek işte o gün yok olacağımız gündür. Halkımız kendi kaderini kendi eline almak zorundadır.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

KHK’nin yıl dönümünde emekçiler hükümete seslendi: KHK’liler işlerine iade edilsin

SONRAKİ HABER

Sanayinin ortasında bilimsel değil “sermayesel” eğitim 

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa