25 Ekim 2019 04:13

Kırkağaç'ta direnen madenciler: Hakkımız olanın tamamını istiyoruz

5 sene önce Soma'daki işlerinden atılan ve tazminatlarını alamayan madenciler haklarını almak için direnişlerini sürdürüyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Dilek OMAKLILAR
Manisa

Soma’da 2014 yılında 301 madencinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan katliamın ardından işlerine son verilen işçilerin, geçen 5 yılda ne tazminatları ne de emeklilik hakları verildi. 5 yıl boyunca TKİ’den Enerji Bakanlığına kadar yazdıkları dilekçelerden, aradıkları yetkililerden cevap alamayan işçiler, 5 yıl sonra, yani zaman aşımına bir ay kala Bağımsız Maden-İş Sendikası ile birlikte eyleme başladı.

Ankara’ya yürüyüş kararı alan işçiler, Manisa Kırkağaç’ta polis tarafından engellenirken Kırkağaç girişinde Çamlık denilen bölgede 21 gündür direniyor. İşçiler, yolu kapatıp baretleriyle ses çıkararak, “Kahrolsun sarı sendikacılık”, “TKİ şaşırma sabrımızı taşırma” sloganları atıyor. Bölgede direniş çadırlarını da kuran işçiler ve onlara desteğe gelen aileler gece de çadırlarda kalıyor.

Geçtiğimiz günlerde madencilerin aralarından seçtiği temsilci heyetinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Şeref Kalaycı ile görüşmesinden ise çıkan sonuç bir dahaki görüşmenin 5 Kasım tarihinde gerçekleşecek olması. Madencilerin tazminatları 30 Kasım’a kadar ödenmezse zaman aşımı nedeniyle haklarını kaybedecekler.

24 Kasım 2017 tarihinde işine son verilen ve 18 gündür direnişte olan Selahattin Çankal, “7 buçuk senelik tazminatım var. Ayrıca o işyerinde iş kazası geçirmiştim. 2 yıllık rapor almıştım, yeniden işe başladım. Sonra bana çıkış verdiler, belirsiz bir sebepten dolayı. İşsiziz, ama emekli olduk. Tazminatlarımızın verilmesini istiyoruz. 18 gündür bekletiliyoruz. Adaletin ve hukukun olmadığı bir yerde bekletiliyoruz” diyerek direnmeye devam edeceklerini söyledi.

"HEPSİ İŞVEREN GİBİ DAVRANIYOR"

2005’ten beri Soma’da yaşayan ve 10 yıllık tazminatının kaldığını belirten İsmail Başıkara da “30 Kasım’da zaman aşımı var. Çalışırken şükrettik, 5 sene bekledik sabrettik. Mahkemeyi kazanan arkadaşlarımız var, yine ödeme yapılmadı. Ben mahkemeye de vermedim. Bizim sorunumuz TKİ, patron, sendika hepsi işveren gibi davranıyor. Kimin yanına gitsek sorunlarımıza çare bulamıyoruz. Mahkemelerde de çare bulamadık. Mecbur bu yola başvurduk. Bölücü değiliz, Türkiye’nin her yerinden insan var burada. Hepimiz Anayasa’ya göre eşit haklara sahibiz. Biz haklarımızı bu yollarda arıyoruz” diyerek mücadelelerine destek çağrısı yaptı.

5 yıl boyunca kendilerini oyaladıklarını ifade eden İshak Çoban ise “12 yıllık tazminatımı almak istiyorum. Onun için yola çıktık, bekleyişimizi sürdürüyoruz. 3 taksit verdiler ama artık bizim tahammül edecek durumumuz kalmadı. Tazminat ödemediler, emekli oldum yine ödemediler” diyor. Çoban ailesinin de her gün desteğe geldiğini, mücadelelerinden asla geri durmayacaklarını ekledi.

"CUMHURBAŞKANI MİTİNGE GELDİĞİNDE TAKSİT YATIRILDI"

Erkan Taştekin de şu an fırıncılık yapıyor. Hem desteğe geldiğini hem de mağdur olduğunu belirterek, “Diğer çalışanlara göre az ama içerde 15 aylık civarı tazminatım var. Destek için buradayım. 21 gündür mücadele veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı her mitinge geldiğinde taksit yatırıldı ama o da göz boyamaydı. Toplu şekilde yatırılmasını bekliyoruz” dedi.

"MADEN-İŞ SENDİKASI İŞÇİNİN YANINDA YER ALMADI"

Salih Tuzluca ise “Attığımız sloganın gerçeğini yansıtarak direniyoruz, direnmeye de devam edeceğiz” dedi. Maden-İş Sendikasının Soma Katliamı’nda ve sonraki süreçte de işçilere yönelik tavrına değinen Tuzluca, “Maden-İş Sendikası diye bir sendika getirdiler, sendikacılıkla alakası olmayan bir sendika. Biz 2000 öncesinde de biliyorduk, öncesindeki sendikaların faaliyetleri ile özellikle 2005’ten sonraki sendikaların tutumu bir değil, işçiye karşılar. Patron ne derse o oluyor. Soma’da kaç tane arkadaşımızı kaybettik. 301 arkadaşımızdan sonra buradaki madenlerde ölümler devam etti. Hiçbiri kıllarını kıpırdatmadılar, 301 maden faciasında olduğu gibi. İşçiler yeni kurduğumuz Bağımsız Maden-İş Sendikasına yöneliyorlar. Sendikalara karşı işçiler güven duymuyorlar artık. Bir şube başkanının maaşı 20 bin lira olur mu? Bunların yanında katlar, altlarında arabalar, işçinin sırtından geçiniyorlar. İşçiye yansıyan bir şey yok. Ne işçinin hakkını savunuyorlar ne de başka bir şey” dedi.

Tuzluca şöyle devam etti: “Sadece benim cebim dolsun diye düşünüyorlar. Zaten o yüzden 301 arkadaşımızı kaybettik, hepsiyle beraber kazma salladık, yedik içtik. O ölen arkadaşlarımız için sendika kılını kıpırdatmadı. 2017’nin kömürünü 2013’te çıkarırsan ne olur? Herkes kral ama biz onlara boyun eğmeyeceğiz. Eylemimizi sürdürüyoruz, destek de iyi. Katılamayan madenciler de bize ulaşarak destek mesajlarını iletiyor.”

"MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI OLARAK İŞÇİLERİN YANINDAYIZ"

Madencilerin direnişlerine ziyarette bulunan Maden Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ayhan Yüksel de gazetemize yaptığı açıklamada bu sorunların özelleştirmelerle başladığını belirtti Yüksel, “Birlikte çalıştığımız madenci arkadaşlarımızın haklı direnişine destek olmaya geldik. Aslında bugünlere gelişimiz neoliberal politikaların Türkiye’de yaşama geçirilmesiyle başlayan sürecin sonuçlarıdır. Neydi bunlar? Özelleştirmelerin sonucuydu, taşeronlaşma, esnek çalıştırmanın sonuçlarıydı. Özelleştirme, kuralsızlaştırma ölüm getirecek dedik. 301 madenciyi Soma faciasında yitirdik ama öncesinde de çeşitli yerlerde ölümler yaşandı. Peşinden güvencesizlik getirdi. İşlerinden oldu insanlar ve şimdi en yasal hakkı olan haklarını alamıyorlar ki aslında yasalarla da bu devletin güvencesi altında” dedi. Verilecek kararın başka kararlara emsal olmaması için bu direnişe kulak verilmediğini söyleyen Yüksel, “Umarım bu haklı direniş başarıyla sonuçlanır. Biz de Maden Mühendisleri Odası olarak arkadaşlarımızı sonuna kadar destekleyeceğiz” diye konuştu.

EN BÜYÜK DAYANIŞMA KADINLARDAN

Direnişin diğer tarafındaysa kadınlar var. Sayıları az da olsa eşlerinin ya da evlatlarının çıktığı bu yolda en büyük destekçiler onlar. Hem onlara destek vererek hem de kendi mücadelelerini sürdürerek dayanışmayı daha da büyütmeye çalışıyorlar. “Biz de emek verdik bu işe” diyerek her gün işe gidip gelen eşlerini, babalarını, evlatlarını nasıl bekledilerse şimdi de onlarla olacaklarını söyleyen kadınlar, “Diğer kadınlar da destek versin, korkmasınlar biz hakkımızı arıyoruz” diyor.

"BİRLİK OLMAMIZ LAZIM"

Filiz Kale, eşinin en başından beri eylemde olduğunu belirterek, “Mecburuz burada olmaya, çünkü bizim hakkımızı kimse savunmaz. Kendi hakkımızı kendimiz savunacağız ama birlik olmamız lazım. Tek başına bir şey olmaz asla. 12 yılın hakkı bu. Emekli oldu ama yine de hakkımız kaldı. Bir tane kızımız var, o okulda. Biz de babasıyla buradayız” diyor.

Soma Katliamı davasından sonra birliğin daha da zorlaştığını ifade eden Kale, “Soma’da çok fazla birlik olunamıyor ve korkan da var. Başka işlere girenler de işten çıkarılma korkusu da var. Ya da ‘Kızım, oğlum var onlar işe girse onun önüne sürerler mi?’ diye düşünenler de. Ama asla korkulacak bir şey yok, çünkü bu kendi hakkımız. Eşlerimiz işe giderken nasıl ki yolladık, onları bekledik, burada da elbette olacağız. Direnişse direniş, burada gerçekten birlik var. Diğer kadınları da dayanışmaya çağırıyoruz” diye konuşuyor.

"CUMHURBAŞKANI GELSİN DE GÖRSÜN…"

Meryem Akban’ın eşi de eylemde. Sinirlerine halim olamayan Meryem Akban, ellerini iki yana açarak, “Cumhurbaşkanı gelsin madencilerin durumunu görsün, yer altına insin ki merhamete gelsin. Alın terlerinin eksik verilmemesini istiyoruz. Onlar bizim güvencemiz için çalıştılar. 21 gündür çadırda yatıyorlar, bunu hak ediyorlar mı? Ama cumhurbaşkanımız tenezzül etmiyor” diyor.

21 gündür sabah 7.30’da evden çıktıklarını, evde rahat edemediklerini söyleyen Akban,

“Onlar burada yatıyor biz evde nasıl rahat yatacağız? Acaba buradakiler ne yaptı diye soruyoruz. Yürüyüşe engel olanlara da lanet olsun, onlar bizden utanıyorlar çünkü. Biz rüşvet istemiyoruz, haram para istemiyoruz. Ölümle pençeleşti onlar. 301 kişiyi toprağa verdik biz. Hani nerede devlet?” diye soruyor. Soma Katliamı’nın yaşandığı günü hatırlayan ve gözleri dolarak her gün ‘ölüm korkusuyla’ yaşadıklarını dile getiren Akban, “Onlar, 600 metre yerin altına giriyorlar daha da gittikleri yer belli değil. Kim bilir daha ne kadar giriyorlar. Onları işe gönderiyoruz telefon baş ucumuzda. Benim eşim iki defa yaralandı. Hep de paşa vardiyasında. Biz bunları yaşamaya mecbur muyuz? Bunun acısı çok başka” diyor.

BİR PARÇA EKMEK İÇİN ONCA CAN…

Soma Katliamı’nın yaşandığı gün eşinin eve geldiğinde şok geçirdiğini de anlatan Akban, “Soma’da yer altında çalışıyordu benim eşim facia günü. Arıyoruz, ulaşmıyoruz ona o gece. Biri ambulansta gördük, biri sedyede gördük dedi. Bir parça ekmek yoluna onca can... Beraber çay içtiğimiz, yemek yediğimiz arkadaşlarımızın cesetlerini çıkardım diyordu eşim o gece. Bu devlet nerede? Bu ölenlerin yavruları kaldı, eşleri, anası babası kaldı. Bu devlet nerede?” diyor.

"ACIYI YAŞAYAN BİLİR"

“Biz de onlarla birlikte mücadele ettik. Evde de mücadele ettik. Emekli oldu ama yıpranma yok. Devletten milletten ses soluk yok. Kaldı bir ayları. Devlet madencileri neden görmüyor? İşlerine gelmiyor” diyen Cevriye Çoban şöyle devam ediyor: “Onlar Eynez’i biliyor. Her şeyde önce 301 işçiler. Onlar haklarını öyle ya da böyle aldılar.” Ancak Filiz Kale sözünü kesiyor ağlamaklı sesiyle, “Onu canı yanan bilir. Ne sen bilirsin ne ben bilirim. Biz sağ salim gitti mi, oraya vardı mı, orada sağ salim çalıştı mı eve geldi mi diye düşünüyoruz. İnsan her gün evden çıkarken helalleşir mi? Çocuğum derdi, babam niye helalleşiyor? Nereden bilsin helalleşmek ne... Bunu yaşayan bilir” diyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Erdoğan, AB'yi mültecilerle tehdit etti: Tutuşmayın, vakti gelince bu kapılar açılır

SONRAKİ HABER

Balçova'da kadın hakları tartışıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa