27 Ekim 2019 04:55

Hızlı moda markası Koton, sendika düşmanlığı ve sömürüde de "hızlı"

Sendikalaşma ve işten atmalarla gündemde olan Koton’da çalışmaya devam eden bir kadın çalışan, çalışma koşullarını ve taleplerini anlattı.

Fotoğraf: Google Maps

Paylaş

Elif Ekin SALTIK
İstanbul

203’ü yurt dışında, 300’den fazlası yurt içinde olmak üzere 504 mağazada, dünya genelinde ise 800’den fazla satış noktasında bulunan Koton, 2023 yılında 5 kıtada, en zengin ve en beğenilen koleksiyonlara sahip hızlı moda markası olmayı hedefliyor. Reklamlarında oynattığı ünlülere milyonlar akıtırken, çalışanlarına 16 lira yemek ücretini reva gören Koton, işçilerin sorunlarını dile getirmek için açtığı @kotoncalisanlari Instagram hesabını takip eden, gönderilerini beğenen işçileri ise ‘şirketin itibarını zedeleyen içerikleri beğendiği’ gerekçesiyle işten attı. Kimsenin savunmasının dahi alınmasına gerek duyulmadı ve Koton yönetimi sözlü bildirimde bulunmakla yetindi. Koton patronları işten çıkarma gerekçesi olarak herhangi bir haklı gerekçe göstermeden, İş Kanunu’ndaki “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” maddesini göstererek işten attığı işçilerin onurlarını ayaklar altına aldı.

Son 1 ayda en az bin 200 Koton işçisinin Koop-İş Sendikasına üye olduğu belirtilirken, insanca çalışma koşullarına sahip olmak, daha iyi ücret almak için bir süredir sendikalaşma girişiminde olan ve işten atmalarla gündeme gelen Koton’da işçiler seslerini duyurmaya çalışıyor.

Bünyesinde 7000 işçi barındıran Koton’da hâlâ çalışmaya devam eden, güvenlik nedeniyle adını veremediğimiz bir kadın çalışan, çalışma koşullarını ve taleplerini anlatıyor.

TEPKİ SONRASI YEMEK ÜCRETİ 16 LİRA OLDU

Öncelikle işten atılan işçilerin atılma gerekçelerinin, @kotoncalisanlari hesabını takip etmek ve gönderileri beğenmek olduğunu söyleyen kadın işçi “Bu sayfanın şirket itibarını zedelemeye çalıştığını sunmuşlar. Fakat biz burada sadece talep ettiğimiz haklarımız üzerine memnun olmadığımız noktaları sunarak tartışıyoruz. Tüm çalışanlar da aynı fikirde” diyor.

Ağır çalışma koşulları, mobbinge varan uygulamalar, aynı sektörde başka mağazalardaki çalışanlardan çok daha düşük primler ve mesai ücretlerinin gasbına ilişkin pek çok şikayetin yükseldiği Koton’da çalışanlar için bardağı taşıran son damla ise yemek ücretleri olmuş; “Yemek ücretlerimiz yetersiz. Tam zamanlı çalışanlar için günlük 14 lira. Yarı zamanlı çalışanların günlüğü ise 9 lira civarı. Bu sayfa ses getirdikten sonra yemek ücretlerimiz aniden 16 liraya yükseltildi. Ama bu artış da yeterli değil. Sağlıklı beslenemiyoruz. Hep fastfood yemek zorunda kalıyoruz.”

30 SAAT ARALIKSIZ ÇALIŞMA, FITIK, VARİS TÜM ÇALIŞANLARDA

Çalışma koşullarının ne kadar ağır olduğunu anlatırken bu yoğun çalışma temposuna karşılık aldıkları ücret için ise kullanılabilecek tek kelimenin “komik” olması durumu anlatıyor aslında. “Tüm gün ayaktayız, 1 saat molamız var sadece; herkesin beli, bacakları ağrıyor; fıtık, varis oluşumu çok yaygın. Örneğin bir kasiyer, kasada işlem almak dışında ürün açıyor, ürün diziyor, reyona çıkıyor. Herkeste fazla yük var, az personelle çok iş yapılıyor.”

Bu sömürü düzeninin özeti ise şu rakamla ortaya seriliyor: 30!

30 saatini aralıksız mağazada geçirmek zorunda kalan çalışanlar olduğunu, işçinin normal mesai yapıp ardından gece çalışmasına kaldığını ve diğer gün yeniden çalışmaya devam ettiğini, çalışma saatlerinin de sürekli aşıldığını söylüyor.

TERFİ ALACAKSIN DEYİP İŞ YÜKÜNÜ ARTIRIYORLAR, TERFİ VERMİYORLAR

Koton, çalışanlarının emeğini sömürmenin pek çok “farklı” yöntemini bulmakta da çok “hızlı”! Görüştüğümüz kadın işçi şöyle anlatıyor: “Kıdem zammı verilmiyor, 5 senelik bir çalışan 1 aylık çalışanla aynı maaşı alıyor. ‘Terfi alacaksınız’ denilerek iş yükü artırılıyor. fakat ne ücret artıyor ne de bir terfi yapılıyor. Emekler boşa gidiyor. ‘Sorumluluk’ adı altında kıdem almadan o görevde devam ediyoruz, bu da bir sömürüdür.” Personel sayılarının yetersiz olmasının acısının yine işçilerden çıkarıldığı bir tablo da var; yetişmeyen işler nedeniyle müşterilerden de tepki aldıkları da çok oluyormuş.

Çalışanlar açısından bir başka sıkıntı da işçilerin fikrini bile almadan rotasyon yapılması olduğunu dile getiren Koton çalışanı, ayrıca mağaza kalitesine göre maaşlar değişkenlik gösterdiğini A plus bir mağaza çalışanının B tipi mağazaya gönderildiğinde maaşında ciddi bir düşüş yaşandığını da anlatıyor.

MESAİ DIŞINDA SÖMÜRÜ ‘ONLİNE’ DEVAM EDİYOR

Koton bünyesinde mağaza çalışanları arasında bir Whatsapp grubu olduğunu ve buradan sürekli olarak aktif olmalarının istendiğini söyleyen kadın çalışan “online sömürüyü” ise şöyle anlatıyor: “Koton adı altında bizlere gönderilen uzaktan eğitimler var, boş zamanlarımızda bu eğitimlere bakmamız isteniyordu. Bu sayfa açıldıktan sonra bu da değişti ve mesai saatlerinde yapacağımız söylendi. Bizler mağazacılığın zorlu bir alan olduğunu düşünüyoruz ve asgari ücretle çalışıyor olmamızı uygun bulmuyoruz. Mağazalarda sayım açıkları tüm çalışanların priminden kesiliyor ve biz hiç prim alamıyoruz! Mağaza gidişat verilerini herkesin ezbere bilmesini istiyorlar her gün. Toplantılar yapılıyor mesai sayılmıyor. Kimse mesaimizi kaydetmiyor ve saatlerimizi almak istediğimizde suçlu muamelesi görüyoruz.”

H&M’DEKİ ÖRGÜTLENME KOTON’U DA ETKİLEDİ

Bu ağır çalışma koşullarının sonucu ise çalışanlar için “tükenmişlik” duygusu. Sosyal medyada açtıkları hesap ise bu tükenmişliği “birlikte değiştirebiliriz”e dönüştürmek için kullandıkları bir mecra olmuş. “Adalet arayışı için sosyal medyada buluştuk” diyor görüştüğümüz işçi. Sosyal medyada yapılan paylaşımların hepsi çalışanların bizzat yaşadıkları, paylaştıkları sorunlar üzerine. Şirketin işçileri “itibarımız zedeleniyor” diyerek suçlaması ve bu hesaptaki gönderilerin beğenilmesini işten atma gerekçesi haline getirmesi ise aslında oldukça ironik. Görüştüğümüz işçi de buna dikkat çekiyor: “Biz sadece şirketin sunduğu hakları paylaştık. Kendileri bunu irtibar zedelemek olarak görüyorsa yaptığı haksızlıkları görüyor olmalı.”

Üye oldukları Koop-İş Sendikasının aynı sektördeki H&M’de başarılı bir süreç geçirmesinin ve işçilerin çeşitli haklar elde etmesinin Koton çalışanlarını da etkilediğini anlatan kadın işçi, Koop-İş’in de en başından beri yanlarında olduğunu, ciddi bir üye sayısına ulaştıklarını ve maddi manevi tüm desteği verdiklerini vurguluyor.

KADINLARA KOTON İŞÇİSİ KADINLARDAN ÇAĞRI: BİZE DESTEK OLUN!

Bu kötü koşullar karşısında talepleri ise aslında oldukça basit: insanca çalışmak ve insanca bir ücret almak: “Herkes 45 saati aşmadan çalışsın. Geceye kalacak olanların saati de buna göre ayarlansın. İnsanların sağlıyla daha fazla oynanmasın.”

Görüştüğümüz kadın işçinin mağazalarından alışveriş yapan kadınlara da bir çağrısı var: “Kadınlara kadınlar için adalet çağrısında bulunuyoruz. Biz insani şartlarda çalışmak ve motive olmak istiyoruz. Haksız yere çıkarılan arkadaşlarımızın işe iade edilmesini talep ediyoruz.”


BU YIKIMA KARŞI BİRLİK OLMALIYIZ

Bir tekstil işçisi
İzmir

Merhaba, ben uzun zamandır tekstil sektöründe çalışan bir kadın işçiyim. Şu an Akar Tekstil fabrikasında çalışıyorum.

Bu iş kolunun zorlukları ancak çalışanlar tarafından bilinebilir. Hem çok zor şartlar altında çalışıyoruz hem de çocuklarımıza, kendi sosyal hayatımıza yeteri kadar zaman ayıramıyoruz. Bunların karşılığında ise payımıza düşen asgari ücret ya da biraz üstü oluyor. Buna itiraz etmenin bedeli ise ya işten çıkartılmak ya da mobbing.

Çünkü patronlar biliyor ki bu işi yapacak dışarıda milyonlarca işsiz var. Kriz belası ile birlikte işsizlik çığ gibi büyüdü ve büyümeye de devam ediyor. Yine kriz yüzünden her şeye çok yüksek zamlar geldi. Bu krizin daha da devam edeceği, bu açmazlar daha da devam edecek gibi görünüyor.

Biz işçilere, emekçilere, yani alın teriyle geçinen herkese düşen ise bu yıkıma karşı birlik olup mücadele etmek. Görüyoruz ki birtakım tuzu kuru sendikacılar, yüz bin lira maaş alıp bir milyon liralık araca biniyorlar. Doğal olarak da beslendikleri alana hizmet ediyorlar. Ama bütün sendikacıların ve sendikaların aynı olduğu yanılgısına da düşmemeliyiz.

Sendika işçi sınıfının örgütlendiği bir araya geldiği tek birliktir. Önemli olan işyerlerinde kendi aramızda örgütlenip mücadeleci sınıf sendikacılığını hayata geçirmek olmalıdır. Ben bir kadın işçi olarak evde, sokakta, otobüste, işyerinde neler yaşadığımı anlatmaya çalışsam sayfalar dolusu yazarım. Ama şunu özellikle vurgulamak istiyorum; bunu terse çevirmenin tek yolu bir araya gelip kendi sorunlarımıza kendimiz çözüm bulmak.

 

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Barajlarda korkutan görüntü; iki baraj kullanım dışı kaldı

SONRAKİ HABER

Finlandiya’da gemiciler, postane işçileriyle dayanışma grevine çıkıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa