19 Ekim 2019 02:50

Makedon Şair Katitsa Külavkova: Edebiyat benim ifade özgürlüğüm

Şair Katitsa Külavkova’nın şiir kitabı “Çıplak Göz” Türkiyeli okurlarla buluştu. Külavkova’yla kitabı ve şiir anlayışı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

"Çıplak Göz" şiir kitabının kapağı

 

Paylaş

Kadir İNCESU

Şair, Denemeci, Edebiyat Kuramcısı Katitsa Külavkova’nın şiir kitabı “Çıplak Göz” Türkiyeli okurlarla buluştu. Maria Leontik ve M. Kansu tarafından Türkçeye kazandırılan kitap Usar Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Külavkova’yla kitabı ve şiir anlayışı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

Şiirin evrensel konulara diğer edebi metinlere göre çok daha yatkın olduğuna dikkat çeken Külavkova, “Çünkü içten geldiği için samimi, duygusal, görsel ve sembolik, müzikal ve ritüel olma eğilimi vardır. İnsani koşullarda, şimdiki dünyayı yargılamak, tüm tarihi ele almak gibi iddialar taşır.” diyor.

"YOLUM YAZARKEN ÖZGÜRLÜĞÜMÜ KORUMAKTIR"

Yetiştiğiniz çevre hayata bakışınızı nasıl etkiledi?

21 Aralık 1951’de doğdum. Ellilerin zamanı Makedonya ve Yugoslavya’da yeni bir istikrar dönemiydi. Henüz altı yaşımdayken şiir yazmaya başladım. O zamanlar ilkokuldaydım, çevrem tarafından olağanüstü bir çocuk olarak kabul ediliyordum. Kendimi topluluğa dahil etme yeteneğim vardı, ama aynı zamanda bireyselliğimi sürdürmek ve hayallerimin peşinden yürümek istiyordum. Bu yaklaşım hâlâ kişiliğimle ilgilidir. Ailemde, annem, babam ve üç kız kardeşimde bir tür ince uyum hakim oldu. Muhtemelen annem ve babam arasındaki aşktan dolayı, biz çocuklar özgürlüğümüzü koruyabildik. Benim yolum yazarken de özgürlüğümü korumaktır. Geçmişte böyleydi ve şimdi de böyle.

Bu etkinin yapıtlarınıza yansıması nasıl oldu?

Dünyanın ilk imgesi, varlığımızın ilk matrisi hayatta kalma ve kendini yeniden üretme yeteneğine sahip olmaktır. Benim durumum tam da buydu. Edebiyat benim ifade özgürlüğümdü. Edebiyat benim için zevktir. Farkında olmadıklarımın yazarken ayırdına varabilirim. Şimdi bile, son derece farklı zamanlarda, çoğu zaman uyumun karşısındaki sosyal ve kültürel koşullarda, kendimi edebi yazım içinde korumaya, teorik ve eleştirel araştırmalarla geliştirmeye devam ediyorum.

Şiirimin başlangıcında dünyaya açık gözleri vardı, görünür ve görünmez her şeye… Şimdi, altmış yıl sonra bile gözlerimi dünyaya açık tutuyorum. Şiirlerde, temelde paradoksal olan bu dünyayla temas halindeyim. Gerçeğe, tarihsel olana veya şimdikilere kayıtsız değilim, hayallere, hayali dünyaya, mitlere, kolektif hafızaya bağlıyım. Bu yüzden şiirim her zaman bir evrim, değişim ve vahiy sürecindedir. Benim için bir şiir yazmak, büyük bir değişim oyunu yapmak demektir. 

Yapıtlarınızın yabancı dillere çevrilmesi size ne hissettiriyor?

Her şeyden önce kendi şiirimde kendim olmayacağımdan korkuyorum. Neden? Çünkü çeviri diline aşina değilim, ya da hiç bilmiyorum. Şiirim güney Slav dillerine çevrilirken, örneğin çeviriyi yönetebilirim. Şiirimin Karadağ ve Sırp diline çevrilmesi aşamasında da öyle. Hatta bu dillerde yazabiliyorum. Fransızca veya İngilizceye çeviriler yaparken bazı önerilerde bulunabilirim. Ayrıca Rusça, Hırvatça, Bulgarca da bana yakın dillerden. Ancak çeviri dili Türkçe olduğunda güçsüzüm, örneğin tercümanlara tamamen bağımlıyım. Gerçek sonuç hakkında hiçbir fikrim yok, sadece tercümanlara inanabilir ve bir anlam açıklamak isterlerse onlara yardım edebilirim.

"ANA DİLLERİ VE ESKİ DİLLERİ KORUMAK ÖNEMLİ"

Şiire gerçek gücünü veren şairin anadili midir?

Her şair kendi dilinde evindedir. Dili değiştirebilir, ancak evini dilde yeniden inşa etmesi zor olacaktır. Bu nedenle ana dilleri ve Makedonca gibi eski dilleri korumak önemlidir, hatta bunlar büyük dil topluluklarında konuşulmuyor olsa da. En büyük yaratıcı şiirsel enerjim, Makedon dilimin dilsel enerjisiyle bağlantılıdır. Şiirleri tercüme etmek, tercüme edilmesini veya bu yaratıcı potansiyelin uyarılmasını sağlamak zorundayız. Şiirleri yaratan şair, dilsel ve estetik bir dünya yaratır.

“Az olalım / Bir olalım / Herşey olalım ...” dizelerinizin yaşam felsefenizi yansıttığını söyleyebilir miyiz?

Evet olabilir. Herhangi bir kimliğin, bu dünyalardan biri olan milletin koşulsuz birliğini korumak önemlidir. Çok fazla parçalanırsak, çok fazla ayrışırsak, çok fazla “balkanlaşmış” olursak, o zaman yıkım süreci sahnededir ve her şey mümkündür: Köle olmak, taklitçi olmak, bir koruyucunun hamiliğinde olmak, insanlık onurunu kaybetmek, ifade ve kendi kaderini tayin özgürlüğünü kaybetmek demektir

"TÜRK EDEBİYATI İLGİ ÇEKİCİ"

Ayten Mutlu ve Aysu Erdenile “Mozaik-Çağdaş Türk Şiirleri” ve “Mozaik Çağdaş Türk Öyküleri”ni Türkçe-Makedonca olarak hazırladınız. Makedonya’da Türk edebiyatının yeri nedir?

Makedon okurları için çağdaş Türk edebiyatı çok ilginç, hatta son derece ilgi çekici karşılandı. Orhan Pamuk, Elif Şafak, İskender Pala ve Ahmet Ümit’in romanları yaygın bir biçimde okur edinmiş durumda. Orhan Pamuk ve Elik Şafak popülerdir ve bazı romanları en çok satanlar listesinde yer almıştır. Zengin ve güzel Türk şiiri de iyi karşılandı, ancak otantik Türk seçimleriyle daha fazla dikkat ve sunum gerekiyor. Struga Şiir Akşamları’nda, 1974’te Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya Altın Çelenk Ödülü verildi. Fahri Kaya ve diğer eleştirmenler tarafından birkaç antoloji hazırlandı. Türk şiiri ve kısa öyküsü yayınlama projemiz kültürlerarası bir değiş tokuş oldu.

Not: Söyleşinin çevirisi Ayten Mutlu tarafından yapılmıştır.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Barış Akademisyeni Prof. Dr. Füsun Üstel beraat etti

SONRAKİ HABER

Mecliste 29 intihar girişimi yaşandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa