25 Ekim 2019 11:24

Pablo Picasso kimdir?

Kübizm akımının kurucusu, 20. yüzyıl resim ve heykel sanatının ilk akla gelen ismi Pablo Picasso kimdir?

Pablo Picasso | Fotoğraf: Wikimedia Commons

Paylaş

Tam adı ile Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso olan İspanyol ressam ve heykeltıraş Pablo Picasso, 20. yüzyıl sanatının en tanınan isimlerindendir. Georges Braque ile birlikte kübizm akımının temelini atmıştır.

YAŞAMI

Picasso 25 Ekim 1881'de Malaga’da doğdu. Babası bir ressam ve resim öğretmeniydi. Küçük yaşta resim yapmaya babası tarafından yönlendirildi. Resim yeteneği kısa sürede keşfedildi. 1895'te Güzel Sanatlar Okulu'na girdi. 1901 yılından itibaren anne soyadı olan Picasso'yu kullanmaya başladı. Eserleri İspanyol bir dergi olan Juventut'ta yayınlandı.

1900'de ilk kez Paris'e gitti. Dönemin yenilikçi sanatçılarının yaşadığı Montmartre semtinde bir süre para içinde yaşadı. Picasso yaklaşık 1901-04 arasındaki ilk dönem yapıtlarında sıradan insanların, sirk palyaçolarının, akrobatlarının resimlerini yaptı. Büyük kentlerdeki yaşam kadar, sirk yaşamı da ilgisini çekiyordu. Ne var ki, tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı. Sanatçının bu dönemi 'Mavi Dönem' olarak tanımlanır. Picasso 8 Nisan 1973'te Mougins, Fransa'da hayatını kaybetti.

KÜBİZM

Picasso, Georges Braque ile kübizmin temellerini atmış sayılmaktadır. 1907'den 1914'e kadar kübist olarak adlandırılan tarzda tablolar yapar. Kübist tabloların genel özelliği, geometri ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmedilen nesneler geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştirilmiş yahut geometrik şekillere bölünmüştür. Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu amaçla Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir.

SAVAŞ YILLARI

I. Dünya Savaşı sırasında Picasso, Jean Cocteau ile beraber Roma'da kalır. Burada sahne dekoratörü olarak çalışırken dansçı Olga Kokhlova'yla tanışır. Picasso ikinci eşi olan Olga Kokhlova ve oğlunun birçok portresini yapmıştır. (Paul en Pierrot, 1925, Picasso Müzesi, Paris)

20'li yılların başında ressam klasisizme geri döner: Trois Femmes à la fontaine (1921, Modern Sanat Müzesi, Paris). Ayrıca mitolojiden de esinlenir: les Flûtes de Pan (1923, Picasso Müzesi, Paris).

Picasso tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı'na göre, toplam resim, 100,000 baskı, 34,000 kitap resmi ve 300 heykel ve birçok seramik ve çizim üretmiştir.

GUERNICA

Bir genelevdeki beş hayat kadınını gösteren ve Kübizm akımının en önemli örneklerinden biri olarak görülen ünlü eseri Avignonlu Kadınlar, Fransa'da 1907 yazında çizilmiştir.

En tanınmış eseri Alman hava kuvvetlerinin Guernica kasabasını bombalamasını anlatan Guernica adlı eseridir. Resim 1937'de yapılmıştır. Bu resim şu anda Madrid'de Reina Sofía Müzesinde bulunmaktadır. Picasso, bir sergisi sırasında kendisine, "Bu resmi siz mi yaptınız" diye soran bir Alman generaline, "Hayır, siz yaptınız" cevabını vermiştir. Bu resim Picasso'nun savaşa ve Guernica'nın bombalanmasına karşı duyduğu güçlü nefreti anlatmaktadır. Resimdeki insan ve hayvan figürleri acı, hüzün ve savaşa karşı duyulan nefreti yansıtmaktadır.

SANAT VE POLİTİK YAŞAMI

Picasso, çağdaşları içinde en uzun süre genç kalan ressamlardandır. Çalkantılı bir yüzyılda yaşadı ve insanlığın hep ileriye doğru uzanan uzun yürüyüşünde iz bırakan adımlar attı. "Eğer ben sanatın ne olduğunu bilseydim kendime saklardım" diyecek kadar gizemli ama alçakgönüllüydü.

Aynı zamanda politik İsviçre'deki ilk sergisi onun "pembe" dönem resimlerini içeriyordu. Daha sonra ise "mavi" dönem diye adlandırılan eserlerini yarattı. Öncülerinden olduğu kübizm akımı kapsamında yarattığı eserler ise sanat çevrelerinde büyük yankılar yaratacaktı. Picasso sadece eserleriyle değil, politik tutumuyla da önemli tartışmaların konusuydu. Yaşadığı yüzyıl sınıf mücadelelerinin yükseldiği bir yüzyıldı ve Picasso hep emeğin mücadelesinden yana oldu. 1918'de İsviçre'deki genel grev günlerinde başka birçok devrimci sanatçıya olduğu gibi Picasso'ya yönelik saldırılar da bu seçimin bir bedeli olarak başlatılmıştı. Çünkü bir yıl önce gerçekleşen Sovyet Devrimi, Avrupa'nın bu küçük ülkesinin yöneticileri ve basını için önemli bir tehlike olarak görülüyor, bu devrimi yürekten destekleyen kübist ressam "özgürlükçü" demokrasinin hışmına uğruyordu. Kübist sanat hemen kozmopolitik eğilimler içermekle suçlandı, "komünist sanat" tanımlaması eşliğinde hakaretlere maruz kaldı. (Neue Züricher Zeitung-14.1.1921) Burjuva sanat eleştirmeni Julius Meier Graefe, "tımarhaneye gideceğinize kübizmi kurun" diye feveran ediyordu (Modernen Kunst-1915) Picasso'nun adı şizofrene çıkmıştı. Max Bill ise daha sonraları, İkinci Dünya Savaşı döneminde Picasso'nun faşizmi yeren resimleri için "Picasso güzelin değil 'çirkin'in resmini yapıyor, bu çirkin, bir gerçeklik de olsa genel olarak onun sanatı çirkin bir gerçek olarak kalıyor" diye yazacaktı. Sovyetler Birliği'ne, sosyalist sanata yönelik bütün hakaretler Picasso'nun adı da eklenerek yoğunlaştırılmıştı. "Bugün Sovyet rejiminde insanlar deney aracı olarak kullanılıyor. Picasso da bunu başka bir yoldan insanın görünümünü değişik formlara sokarak tahrip ediyor" diye yazılmıştı, Die Tat'ın 12 Ekim 1946 tarihli sayısında.

Bütün bu eleştirilere ve saldırılara rağmen Picasso'nun, politik eylemiyle taçlanan sanatının ünü arttı ve 1950'lere gelindiğinde, aynı çevreler dünya kamuoyunun önünde ressamı 20 yüzyılın mitosu olarak adlandırıp övmeye başladılar. İsviçre'nin Picasso açısından özel bir önemi vardır. 1967'de işveren Peter Staechelin'e ait iki Picasso tablosu Basel Kantonu Sanat Müzesinde sergilenir. Bir süre sonra Staecheli iflas edince tabloları Amerikalılara satmaya karar verir. Basel halkı buna izin vermez ve kanton hükümetine tabloları satın alması için baskı yapar. Sanatçıların öncülüğünde yürütülen kampanya sonucunda olay referanduma götürülür ve 27.190 hayır oyuna karşı 32.118 evet oyu ile tablolar müze için satın alınır. Bu resimler hâlâ müzede korunmaktadır. O günlerde sanatçılar bu tabloların alınabilmesi için sembolik olarak dilencilik yapmışlar, kitaplarını satarak halkla birlikte gereken paranın toplanması için uğraşmışlardı.

Picasso, referandum sonuçlandığında dört tablosunu daha Basel Müzesi'ne hediye ederek halka teşekkürlerini iletti. Dünyanın başka hiçbir ressamı herhalde halktan bu denli büyük bir destek görmemiştir. Bu aynı zamanda kübizmin yıldızının da daha çok parlamasına etki eden faktörlerden biriydi. Parisli sanatçılardan Georges Braque, Juan Gris, Fernand Léger ve İsviçreli demokrat Daniel-Henry Kahneweiler geleceğin kübist temsilcileriyle ilişkiye geçerek tablolarının satışlarını organize ettiler ve sanat çevrelerine kabullerini kolaylaştırdılar. 2. savaş döneminde egemen sınıflar Picasso'nun etrafında kübizm ekolünde birleşen, yapıtlarında barış ve özgürlük temalarını işleyen F. Léger ve G. Braque gibi sanatçıların varlığına katlanamıyordu. Ancak bu baskılar sanatçıları yıldıramamıştı.

KOMÜNİST PİCASSO

Picasso 1944 yılında Fransız Komünist Partisi'ne üye oldu. 1948 yılında Polonya'nın Wroclaw kentinde düzenlenen Dünya Barış Kongresi'ne dostu şair Paul Eluard ile birlikte katıldı ve faşizme karşı savaşan dünya halklarının ve Sovyetler Birliği'nin yanında olduğunu ilan etti. 1953 yılında Stalin'in portresini yapması ise, gericiler karşısındaki konumuna tuz biber ekecekti. Ressamın bu tablosunu Basel'de yaşayan dostu Kurt Wyss adlı sanatçıya hediye ettiği de bilinmektedir. Picasso, bugün unutturulmaya çalışılarak hiç sözü edilmese de 1950 ve 1962 yıllarında iki kez Lenin nişanı ile ödüllendirildi. Her zaman dünya halklarının acı çekmelerine karşı durmuş, faşizme karşı sürdürdükleri mücadelelerini desteklemiş, bu yönde eserler vermişti. Paul Eluard'ın 1936 Aralığında L'Humanite gazetesinde, faşist Franco'nun İspanya halkına zulmünü anlatan bir şiirinin yayınlanmasından sonra o da Franco`nun Rüya ve Yalanları (Sueno y mentira de Franco) adını verdiği 18 parçalık karikatür dizisi ile tepkisini gösterdi. Bu yıllarda olaylar çok çabuk gelişmekteydi. İspanya Cumhuriyet hükümetinin, açılışı yapılacak Paris Dünya Sergisi'nin İspanya Pavyonu için bir yapıtını istediği günlerde aldığı haberlerle sarsılıyordu. 26 Nisan'da Bask bölgesindeki Guernica kenti Alman gericiliği tarafından bombalanmıştı, halk ölülerini arkada bırakarak kenti terk etmekteydi. Bu tarihsel trajediyi Picasso, bir duvar resmiyle anlatmak istedi ve ortaya Guernica tablosu çıktı. Bombardımanda akan kanlar daha kurumadan kent faşist Franco'nun ordusu tarafından işgal edildi. Picasso'nun tablosu 12 Temmuz 1937'de bitti ve İspanya pavyonunun açılışına yetişti. Guernica tablosunu başkaları da izledi: Picasso savaşın ve faşizmin çirkin yüzünü göstermeye devam etti. (KÜLTÜR SERVİSİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

2018’de tasarruf oranı yüzde 13,9’a geriledi

SONRAKİ HABER

Alışılmışın dışında kadınlar: Uçuyor Bunlar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa