21 Ekim 2019 18:12

AABK Onursal Başkanı Turgut Öker: Alevilik yeniden yapılandırılmalı

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, Evrensel'in sorularını yanıtladı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Murat KUSEYRİ
Stockholm

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, İsveç'in başkenti Stockholm'de düzenlenen bir toplantıda Aleviliğin Avrupa ve Türkiye'de ütopyasından ve önüne koyduğu hedeflerden  uzaklaştığını, günün ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir yapılanmaya gitmesi ve önüne yeni hedefler koyması gerektiğini söyledi.

Son 30-40 yıl içindeki Alevi hareketinin gelişimini ve sorunlarını kitaplaştırmak için çalıştığını söyleyen Öker, ilk örgütlenmelerini sendikal mücadeleyi örnek alarak gerçekleştirdiklerini belirttikten sonra şu değerlendirmelerde bulundu.

”Alevi örgütlenmesinin sendikal hareketin tüzük ve programıyla amacına ulaşma şansı yok. Bizim örgütlenmemizi kendi öğretimizi esas alarak yapmamız gerekiyor. Alevi örgütlenmesinin kopyacılığı bir tarafa bırakarak bu güne cevap verecek bir biçimde yeniden yapılanması gerekir. Köylerde hayat bulan Alevilik artık büyük şehirlerde yaşamıyor. 30 yıllık birikimi kullandık. Dünün yolu, yöntemi ve söylemleriyle bugün bir yere varma şansımız yok. Bu nedenle Alevi hareketini üyelikten başlayarak program olarak hem inanç boyutu hem kültürel boyutu ve bütün alanlarında 30 yıllık birikimin ışığında yeniden yapılandırmamız lazım.”

Öker, Alevi hareketinin Avrupa ve Türkiye'de ütopyasından ve önüne hedef olarak koyduğu şeylerden uzaklaştığını, bugünün ihiyaçlarına cevap veren yeni bir yapılanmaya gitmesi ve önüne yeni hedefler koyması gerektiğini söyledi.

30 YILLIK BİRİKİM KAPSAMLI DEĞERLENDİRMELİ

Alevilerin 30 yıllık birikimi kapsamlı olarak değerlendirmeleri ve bundan sonra yapılması gerekenleri eğilip bükülmeden özüne uygun ve saygın bir biçimde  konuşmaları gerektiğini belirtti. Buna karşı çıkanların Aleviliğin yok oluşuna seyirci kallacakları uyarısında bulunan Öker, ”Bir köy inancı olan köy koşullarında hayat bulmuş Aleviliği siz 21. yüzyılda eskisi gibi yaşatamazsınız” dedi.

Toplantıdan sonra Evrensel’in sorularını yanıtlayan Öker, Alevilerin hesap sorma ve hak talep etme mücadelelerinin gündeme geleceğini sezinleyen devletin 1985 yılından beri bağımsız bir Alevi örgütlenmesini engellemek için pek çok girişimde bulunduğunu söyledi.

Ancak Alevilerin devlet güdümlü örgütlenmeye itibar etmemeleri ve kendilerinin oluşturdukları dernek ve örgütlenmelere gitmelerinin devletin planlarını bozduğunu söyledi.

DOĞAN DERİN DEVLETİN ALEVİLERE YÖNELİK KONSEPTİNİ SAVUNDU

Süleyman Demirel’in Alevileri düzenin sınırları içinde tutmak için İzzettin Doğan’ı görevlendirdiğini söyleyen Öker, ”1995 yılında İzzettin Doğan kısa adı CEM olan Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi'ni kurdu. Doğan derin devletin Alevilere yönelik konseptini savundu. Devletin dedelere maaş bağlamasını istedi. Tüm Alevi dünyası laik bir ülkede Diyanet'in olmaması gerektiğini ve kaldırılmasını savunurken o Diyanet'i meşruiyet kazandırmak istedi” dedi.

Öker, Doğan'ın ortaya çıktıktan sonra diğer Alevi örgütleriyle hesaplaşmayı önüne temel görev olarak koyduğunu belirterek şunları kaydetti.

CAMİ VE CEMEVİ PROJESİ DEVLETİN PROJESİYDİ

”Devletin bize yönelik söylemek istediği her şey de onun imzası var. Bizlere bunlar 'Ali'siz Aleviliği savunuyorlar, Bunlar ateist ve iç savaş çıkarmak isteyen Türkiye düşmanları' gibi suçlamalarda bulundu. Yobazlar Alevilere hangi hakaretlerde bulunuyorsa aynısını Doğan yaptı."

Fethullah Gülen ile işbirliği yaparak Camii ve Cemevi projesini gerçekleştiren Doğan'ın bitme noktasına geldiğini söyleyen Öker, ”Bu proje Fethullah Gülen ve İzzettin Doğan üzerinden gündeme geldi ama bir devlet projesiydi. Devlet kendisi doğrudan Alevi dünyasına giremediği için İzettin Doğan'ı kullandı. Doğan'ın Dersim ve çevresinde tanınmış bir ocaktan geliyor. Babası Demokrat Partili. Devlet 1960'lı yıllarda Doğan'ı hukuk  okuması için yurt dışına gönderiyor. Ocaklara mensup olanlardan bazıları bilinçli olarak yurt dışına eğitim almaları için gönderildi. Daha sonra onlara devlet içinde önemli görevler verildi ve böylelikle Aleviler devlete bağlanmaya çalışıldı" dedi.

YENİ RROJE İZZETTİN DOĞAN’IN SON ŞANSI

Öker, Devletin Camii ve Cemevi bir arada projesinin İzettin Doğan'ı bitirdiğini ve devlet tarafından gündeme getirilen yeni projenin Doğan'ın son şansı olduğu belirterek şunları kaydetti.

”Doğan, şimdi Alevi derneklerinin anarşist ve devlet düşmanlarının elinde olduğunu söylüyor. Aleviliğin kan ve soydan gelen kutsal bir emanet olduğunu olduğunu iddia ediyor. Alevilere kendi ecdatlarınıza sahip çıkın diyor. İran'daki Molla türü bir Aleviliği örgütlemek istiyor. Böylelikle Aleviliğin demokratik, çağdaş ve insancıl muhtevasını ortadan kaldırmak istiyor. Ben Alevilerin çağdaş olmayan, insan iradesi ve yaratıcılığını yok etmeye çalışan böylesi bir anlayışa prim vereceğini sanmıyorum. Bunun insanlığa bir yararı yok.”

Kürtler arasında köy koruculuğunun karşılık bulduğu kadar Aleviler arasında bu anlayışın çok sınırlı karşılık bulabileceği değerlendirmesini yapan Öker, ”Projelerine göre ilk aşamada 3 bin dedeye maaş bağlanacakmış. Bu 3 bin hane demektir. Ama çok fazla taraftar bulabileceğini sanmıyorum” dedi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Motorine 9 kuruş zam geldi, 7 kuruşu pompa fiyatına yansıyacak

SONRAKİ HABER

Mali'de askeri birliğe saldırı: 30 asker öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa